Aşkı Anlamak Gerek - Nail Asarkaya

Aslında bu yazım bana göre, benim alanımla ilgili değil… Ben daha ok hayatın kurallarına yönelik, nasıl desem bilemiyorum ki… Hayatı yaşamanın sebeplerini, sonuçlarını, güzelliklerini, risklerini falan anlatırım daha doğrusu anlatmaya çalışırım yazılarımda… Çok nadir olarak da olsa farklı tarzlar hikâyeler yazmaya çalıştım…

Şimdi ise benim ilgi alanım olmayan, konuşmaktan hep sakındığım, bu konuyla ilgili hususlarda hiçbir zaman kendi fikirlerimi çok açık bi şekilde gün yüzüne çıkarmadığım bir hususa parmak basmak istiyorum… Aslında bana sorarsanız ben bu konuya asla değinmez, bu konuyla ilgili hiçbir yazıyı kaleme almazdım… Ama geçenlerde bana canımdan yakın bir yeğenimden bana şöyle bir soru gelince “Abi şu 21 sene kime aşk gibi duygular besledin?” sanırım bu hususa da şöyle bir yüzüstü geçmem gerektiğini düşündüm… :)

Aslına bakarsanız bu hususta çok sık fikir alış-verişinde bulunmadığım ve kendimce pek tecrübeli olmadığımı düşünerek kelimeleri nasıl toparlasam diye düşünüyorum…

Aşk kelimesini ben çok göreceli bir kavram olarak görüyorum… Çünkü aşk kelimesi çok farklı anlamlarda kullanılabiliyor… Mesela şu hayatım boyunca nice insanlar gördüm ki para aşkıyla yanıp tutuşmaktaydılar… Yine onca insan biliyorum ki Allah aşkıyla huzur buluyorlar… Yani bu açıdan bakınca bana sorarsanız aşk kelimesi çok göreceli bir kavram… Zaten Türkçe’mizin güzel ve çok gizemli oyunlarından biridir bu… Hani bir kelimenin 1001 anlama gelebilmesi… :) Neyse…

Ama bir de karşı cinsten birisine aşık olmak söz konusu… Buradaki aşkta önemli olan; sevgi sözcüklerinin fazlalığı, ilerisi için gerçekleşemeyecek hayaller kurup yalnızca bunlarla yaşamaya başlamak ve onların peşinden umarsızca gitmek değil… Denilir ki “Aşkın gözü kördür…” Hayır… Bilakis bu hiçbir zaman suç üstlenmeye cesaret edemeyen insan oğlunun suçu başkasına yıkma arzusundan ileri gelen bir felsefedir… Aşk güzel bir duygudur… Ancak tam manasıyla yaşanır ve yalan yanlış hayallerle değil de karşılıklı bireylerin içindeki gerçek niyetlerle bir olursa güzel bir duygudur… Yoksa aşkın gözü kör olur tabi ki…

Nice hiç ayrılmayacakmış gibi birlikte olan yeni nesil aşıklar tanıyorum… Nice –güya- aşk sözleri sarf ediyorlar birbirlerine “Ben sensiz yaşamam…”, “Hayatımın tek anlamı… Sen olmadan ben bir hiçim…” Belki daha çok fazla sıralayabilirim size böyle söz… Ama sizin mesajı aldığınıza inanıyorum… Bu söylediklerinde bi gerçeklik payı olanlara değil kastım, ama –çok özür dileyerek yazıyorum- zırt pırt sevgili –yada aşık- değiştiren ve her değiştirdiği aşkına bu vb. söyleyenlerden ne hayır bekleyebilirsiniz Allah aşkına…?

Hani şöyle de düşünebilirsiniz belki eğer kelimeleri tam anlatmayı başaramadıysam, nasıl ki Tanrı’ya ibadet ederken yaptığımız ibadetin şeklinden öte önemli olan ibadetimizdeki niyetimizin samimiyeti, içtenliği, doğrulu değil midir? İşte aşk da benim için böyle bir maneviyata sahip olduğu için, aşk acısı çekmedim, birinin aşkından yanıp tutuşmadım, birine “Ben sana aşığım…” deyip ertesi gün –bilemedin ertesi hafta hadi taş çatlasın ertesi ay- bir başkasına o sözleri sarf etmedim… Zaten askere gidip gelmeden de düşünmek istemiyorum böyle aşk konuları… Zira daha önce de söylemiştim, gidip gelmemek de var… ;)

Velhasıl, kıssadan hisse, aşk gerçekten yaşanmadıkça kocaman anlamsız bir boşluğa benzer… Ne kadar sevgi sözcüğü, ne kadar sevgi dolu gün yaşanmış olursa olsun… Yaşanan aşktaki duygular gerek bir anlam taşımadıkça, yaşanan şey aşk olamaz…


Nail Asarkaya

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 346
favori
like
share