Namaz ve zekatın önemi - islami kıssalar

Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor:

“Resûlüllah (s.a.v.) vefat ettikten sonra Hz. Ebû Bekir (r.a.) halîfe seçildi. Araplardan bir kısmı (namaz kılarız, oruç tutarız, hac ederiz amma, zekâtı vermeyiz deyip inkâr ederek) dinden çıktı. Ebû Bekir (r.a.) de onlarla savaşmaya karar verdi. Bunun üzerine Ömer (r.a.)forum.vatan.tc

— Resûlüllah (s.a.v.)forum.vatan.tc ‘Ben, insanlar lâ ilâhe illAllah deyinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum. Bunu söylediklerinde mallarını ve canlarını benden korurlar. Ancak İslâm’ın hakkı hâriç. Artık hesapları da Allâh’a kalmıştır’ demişken, nasıl olur da sen bu insanlarla savaşırsın? diye itiraz etti.

Hz. Ebû Bekir (r.a.) de Hz. Ömer (r.a.)’e şöyle cevap verdi:

— Vallâhi namazla zekâtın arasını ayıranlarla savaşacağım. Çünkü zekât malın hakkıdır. Vallâhi Resûlüllah (s.a.v.)’a vermekte oldukları ‘anak’ı (bir yıllık oğlağı veya az bir şeyi, yani zekâtı) bana vermekten yüz çevirirlerse, onu almak üzere onlarla savaşacağım.

Daha sonra bu hâdise üzerine Hz. Ömer (r.a.) şöyle demiştir:

— Vallâhi Ebû Bekir’in savaşmak mevzuundaki bu görüşünün, Allâh’ın ona ilhâmından başka bir şey olmadığını gördüm ve anladım ki, o görüş doğruymuş.” (Buhârî, Kitâbü’z-Zekât, 1. bölüm, 1399. rivâyet)

Görüldüğü üzere, Hz. Ebû Bekir (r.a.)’e nazaran zekât, malın bir hakkıdır. İslâm, zenginin malından belli bir miktarı alıp fakir ve muhtaçlara vermeyi emretmiş; bu sebeple zekât, aynı zamanda İslâm’ın bir hakkıdır. Namazla zekâtın arasını ayırmaya kimsenin hakkı yoktur. Kur’ân-ı Kerim’in birçok yerinde namazla zekât birlikte zikrolunmuştur. Her mü’min, şayet üzerine farz ise, mutlaka zekâtını vermekle mükelleftir. Onun içindir ki Hz. Ebû Bekir (r.a.)forum.vatan.tc halîfeliği esnasında zekât vermekten yüz çevirenlerle, zekâtı tahsil edinceye kadar savaşmıştır.

16 Aralık 2000 Fazilet Takvimi

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 381
favori
like
share