[FONT="Arial Narrow"]


Her şey değişmiş gibiydi. Ormanın kenarındaki sık ağaçlarla kaplı evime nihayet geri dönmüştüm. Çocukluk ve gençlik duygularımızın bizi delicesine çılgına çeviren zamanlarında, derin ve sessiz bir sükunet içerisinde teker teker terk etmiştik kardeşler olarak evimizi.
Gitgide uzaklaşan duygularımız korkulu bir rüyaya dönüşmek üzereyken, dörtnala uzaklaşmıştık gecikmiş zamanlar evinden. Kızgınlıklar, dargınlıklar boy göstermeye başlamıştı. Evimizi terk etmeye nasıl cesaret edebilmiştik; yıllardır bu sorunun cevabıyla yaşıyordum.
Şimdi buradayım. Ve, evime bakınca hiçbir zaman gerçekleşmeyen genç kızlık hayallerimi görebiliyorum. Meral ablam ikinci katta, rüzgarın uğultusunun bol olduğu sevimli bir odada yatıyordu. Yanı başındaki yerleri oymalı mermerden kaplı bir odada Zeral ablam yatıyordu. Meral ablam gibi değildi Zeral ablam. Hani bazı şeyler insanın kanında vardır derler ya! Zeral ablam babama benziyordu. Kızdığı zaman öfkesi yükselir, sesinin tonu dayanılmaz bir hal alırdı. Kuralları ile yaşar, bizimde o kurallara uymamız için hızlı hareket etmemizi isterdi ve buna uymamızı beklerdi. Hiçbir zaman duygusal ilişkiler kurmaz, sadece homurdanırdı. Meral ablamla işimiz ne zaman biterse geri kalan işlerden sıyrılmak için kaçış yolları arardık kendimize. Fakat Zeral ablamın peşimizi bırakmaya hiç niyeti yoktu.
Oysa Meral ablam, hayallerinde bile yaşayamayacağı kadar büyük mutluluklar peşindeydi. Tam tepede oturduğumuz için bahçemiz bol rüzgar alırdı. Meral ablam bahçede gezinirken altın sarısı saçları buğday başakları gibi rüzgarda savrulup durur; pencereden saçlarının savruluşunu izlerdim. Arkasından seslendim mi geriye doğru dönüp bakmasıyla, gülümsemesi ile yüreğime sevgi dağıtırdı.
Ne güzel günlerdi o günler. Her biri hayatımı etkileyerek geçti. Ne olduysa bir arara evimizde soğuk rüzgarlar esmeye başladı.
Yağmurlu bir günde bu evde bastırmaya çalıştığı duygularını daha fazla frenleyemeyeceğini anlayan Zeral ablam, evi terk etti. Oysa onu hiç evi terk etmez sanıyordum. Uzun yıllar ondan hiç haber alamadık. Yatağının başucundaki etajerde en son okuduğu kitap 7 yıl boyunca gelip okunmayı bekledi. Ama gelmedi. Tıpkı bizim hikayemiz gibi bu hikayede yarım kaldı.
Günün birinde bu evde mutlu olduğunu sandığım Meral ablam, daha bir aydır tanıdığı kendinden on yaş büyük olan birinin evlilik teklifini aptallık edip geri çevirmemeye karar verdi. Babam daha kim olduğunu bilmediği biriyle ablamı evlendirmek istemiyordu.
Dışarıda şimşeklerin çaktığı bir sırada, evimizin içindede korkunç sesler duyulmaya başlandı. O suskun ablam babamın hayır cevabı karşısında deliye dönmüş, eline aldığı bir makasla kendini öldüreceğini söyleyerek ortalığa tehditler savuruyordu. Kızının kararından vazgeçmeyeceğini anlayan babam sırtını duvara yaslayarak yana çekildi ve ablam evin kapısına doğru yönelerek koşarak, arkasında dahi bakmadan evden çıktı gitti. Koridorda öylece kalakaldık annem ve babamla.
O günden sonra kulaklarımın içerisinde ablamın bağırışlarına dahil başka bir şey duymuyordum. Kim olduğumu unutmak üzereydim. Bedenimi saran terk edilme korkusu ile yaşamak zorunda kalışım, ablalarımın evi terk edişlerinden sonra, bu evde yaşamak için dengemi sağlayabilmekte güçlük çekiyordum.
Bedenimi tanımadığım duygular sarmaya başlamıştı. Ablalarımla çok iyi geçinemiyordum fakat; onların varlığı benim bu evde güvenliğim için yeterliydi. Onların gidişiyle hareket yeteneğimi kaybetmiştim. Yüreğimde bir şeyler inim inim inliyordu. Karşılık veremiyordum artık bu iniltiye. Canım yanıyordu. Yapayalnız kalmıştım.

Yazan: Melodi Akçay

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 296
favori
like
share
KaRaKıZ Tarih: 18.09.2009 10:30
sagol ablacim