İnsanlar neden kalabalıklarda kayboluyor sürekli ve neden üzgünler?


Kendi hikayelerinin tutsağı onlar.Herkes yaşamın asıl anlamının,
sunulanı yaşamak olduğunu olduğuna inanıyor.Yani ellerine verilmiş bir
planda yaşıyorlar bilerek ya da bilmeyerek.Bu olanın kendi planlarımı
olduğunu, yoksa bir başkası için mi yapıldığını asla sorgulamıyorlar.
Deneyimler, anılar, diğer insanların fikirlerini, sadece gözleriyle
gördüklerini kalıplaşmış bir çevrede dönerek topluyorlar, hayatlarına
katmak için, ya da bunların kendi hayatları olduğuna inanabilmek için...

Bu belki de başa çıkabileceklerinden çok daha fazla oluyor.Ve işte bu
nedenle hayallerini unutuyorlar....

Karşıtlık bir tür özdeşliğe dönüşüyor..yani karşı oldukları ve
belki de inanmadıkları ve asla istemedikleri hayatları yaşıyorlar...

ve daha beteri bu yaşadıkları hayatla özdeşleşiyorlar.
Mutsuzlar çünkü bir hayallerini gerçekleştirmek yerine sıcak
koltuklarında kendilerine sunulanı, toplumun doğrularını, inançlarını,
devletin dayatmalarını yaşıyorlar...

Mutsuzlar çünkü mutlulukları maddeye bağlı, ve bazen bu
madde hayatlarının tek amacı oluyor..yazık hayatlar, paramparça
yürekler, tutsak olmuş beyinler...

Tutsak olmuş hayatlar, tutsak olmuş kısa, hüzünlü, mutlu,
mutsuz hikayeler...

Kendi hikayelerinin tutsağı olanlar...
Kendine tutsak insanlar...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 244
favori
like
share