Noel zamanı yaklaşıyordu. California Santa Barbara’da, Heaven çiftliğine yeni taşınmıştık. Bu seneki Noel’i yeni evimizde kutlayacaktık. Kardeşimle kavga etmiştik. Küçük kardeşim Katherine, kavgamızdan sonra benimle bir daha konuşmayacağını söylemişti. Aynı ev içerisinde ismimi dahi ağzına almıyordu. Ne yaptımsa, ona oyuncaklarımın gecenin bir yarısında canlandığını ispatlayamamıştım. İnanmıyordu. Bu yüzden benimle dalga geçiyordu. Hakkımda hep kötü şeyler söylüyordu. Bir gün aptal, bir gün şapşal, bir gün yalancı ve daha birçok beni aşağılayıcı söz söylüyordu.
Oysa, uzun zamandır hiç sahip olmadığım kadar, yeni taşındığımız evimizde güzel duygular içerisindeydim. Oyuncaklarımla mutluydum. Kardeşim beni sorunlu biri olarak görüyordu. Kardeşimin bütün tatsız düşünceleri ve bana olan tutumu karşısında, onunla oyun oynamaktan vazgeçmiştim. Artık onu oyunlarıma davet etmiyordum.
Ona, odamda beni rahatsız etmemesini söylemiştim. Fakat, kardeşim Katherine gece yarısı olduğu zaman yatağından kalkıyor ve odamın kapısını çalarak beni rahatsız ediyordu. Bu sırada oyuncaklarım Ayı Bobo, Kovboy Smith, Ördeğim Viki, Zürafa Bigıl, Panda Mami, Tavşan Blue, Kedim White, Geyik Pearl, Noel Baba Santa, bebeğim Carmen, kurşun asker Bill, arkadaşım şarkıcı Johnny Guitar ve burada eskiden bu evde yaşamış çocuklardan kalan oyuncaklarım, babama onlar için özel yaptırmış olduğum oyuncak evime korkuyla geri dönüyorlardı.
Katherine aniden kapıyı açarak – Hani! oyuncakların nerede? Canlı değiller ya. Oldukları yerde duruyorlar. Neden yalan söylüyorsun diye canımı yakmaya, beni üzmeye çalışıyordu.
Ne yapsam onu inandıramıyordum. Sanki benim mutsuz olmamı istiyordu. Katherine’nin bana karşı davranışlarını anlayabilseydim, her şey çok daha kolay olacaktı. Fakat, o bana bu fırsatı vermiyordu.
Eskiden çok iyi arkadaştık. Her şeyimizi paylaşırdık. Fakat, annemiz babamızdan ayrılıp, George amcayla evlenince ve yeni kardeşimiz Samuel doğunca, biz babamla Heaven çiftliğine taşınmıştık. Burada davranışları değişmişti. Katherine’nin bana karşı bu kadar anlayışsız olabileceğini hiç düşünmemiştim. Yeni evimiz kardeşimle ilişkimiz konusunda bize uğur getirmemişti.
Fakat, ben buraya taşındığımızın ertesi gecesi oyuncaklarımın canlandığını ve oyuncaklarımdan arkadaşım Johnny Guitar’ın bana
- Haydi kalk! Seninle oynamak istiyoruz dediğini duyunca şaşırmıştım.
O zaman bende kardeşim gibi tepki vermiştim. İnanmamıştım. Ama, hepsi yerlerinden teker teker yürümeye başlayınca, bu gördüklerimin bir rüya olmayacağını anladım. Ve Johnny Guitar’ın oyun teklifini kabul ederek, diğer oyuncaklarımla birlikte oynamaya başladım.
En garip olanı da, benim o geceye kadar oyuncaklarımın canlı olduklarını görmemiş olmamdı. Fakat, bu işte bir tuhaflık vardı. Daha önce oturduğumuz evde böyle bir olay başıma gelmemişti. Heaven çiftliğinde sanki bir sihir, oyuncaklarımın canlanmasına sebep olmuştu. O gece oyuncaklarımın yüzlerindeki şaşkın bakışlarına, benim şaşkın bakışlarımda ekleniyordu. Yeni taşındığımız evimizde oyuncaklarımın neden burada canlandıklarını onlara sormak hiç aklıma gelmemişti.
Fakat bir gece yarısı Johnny Guitar’a bu durumu merak içerisinde sordum. Johnny Guitar ve burada tanıştığım oyuncağım Geyik Pearl,
- Heaven çiftliği kuzey yıldızı eksenine yakındır. Ve kuzey yıldızında Peri Merry yaşamaktadır. Peri Merry, bu civarlarda gece ışıkları sönen evlerdeki çocuklara, karanlıktan korkmamaları için ışık saçar. Peri Merry’nin ışığı öyle güçlüdür ki, gecenin bir yarısı uykularından ağlayarak uyanan, bazı gecelerde de karanlıktan korkan ve bu yüzden uyuyamayan çocuklar olursa, onlara arkadaşlık etmemiz için bizleri canlandırır. Fakat Peri Merry’i kimse görmemiştir. Bu oyuncaklar arasında bilinir demişti.
O geceden sonra artık her gece oyuncak arkadaşlarımla oynuyor ve annemi özlediğim gecelerde Peri Merry kuzey yıldızından bana ışık saçıyordu. Kardeşim Katherine’ninde bana inanmasını çok istiyordum. Fakat, o bana inanmıyordu. Onunla aramız iyi olduğu ve onun hakkında öyle düşünmediğim halde, ona beni kıskanıyorsun demiştim. Bu aramızdaki bardağı taşıran son damla oldu. O günden sonra iki hafta oldu hiç konuşmadık. Kardeşimle oyun oynamayı çok özlemiştim. Oyuncaklarımla oynuyordum ama, Katherine’nin eksikliğini hissediyordum. Noel de yaklaşıyordu.
Ne yapıp, ne edip onunla barışmalı, oyuncaklarımın canlandığını ona ispatlamalı ve bu Noel’i dargın geçirmemeliydik. Katherine’de oyunlarımıza davet etmeliydim. Arkadaşım Johnny Guitar üzüldüğümü görüyor ve bana bu konuda yardım edebileceğini söylüyordu. Haklı olduğum halde onu kaybetmemek adına gerekirse, ondan çok çok özür dileyecek, ona ihtiyacım olduğunu söyleyecektim.
Arkadaşım Johnny Guitar ve diğer oyuncaklarım bir plan yaptılar. Babamın evde olmadığı bir gece yarısı oyuncaklarımdan Kedi White ve bebeğim Carmen’ide alarak mutfağa gittim. Onları mutfak masasının üzerine bıraktım. Küs olduğumuz halde, kardeşime karnın acıktıysa sana bir şeyler hazırlayabilirim dedim. Yüz ifadesinden benimle konuşmaya ve barışmaya niyeti yoktu. Fakat, bu küskünlükten zararlı çıkacağını bildiği için, karnının açlığı üstün gelmişti.
Uzun zaman sonra şimdi ikimizde baş başaydık.
Kardeşim Katherine biraz bekle! reçel kalmamış kilere gidip alıp geliyorum dedim. Fakat gitmedim. Mutfağın köşesinden onları gözetliyordum. Bebeğim Carmen ve Kedim White tam karşısında hiç hareket etmeden oturuyorlar, ona bakıyorlardı. Katherine biraz sonra olacaklardan habersizce onlarla
- Şimdi siz canlısınız öyle mi diyerek dalga geçiyordu.
Kilere gidip gelmiş gibi yaparak, Katherine reçel kalmamış, sen bir kere daha dolaba bakar mısın derken, ben mutfaktan çıkıyor gibi yapıp, onları gözetlemeye devam ediyordum. Bu sırada kedim White ve bebeğim Carmen masadan aşağıya atlamışlar, mutfak tezgahına oturmuşlardı. Katherine arkasını döndüğü anda onları yerlerinde göremedi. Şaşırdığı yüzünden belli oluyordu, fakat, biraz inanmamak için inat ediyordu. Benim orada olmadığımı bildiği halde, bunu sen yapıyorsun Clair. Bu oyunu bana yapma, hiç hoş değil diyordu.
Reçeli bulamayınca, arkasını dönmüş kavanozdan kurabiye almaya giderken, oyuncaklarım yerlerinden yine hareket ettiler ve mutfak masasına tekrar oturdular. Katherine iyice kızmaya başladı. Onu daha fazla kızdırmak ve üzmek istemiyordum. Odamdan geliyormuş gibi ses çıkarıp, onu bunları benim yapmadığıma inandırmak istiyordum. Yanına gittiğimde gözleri korkuyla bana bakıyor
- Sen iyi bir oyuncusun diyordu.
-Dur! Dinle! beni Katherine dedim. Sana anlattıklarımın hepsi doğru, oyuncaklarım canlı. Bak! sende gördün. Hem ben yanında yoktum ki diyor, onu ikna etmeye çalışıyordum. Bak şimdi! Kendi gözlerinle göreceksin derken, bütün oyuncaklarım mutfak kapısının oradan yürümeye başladılar.
Korkulu gözleri gitmiş, şaşırmıştı kardeşim. Mutfak masasından bebeğim ve kedim de ayağa kalkıp yürümeye başlayınca, Katherine olamaz Clair, oyuncakların gerçekten canlıymışlar deyip, bir ara küçük bir baygınlık geçirmişti. Kendine geldiğinde, oyuncaklarım ve ben onun etrafındaydık. O gün kardeşim, benim yalan söylemediğime inandı. Ayrı olan odalarımızı birleştirdik. Artık aynı odada yatıyor, arkadaşım Johnny Guitar’ın, gitarıyla çaldığı müziklerle hep birlikte dans ediyor ve iki gün sonra kutlayacak olduğumuz Noel için oyuncaklarımızla beraber hazırlıklar yapıyor, diğer yandan da oynuyorduk.
Bu gecede annemi özlediğimiz gecelerden birisiydi. Uyuyamıyorduk. Oyuncaklarımızla gecenin karanlığında gökyüzüne bakarken, ilk defa kuzey yıldızındaki Peri Merry’i gördük. Bize el salıyor ve göz kırpıyordu.
“Biliyor musunuz çocuklar, belki bu masalımızdaki gibi oyuncaklarında bir dünyası var. Belki de, birçok çocuğun onlara arkadaşlık eden oyuncakları var. Masal bu ya…. Neden olmasın….”


Yazan : Melodi AKÇAY

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 701
favori
like
share
KaRaKıZ Tarih: 18.09.2009 13:22
offfffff çok uuzn söz okucam sağol