Yıllar sonra tekrar Venedik’e dönüp geldiğimizde Venedikli Aşk Sihirbazı Gondolcu Adriano oradaydı.
Uzun zaman olmuştu. Çoluk çocuğumuzu da peşimize takarak, tekrar görmek istediğimiz Venedik te olmanın mutluluğuyla insanların arasına karışıyorduk. Bu durumdan gayet çok hoşnuttuk. Mutlu günler ve bir hafta bizleri bekliyordu. Yıllar önce, balayımızda bizim güzel günler geçirmemizi sağlayan Gondolcu Adriano, hala delikanlı gibi gondolunun başındaydı. Hayal aleminin bir parçası, aşk sihirbazıydı Adriano. Venedik’e gelen yeni evlenmiş ve evliliklerinin yıldönümlerini kutlayan çiftler için, gözü kapalı bir şekilde bocalıyordu.
Balayımızda bize söylediği; benim gondolumda aşk, sihir vardır, bir gün yine geri geleceksiniz buraya sözüyle haklı çıkmıştı. Balayımız boyunca Venedik’te kanallar içerisinde gondoluyla dolaşırken söylediği bütün sözler içtenliğinin bir ifadesiydi. Ela gözleri sanki gökyüzünü delip geçecekmiş gibiydi. Biraz kırlaşmış saçlarıyla, yıllardır Venedik’te gondolculuk yaparak aşk dağıtıyor ve bunun keyfini çıkarıyordu. Gondoluna binen tüm insanlara, ruhundaki bütün güzellikleri hayallerle yaşatıyordu. Müşterileri, onun anlattıklarıyla içlerindeki büyük aşklarını ortaya çıkarıyorlardı. Evliliklerinden veya ilişkilerinden vazgeçmek ve son bir kez daha deneyelim diyerek Venedik’e gelenlere, izledikleri yolun yanlış bir yol olabileceğini, seçimlerinden sonra pişmanlık duyabileceklerini anlattığı güzel aşk hikayeleriyle, birbirleri için ne kadar değerli olduklarını kanıtlıyordu.
Kim bilir? bizden önce ve bizden sonra kaç kişiye bu hikayeleri anlatıp beraberliklerinde etkili olmuştu. Gondolcu Adriano da garip, insanları ona çeken bir hava vardı. Venedik’te onun gibi bir çok gondolcu olduğu halde aşıklar ve turistler daha çok Adriano’yu tercih ediyorlardı.
Güzel bir Temmuz sabahıydı. Keyfimiz yerindeydi. Yaptığımız planlar doğrultusunda, Venedik hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorduk. Balayımızdayken her yerini gezip göremediğimiz Venedik’in ayak basılmayacak bir tek noktası kalmamalıydı. Venedik’te San Marco meydanındaki cafelerden birinde otururken, genç delikanlı Kazanovaların, genç kızlara yaptıkları kurlarını, meydandaki güvercinlerin havada taklalar atarak uçuşmaları izlemek bu şehrin aşk şehri olduğunu yansıtmaktaydı.
Venedik Adriyatik denizi kıyılarında İtalya’ya bağlı kanalları, gondolları ve gondolcularıyla ünlü birçok adacıktan oluşan şehriydi. Kanallar etrafındaki tarihi binaların ve evlerin mimari dokusuyla sanki eski zaman diliminde yaşar gibiydik.
Aşıkların üç hayal şehri vardı. Birincisi Paris, ikincisi Venedik, üçüncüsü Roma idi. Bizde Venedik’i tercih etmiştik. Evliliğin nasıl bir şey olduğunu çocuklarımızla birlikte, bu aşk şehrinde gezerken daha da iyi anlıyorduk. Bir sihir vardı sanki bu şehirde. Gruplar halinde turistler tura çıkmış, bu eşsiz manzaranın keyfini yaşıyorlardı. Grup halinde turla çıkmayı tercih etmemiştik. Kimseye bağımlı kalmadan, istediğimiz yerde gezip, istediğimiz kadar kalacaktık.
Küçük kız çocuğum Çiğdem, yeni tanıştığı insanlara karşı oldukça ilgiliydi. İstediği zaman her yaşta arkadaş grubu yaratabilirdi kendine. O sırada Gondolcu Adriano’yu arıyorduk. Eşim ve ben bu mükemmel insanı tekrar göreceğimiz için sevinçli ve bir o kadar da şaşkınlık içerisindeydik. Küçük kızım Çiğdem sımsıkı elinden tutmuş Gondolcu Adriano’yla geliyordu. On beş yıl sonra Adriano’yu tanımakta zorlanmamıştık. Boynundaki kırmızı fularıyla yine eski Adriano’ydu. Şaşırmıştık. Küçük kızımız yine kaşla göz arasında kendine bir oyun arkadaşı bulmuştu. Fakat anne ve babasına güzel günler geçirten Adriano’yu kader mi onunla birlikte yollamıştı acaba diye düşünmeden edemedik. Her ikisi de mutlu bir şekilde geliyorlardı. Yüzlerindeki ifade, gayet birbirlerinden memnun olduklarının göstergesiydi.



Yazan : Melodi AKÇAY

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 249
favori
like
share