Ebulgazi Bahadır Han Secere-i Terakime (Türklerin Seceresi) adlı eserinde "Khizir Eli oymakları içinde bir Kürt boyuna Kürtler derler.Kürtler geniş bir coğrafyada Türklere bağlı "tire", "oymak", "uruğ" "boy" olarak yaşamışlardır.

a) Macar araştırmacılar, Macaristan’da 18 Çekoslovakya’da 5 Kürt adlı Türkmen Oğuz köyü belirlemişlerdir.

b) Orhun anıtlarının yakınında, tarih olarak daha eski Yenisey anıtlarından Elegeş anıtları da Göktürklere bağlı oymağın kağanı Alp Urungu açık bir Türkçeyle kendisini "Kürt" olarak tanıtmıştır. '(732 öncesi)

c) Aslen Türk olan Kalaçlar, Gürler gibi büyük oymaklar tarihin bazı dönemlerinde bazı coğrafyalarda Kürt olarak isimlendirilmişlerdir.

d) Ebulgazi Bahadır Han Secere-i Terakime (Türklerin Seceresi) adlı eserinde "Khizir Eli oymakları içinde bir Kürt boyuna Kürtler derler. Anlar Kızıl Çura'nung neslinden tururlar"

e) Doğu Buhara'da Kend-i Kürt ve Kırımda da Kürt isimli köyler mevcuttur.

f) Afganistan Türkleri arasında incelemeler yapmış olan Gunnar Jarring, bugün en soylu Kürt aşireti olarak tanımlanan Mukrileri,Tumanoviç'e dayanarak Göklen Türkmenlerinden gösterir.

g) 1922'de Sovyetlere baş kaldıran ve Kürt denilen Seneklilerin Türk oldukları ve Türkçe konuştukları belgelenmiştir.

h) Şerefname (1576) "Kürt Döğeri" tabiri kullanır. Döğerler büyük Oğuz boylarından' biridir. Osmanlı Tahrir defterleri kayıtlarında da Kürt Döğerler arasında yaygın isimlerin Gün-doğmuş, Budak, Kaya, Yağmur, Bayram, Durmuş, Dündar, Karkun olduğu belgelenmiştir.

ı) Bugün Maraş'ın Pazarcık ilçesinde 20 Kürt köyünü kurmuş olanlar KILIÇLI Kürtleridir ki bunlar önemli bir Oğuz boyudur ve Osmanlı tahrir defterlerinde Türklükleri açıkça bellidir.

j) VII. y.y. yazılmış "Ağvan Tarihinde" Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan toplulukların şu ifadeden de anlaşılacağı üzere Türk oldukları açıktır. (Ermeni Tarihçisi Moisey) "Bu topluluklar uzun saçlı mahir, ok atan kimseler olup, taştan koç, at vb. heykeller yansıtmada da oldukça usta idiler. En büyük ilahlarına KHAN (han)-TANRI derler"

k) ll. ve l6ncı yy. da Doğu ve Güneydoğuda yerleşik Oğuz-Türkmen beylikleri ve Devletleri şunlardır; 1. Yukarı Fırat'ta Saltuklar (1072-1202) 2. Aşağı Fırat'ta Mengücekler (1080-1228) 3. Bitlis ve Erzin'de Dilmaçoğulları ( 1084-1393) 4. Van bölgesinde Sökmenliler (Atlahşahlar) 1110-1207) 5. Diyarbakır'da Yınaloğulları (1098-1183) 6. Harput'ta Çubukoğulları (1085- 1113) 7. Doğu ve Güneydoğuda Artuklar (12-14.y.y.) 8. Karakoyunlu Devleti (1365-1469) 9. Akkoyunlu Devleti (1469-1508)1) Anadolu’da mevcut 119 "Kürt" isimli köyün büyük çoğunluğu Batıdadır. Bunların bir kısmını yerinde inceleyen Prof.Mehmet Eroz, incelediği köylerin halkını tamamen Türkmen olduklarını ve Türkçe konuştuklarını belgelemiştir.

m) Kuşadası'ndaki Türkmen mahallesini kuranlar Bozulus Türkmenlerine mensup "Kürt Mihmatlu Oymağı"dır. Artvin, Yusufelinde Tünges köyündeki Kürt isimli mahallede Türkmenler oturmaktadır.

n) Alman Bilim adamı De Groo't'un verdiği bilgiye göre Orhun anıtında mevcut 532 kelime bugünkü Anadolu Kürtçesinde kullanılmaktadır ve Yenisey antlarında Uygur hakanı "Ey Kürt Beyleri" diye seslenmektedir. Oğuz Hanın 24 torunundan birisini adı da “KÜRT'dür. (Prof.A.Taner Kışlalı, Cumhuriyet 16.10.1998)

o) 451 yılında Kafkasya'dan gelerek Mugan'n güneyinde yurt tutan ve Balasagun şehrini kuran Ak-Hunlara Arap kaynakları Ekrad-ı Balasagun derler. Ekrad Arapça’da Kürtler anlamına gelirse de Arap İranlı, Osmanlı tarihçiler "ekrad" kelimesini "konar-göçer" aşiret anlamında kullanmışlardır.

p) Doğu ve Güneydoğuda çoğunluğu Oğuz, Türk, boy, uruk, oymaklarından alınma isimlerle ve eski Türkçe ile anılan yerle-şim birimleri, ırmak, su, vadi, çeşme, isimleri Batı Anadolu’dan daha yoğundur. Örneğin: Türkmen yaylası, Kırgız Tepesi, Kıpçak Çeşmesi, Timur Tepeleri, Türkmen Deresi, Döğer, Avşarlı, Çepni, Tirik, Bayatlı, Beydilli, Tırgeş(Turgeş) Koçkar, Karabörk, Akrak, Ekrer, Totos, Kobi, Mama, Kızık, Bozcalı, Kozan, Ulaş, Kongur, Acar, Çakıran, Kapanlı, Oyratlı, Kaskan, Tonguz, Sıp, Yatağı, Tarhan, Tutuk, Karaçar, Kaskan, Tevkan, Sökmen, Karduk, Sarvan, Suvarlı, İspir vs. Daha yüzlercesi sayılabilecek bu etnik kökenli ve 1000 yıla yakın geçmişe sahip bu isimler Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki Türk-Kürt kenetlenmişliğinin çok değerli tanıklarıdır.

r) Kürtçe yapısal olarak da Oğuz Türkçesinden önemli ölçüde etkilenmiştir.

s) Kürtçe'deki kelimelerin %40'ı Türkçe ve Türkçeleşmiş kelimelerdir. Bugünkü Kürtçe'de de Türkçe kelime sayısı kullanılan Türkçe'den fazladır. KürÜer'mde, Türk'ler gibi neredeyse tamamı müslümandır. Kürtlerin yaklaşık %90'ı Sünni’dir. İslam dinine son derece bağlıdırlar. İslami değerler iki toplumu birbirine yaklaştıran en güçlü bağlardır. İslamı; kendi yaşam tarzı içinde yoğurarak, töre ve gelenekleriyle birleştiren kırsal kesim Türkmeni, Anadolu insanının bir inanç kurumu olan Alevilik de Kürtlerce paylaşılır. Türklere mahsus 24'lü toplumsal-idari düzene Kürt aşiretleri arasında da rastlanır. 12 hayvan esaslı Türk takvimi Kürtlerde de mevcuttur. Atalar Kültü, Yersu Kültü, Ateş Kültü inançları Kürtler ve Türklerce paylaşılır. Yapılan Folklor araştırmalarında atasözleri, tekerleme, bilmece türkü ve maniler, düğün ve yas törenleri, mezar taş-lan, cirit, sinsin, aşık gibi oyunlar ülüş gibi gelenekler, al karası gibi inançlar Kürtler ve Türkler arasındaki kültür paylaşımını kanıtlamıştır. Nevruz Türklerin ve Kürtlerin ortak bayramıdır. Türk Cumhuriyetlerinde görülen " kırmızı, sarı, yeşil " renge tutkunluk Kürtler arasında da yaygındır. Davul, zuma ve bağlama iki toplumunda vazgeçilmez müzik enstrümanlarıdır. Zaman içinde çeşitli tarihi ve sosyal nedenlerle Türkleşen Kürtler, Kürtleşen Türkler olmuştur. Kürtleşen Türklere örnek olmak üzere Ziya Gökalp'in 1920'lerdeki tespitlerini aynen aktarmakta yarar vardır. Son olarak: Pek çok Batılı ülkenin 1800 lü yılların başlangıcın- dan itibaren giderek artan bir yoğunlukla Kürtlük konusunu tüm yönleriyle araştırmaya başladığı ve bu konudaki "temel verileri" 1930'lara gelmeden tamamladığı ders alınması gereken bir gerçektir. Batılı ülkelerin sadece Kürtlük değil dünyanın neresinde olursa olsun, kendi çıkar bölgelerindeki tüm etnik unsurlarla ilgili politikaları; önce bilimsel araştırmalarla gerçeği tespit etme temeline dayanmıştır. Böylelikle; gelişmeleri doğru yorumlama, gerektiğinde çıkarları doğrultusunda yönlendirme, gidişatı denetleme gibi konularda sağlam dayanaklara, bilimsel verilere isnat eden politikalar üretme imkanına sahip olmuşlardır. Nüfusunun %10'u Kürtlerden oluşan, yoğunluk olarak değilse de, sayısal olarak bir çok etnik gurubu barındıran Türkiye, bu konuda rasyonel hiçbir temel geliştirmemiştir. Dünyanın pek çok ülkesinde bugün de etnik gelişmeleri, oluşumları izleyen, değerlendiren, bu konularda araştırmalarını sürdüren "enstitü", "merkez" benzeri sayısız "kurum" mevcuttur. Türkiye'nin bu konudaki duyarsızlık olarak tanımlanabilecek ilgisizliği her şeyden önce ciddi bir görev ihmalidir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1548
favori
like
share
KaRaKıZ Tarih: 23.09.2009 13:07
sağol
Terakkiperver Tarih: 21.09.2009 07:56
Bu Türk-Kürt ayrımcılığı taa Çanakkale Harbinden önce planlanmış.Kürtleri dışlamak ülkemize büyük zarar verir.PKK yanlısı olmayanları bağrımıza basalım.PKK'nın ne olduğunu onlara anlatalım ki aldatılmış olan Kürt kardeşlerimiz uyansınlar bilinçlensinler.Yarın bir harp çıksa onlar kimden tarafa olurlar işte o zaman vatan elden gitti demektir.Bölücülük yapmak dinimizde asla caiz değildir.

Paylaşımlarınız için teşekkürler..