ÖZET


Denizcilik turizmi, uluslararası çapta giderek büyüyen bir sektör durumundadır. Başarılı ve sürekli bir turizm altyapısına ulaşmak için, sosyo-ekonomik, kültürel ve çevresel unsurların sürekli irdelenmesi, ve denetim altında tutulması gerekir. Bu makalede, denizcilik turizminin çevresel etkileri belirtilerek, olası strateji ve yaklaşımlar, hem bölgesel hem de operatörler cephesinden ele alınmıştır. Denizcilik turizminde, çevresel etkilere karşı son dönemlerde bir hareketlilik gözleniyorsa da, bu gecikmiş bir adımdır. Karar alma yetkisine sahip merciler, hem bölgesel hem sosyal yapıya yönelik bir bütünlük içerisinde iletişim kurarak, geçici ve ekonomik çözümler yerine, atık yöntemi konusunda uluslararası çapta ciddi çözümler sağlamalıdırlar.
1- GİRİŞ

1970’li yılların başından itibaren görülen destekleyici hareketler, çevresel planlamayı tek çatı altında toplamaya başlamıştır. 1987’de UNCED konferansında sunulan idealler, konunun siyasi boyuttaki önemini vurgulamaktadır. Kavramsal olarak, çevresel koruma ve yaşam standartları arasında önemli bağlantılar kurulabilir, ama mevcut sonuçlar çevresel duyarlılıktaki hassasiyetin, kitleler arasında çok farklı boyut ve önem derecelerinde ele alındığını göstermektedir. Değerlendirilen imkan ve zaman faktörü, çevreyi koruyabildiği gibi, bunun aksi davranışlar, fazlasıyla yıkıcı ve dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilmektedir.

Konunun mevcut durumu farklı boyutlara taşınarak, turizmin geleceğine varmaktadır. Duyarlı zihniyetlerden uzak bir turizm, kendi içindeki endüstriyel ve işletmeye yönelik faaliyetlerin de zarar görmesine sebebiyet vererek, yıkıcı bir niteliğe bürünebilir. Bu görüş aşağıdakileri özetler:

* Turizm kendi yıkımının tohumunu içerir, gelişimden uzak bir turizm anlayışı, sınırlı kaynak yapısında kalarak, eninde sonunda tükenebilir. Turist kitlelerinin tatil amaçlı bulunduğu yerlere zarar vermeleri, hem sosyal, hem de sektörel olarak kayıplara sebep olur. Başka bir teoride, çevre bazında uygun ziyaretçi potansiyeli, sosyal sorumluluk bilinci ve bölgede bulunan insanların dilekleri, bilinçli turizm anlayışıyla desteklenebilir. Turizm Konseyi ve Uluslararası Dünya Fonu’nun 1992’de belirleyerek, turizm adına ilan ettiği güncel ve geleceğe yönelik bir takım yapısal ibareler şöyledir ;

·Doğal kapasiteye duyarlı ve kaynakların geleceğe yönelik güvencesini verebilecek şekilde düzenlenmelidir. Sosyal, kültürel ve çevresel duyarlılıkla yakından ilgilenmelidir.
·Turizm sektörüne destek veren, farklı yaşam koşulları ve kültürlere sahip çeşitli insan topluluklarına katkı ve faydalar sağlayarak verimli bir dönüşüm sağlamalıdır.
·Ekonomik dengelerin bir bütün olduğunun bilincinde olarak, sektör içinde emeği geçen kişilerin, onlara fayda sağlamak adına, aralarında bir denklik yaratmak.
·Ziyaret edilen bölgelerdeki hisse ve söz sahibi insanlarla birlikte, yerlilerin de istek ve beklentilerini karşılayacak bir tutumda olması.

Turizmin gelişimine engel olan ve çevresel duyarlılığı değişken seviyelerde tutan şey, turizmin ; ekoturizm ve duyarlı turizm adı altında iki bölüme ayrılmasıdır. Çünkü bu iki çeşit turizmin uygulanış ilkeleri farklıdır. Buna dayanarak, gelişime yönelik turizmin, tanımlanması, uygulanması ve süreklilik arz etmesi zordur. Turizm sektöründe, bugüne kadar yeşili ve doğayı koruma konusunda ciddi atılımlar gözlenmemiştir. Her ne kadar çeşitli organizasyon, kurum ve fonlar bu konuda elinden geldiğince atılım gösteriyor olsa da, turizm sektörünün globalliği göz önünde bulundurulduğunda, bu girişimlerin sınırlılığı ve yetersizliği ortaya çıkıyor.Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin çevresel yönetim programlarına yönelik olarak kendi kalite standartlarını, bir çok başlık altında ISO 14001 belgesi ile onaylaması her ne kadar duyarlı ve kayda değer bir girişim olsa da (atık madde yönetimi, çevre temizliği, vb.. ), bu ve bunun gibi girişimlerin çok sınırlı kalması, turizmin gelişimine bir katkı sağlamakla birlikte, sektör çapında bir genel kayide oluşturmamış ve bir kaç firma çapında sınırlı kalmıştır. Turizmin, kendi içinde farklı kollara ayrılması, değişik çevresel kirlenmelere yol açmaktadır. Bu makalele, Denizcilik İşletmelerinin çevresel kirlenmedeki rolü ve uygulaması gereken tutumları ele almaktadır.



2- DENİZ YOLCULUĞU TURİZMİ

Deniz yolculuğu turizminden bahsedilince, bugüne kadarki statüsü, değişimi, gelişimi, atılımları, yatırımları ve hitab ettiği kitleler söz konusu olmaktadır. Başlangıçta 1920’li yıllarda, deniz yolculuğu yapmak, yalnızca dünyadaki elit sınıfa yönelik bir yolculuk seçeneğiydi. II. Dünya Savaşında, deniz yolculuğu imkanı sağlayan işletmeler, yolcularını hava yollarına kaptırarak iflas etti. Bunun yanında, 20. yüzyılın sona yakın parçası muazzam bir dirilmeye tanık oldu. Deniz yolculuğu şirketleri, değişken rotalarla, farklı bölgelere yatırımlar yaparak, maliyetleri değişken yolculuk imkanları sunarak, olası potansiyeli yönlendirmekte, dikkatlerin havadan deniz yolculuğuna yönlenmesine çalışmaktadır. Gözden geçirilen bu global olay, 1997’de 8,5 milyon müşterinin tercih ettiği deniz turizminin 1980’den beri yıllık %8’lik gelişimini gözler önüne sermektedir. Bir yıl sonra, yolcu sayısındaki yaklaşık 9,5 milyonluk artış, 223 gemilik bir filonun dünyaya yayılmasına sebep oldu. En çok bilinen üç büyük şirket Carnival corporation, Royal caribbean international ve P&O princess Cruises, sektörde başı çekmektedir. Disney Cruise Line’ın da pazara katılarak büyük yatırımlarla bir gemisini hizmete sunması , dikkatlerin denizcilik işletmelerinin ekonomik statülerine kaymasını beraberinde getirdi . Sektördeki büyük ekonomik inisiyatifler ve doğallıkla oluşan rekabet ortamı, firmaların kendi politika, strateji ve tutumlarında değişimler yarattı. Asıl önemli olan ise, deniz yolculuğu ile gidilip, tatil yapılacak “bölge”’lerdir. Crannell firması, yolcu gemilerinin teknolojik gelişimine yoğunlaştı. 21. yy’da kullanılacak bu gelişmiş gemiler, şu başlıklarda yoğunlaşmaktaydı ;

* Ekonomik düzeyler üzerine yoğunlaşmak. (Satışa yönelik imkanlar sağlaması)
* Dekorasyonda kesin değişiklikler ve teknik yenilikler (görsel etki)
* Geniş bir eğlence kapasitesi sunması.

“Grand Princess” isimli gemi, 1100 kişilik mürettebatı ve 3000 yolcu kapasiteli 450 milyon Amerikan Doları değerindedir. Yolcuları eğlendirmeye yönelik imkanları sunmakta, lüks, spor ve hayatı zevkli hale getiren kapsamlı etkinlikleriyle göz alıcıdır. “Royal Caribbeans Voyager of the Seas” veya yolcu kapasitesi artan “P&O’s Oceona” gibi gemilerde, kapasite artışı, daha yüksek kazançlar ve daha iyi ekonomik düzeyleri yönetmeyi amaçlar. Endüstri 2005’e kadar bir %10’luk büyüme oranını tahmin etmektedir. Bu tahmini veriler, sektörde bir hareketlilik yaratarak, yeni bölge ve rotalar, yeni kuşak gemiler ve turist potansiyelini etkilemek adına bir çok farklı girişimi beraberinde getirdi.
Bir yolcu gemisinin , ekonomik anlamdaki hareketleri oldukça etkileyicidir. Çeşitli giderler (liman vergiler, katkı payları, giriş çıkış ücretleri, çeşitli projelere yönelik çevre koruma vergileri, temiz su tahsisi, mürettebat ve yolcu başına ödenen vergiler vs.) , yakıt tüketimi, üretim için gerekli girdilerle birlikte bir yolcu gemisinin günlük 10,000$ düzeyinde bir harcama potansiyeli olduğu söylenebilir. Bu ekonomik süreçleri gözeten bir takım ciddi araştırmalar yapılmakta, ve sektörün ekonomik hareketleri detaylı olarak incelenmektedir.

Deniz turizminin yapılabileceği bölgeler değişken olmakta birlikte, genel bir kanı yaratması açısından coğrafi bölgeler baz alınarak haritalandırılmıştır. Sektördeki talep genel olarak tarihsel ve yöresel bir bütünlük (kültür) taşıyan bölgelerde yoğunlaşmaktadır. Bütün turistik faaliyetlerin başlamasından önce, ilk adım olarak gidilecek olan yerin belirlenmesi gerekir (hem turist, hem işletme açısından). Seçilen bölgenin önemi , 1998 yılında Caribbean Denizcilik İşletmesinin, toplam dünya potansiyeli üzerinden % 50 talep almasından da anlaşılabilir. Denizcilik işletmelerinin birincil planlama öğesi, seçilecek bölge’dir.
Örnek olarak ; “Carnival Deniz Yolları”’nın planı şunları içerir ;

·Yeni coğrafi pazarlar oluşturmak, ve geliştirmek. (Airtour, Costa Link)
·Daha iyi ürün desteği sağlamak. (America & Holland Lines)
·İnsanların yaşambiçimlerini gözetmek ve etkilemek. (Windstar Cruise)

Pasifliğin Asya’daki bölümü gibi, popüler geleneksel yerlerin küçük bir temelden büyüyeceği önceden sinyallerini vermekteydi. Bununla birlikte, deniz turizminden fayda sağlamak isteyen yeni bölgeler, firmalarla bağlantı halindedir. (Güney Amerika, Patagonya, Rio de Janerio gibi..)

Büyüyen rağbetin arkasında sürekli artan gemi sayısı, kayda değer kazanç, ve değişen coğrafyalar bulunmaktadır. Dawling ve Vasudavan fikirlerini şöyle dile getiriyor : “ Denizcilik turizmine karşı en önemli meydan okuma yeni bin yıldaki sosyal ve doğal çevrenin birbirini kucaklayıp kucaklayamayacağı çelişkisidir. Deniz turizmini , boş zamanlarıda çevreyi kirletip doğaya zarar verme fikrine eş değer tutan kitleler bulunmakta.. Her ne kadar girişimler yapıldıysa da, bölgeden bölgeye değişen davranış, politika, kültür ve ekonomik yapı, çevreyi korumak aıdn gerçek düzenlemelerin yapılmasına imkan tanımamıştır.”



3- ÇEVRESEL DEĞERLENDİRMELER


Yapılan araştırmalar, çevresel kirliliği azaltmak, ve doğal dengeyi korumak için bir çok kulvarda sürekli bir denge yaratmak için, elde edilen ekonomik kazançtan fedakarlık edilmesini gerektiğini göstermektedir. Denizcilik işletmelerinin itiraz ettiği bir husus da, mal edilen kirliliğin tamamıyla kendilerinden kaynaklanmadığı, göz ardı edilen faktörler olduğudur.. Örneğin, açık denizlerdeki gemiciliğin getirdiği hava kirliliği yalnızca gemi turizmi ile sınırlandırılamaz. Okyanus üzerindeki atmosferde büyük oranda kükürt bulunması, gemiciliğin havayı kirlettiğini düşündürüyor. Avrupalıların araştırmalarına göre turizm adına yapılan gemiciliğin yayılması tam olarak liman kentlerinde devam ediyor. Denizcilik turizmin çevresel etkilerine rağmen “yaşamsal dönüşüm” metodu (Life-Cycle Analysis) kullanılarak, kirliliğe etki eden diğer olası kategoriler de belirlenebilir. Yapım ürünlerine başvurulan tipik bir yönetim bilimidir, (metadoloji), fakat seychelle) üzerindeki turizm çalışmalarının etkileri İngiliz hava yolları (BA) tarafından uyarlandı. Life-cycle’in her bir safhasıyla ilişkili olan etkiler, Fig,’deki gösteriler gibi tatil ürünü olarak düşündürüldü.

“Yaşamsal-Dönüşüm” analizi baz alınarak, denizcilik turizminin etkileri şu şekilde sıralanbilir ;

* Gemi yapımı için kullanılan imkanlar ve tesisler, liman inşaası, hedef bölgelerde turizme uygun bir ortam sağlamak adına yapılan düzenleme, değişiklik ve beraberinde oluşan zararlar.
* Enerjinin kullanımını içeren aktiviteler. Su ve havanın niteliğindeki kirlilikler ve çevre üzerindeki etkileri; örneğin, deniz eko sistemine bilerek ya da bilmeyerek verilen zararlar gibi.. (Gemilerde kullanılan metal içerikler, pas, koruyucu katkı maddeleri vb.)
* Ulaşımın sağlanması adına verilen zararlar. Bölgede plansız olarak yapılan hava, kara ve deniz ulaşımı hizmetlerinin beraberinde getirdiği kirlilik. Giriş ve çıkış noktalarında potansiyelin aşılmasıyla oluşabilecek çevresel zararlar.
* Turist kitlesinin olağandan fazla tutulmasıyla oluşabilecek etkiler. Kalabalıkla birlikte tüketimin artması, çeşitli ürünler (temizlik malzemeleri, su ve diğer enerji kaynaklarının tüketimi ve bunların geniş çapta oluşturduğu çıktılar (kirlilikler)), turistlere satışın yapılabilmesi için inşa edilen yapılar ve bunların yapımında doğal yaşam ve canlılara verilen zararlar.
* Çöp sonucu ortaya çıkan etkiler, Uluslararası deniz organizasyonu tarafından kategoriler halinde düzenlenerek incelenmiştir. Gemiler tarafından oluşturulan kirliliğe engel olmak için Uluslararası Komite, denizi kirleten 6 madde sunmuştur. Bunlardan 4’ü gemiler tarafından oluşturulup denize dökülen materyaller ; Yağlar, çöpler, lağım pisliği, plastik ve tehlikeli maddelerle birlikte gemi çalışanlarının kendilerine kolaylık olması açısından yaptıkları temizlik sonucu ortaya çıkan çöpleri denize atmalarıdır.


4- TARTIŞMALAR


Deniz turizminde karşılaşılan büyük talep beraberinde getirdiği çevresel etkilerle 3. bölümde anlatılarak yorumlanmıştır. Turizmi bir hizmet ve ekonomik bir atılım olarak gerçekleştiren operatörler (denizcilik işletmeleri) ilk etapta sorumlu olan kişilerdir. Düzenlemelerin, politika ve stratejilere bağlanmasıyla bir denge oluşturulabileceği açıkdır ancak şu da unutulmamalıdır ki, turistler de çevreye karşı olan sorumluluklarını bilmek zorundadırlar. Sorumluluğunu bilen operatörler tarafından bu görev desteklenir ve bilgilendirilir ise, ortaya çıkacak tablo ancak o zaman kabul görebilir.

4.1. Operators (Yetkili Kişiler)

Çevresel stratejik ve çeşitli ilk adımları deniz turizmi yetkileri Orams’dan esinlendiler.

4.1.1 Taşıma Kapasitesini Aşmamak İçin Alınacak Önlemler

Genel olarak düşündüğümüzde yapılan araştırmalar şunu göstermektedir; denizcilik işletmeleri yaptıkları çalışmalar sonucunda, gidilen yerlerdede bilinçli olarak çok büyük etkilere sahip oldular. Gidilen yer neresi olursa olsun, o bölgede bir değişim ve düzenleme olmaması imkansızdır ancak asıl önemli olan popüler yerlerin açıkça kirletildiği ve her ne kadar göz önünde olduğu için daha itinalı yönetimlerle düzeltme faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi gerekiyorsa da, aksine verilen zararlar telafi edilmemektedir. “Uebersax” , Caribbeandaki deniz turizmi endüstrisinin sorunlarını şu şekilde sıralamaktadır ;

Sahil bölgesi, liman ve deniz yüzeyindeki kirlilik.
Doğal su kaynaklarının azalması ve kirlenmesi.
Deniz canlılarına verilen zarar ve nesillerinin koruma altına alınmaması.
Ortaya çıkan etkilerin, toplum yaşamına verdiği zarar.
Kendi atık maddeleriyle dahi baş edemeyen sosyal yapının, turizm yoğunluğu sonucunda ortaya çıkan kirlenme ve atıklarla baş edememesi.

“Caribbean”a gelen turist sayısında süratli bir artış ve özendirici promosyonal faaliyetler görülmektedir. Deniz turizmi yoğun olarak 6 kıtada yoğunlaşmıştır. Caribbeanın websitelerine göre turistlerin yoğun olarak gittiği yerler arasında Alaska, Panama Kanalı, Avrupa, Meksika Rivierası, Güney Amerika, Güney Pasific Havai/Tahiti, Asya, Hindistan, Afrika, Holy, Canada, İngiltere, Bermuda vardır. Çoğu bölgelerde deniz turizmi ile kara turizmi bağlantılıdır. Tesis ve işletmelerin işl birliği sonucunda turizm birleştirilmekte ve sabit bir yapıdan uzaklaşmaktadır. Örnek olarak, denizcilik işletmelerinin sundukları tatil paketi içinde, nehir kenarı gezintileri ve kara üzerinde bulunan görülmeye değer yerlere yapılan ziyaretler verilebilir. Operatörler ve turist rehberlerinin gelecekte daha az popüler yerleri, iyi yapılandırılmış tesisler ve hizmetlerle pazara sunacakları muhtemeldir.



Tablo 1

Deniz yolculuğu operatörleri için çevresel devamlılık stratejileri ve başarı planları


Strateji Başarı Planı
Fiziksel Yol planını değiştir
Yolcu sayısını sınırlandır
Durak düzeltme/ koruma projeleri

Düzenleyici Birleşik çevre poliçesi
Çevre başarı sistemleri
Çevresel pratik reklamlar

Ekonomik Tüm çevresel masraf miktarı
Temiz teknolojiye yatırım
Çevresel uyanıklığa ödül
Turizm gelirinin pozitif kullanımı

Eğitim Devamlılıkla ilgili durak bağlantıları
Müşterek çevresel raporlar
Pratik kanunları
İyi seviyedeki pratiklerin yayılması

4.1.2Yolcu Sayısı

Daha önceden açıklandığı gibi yolculuk turizmi farklı iş sahaları oluşturmaktadır. Yeni süper mega yolculuk gemileri çok sayıda yolcu taşımak için tasarlanıyorlar. Küçük geleneksel gemiler uygun sahalar için tahsis edilirler. Toplu yolcu turizmi tatil tecrübesi sağlayan yolcu gemileriyle beraber her şey dahil tatil yöresi tecrübelerine benzetildi. Turistlerin fazladan bahşiş ödedikleri çevresel ses gemilerinin hassas bölgesel durakların mahvedilmesinden çok daha fazla seçenek sunmanın desteklenmesi tartışılabilir. Bununla birlikte bugüne kadar operatörlerin çevresel primi ödemeye hazır olduklarına dair bir kanıt yok; gerçekten azalan ücretler ve özel mönülerdeki yarışma sonuç verici ve amaçlanan yolcu sayısının doyurucu seviyeye ulaştığı tahmin ediliyor.

4.1.3Durak Düzeltme / Koruma Projeleri

Örneğin Royal Caribbean deniz koruması ve okyanus çevre araştırmasını destekleyen bir okyanus fonunun oluşturulmasına rağmen, operatörler tarafından durak geliştirme projesine yapılan yatırım kuraldan çok istisna gibidir. Ekolojik restorasyon projesine yatırım spesifik örneklerden biri Holland American Line’ ın Mercan kayalığı projesidir. 1996’ da Maasdam gemisinin kaza ile büyük bir kayalığa çarpmasından sonra, Holland American Line, parçalanmış kaya parçalarının kurtarılması, molozların kaldırılması, yaşayan mercanların tekrar birleştirilmesi ve sıralı gözlemleri kapsayan başarılı bir restorasyon gerçekleştirildi. Sadece düzeltilen mercanların yaklaşık % 25-30’ u hayatta kalabildi. Fakat mercan düzeltmeyle ilgili pozitif kanıt oluştu. Bu örnek, zararın bir operatöre bağlanabileceğini gösteren profil bir olay oldu ama seyahat operatörlerinin kümülatif çevre etkileriyle uğraştığı ile ilgili neredeyse hiç kanıt yoktur.

4.1.4. Çevresel Yönetim

Her geminin kayıtlı olduğu The Flag State ( Bayrak Şehri), Uluslar arası kirliliği önleme standartlarıyla uyumu sağlamaktan sorumludur. Bu uyumu göstermek için çevre politikasının beraberliğinin benimsenmesi, çevresel yönetim sistemleri, çevresel inceleme, üretici firma testleri ve çevre raporları birçok kaynağa bağlı işleyen endüstride standart hale geldi. Çok uyumlu iken, bu çevresel işletim standartlarının çoğu beraberlik ilkesine dayanıyordu. EPA’ nın eski yöneticilerinden William Reilly’ in Royal Caribbean’ın çevresel faaliyetlerini kontrol etmekle ilgili atanması bu ilkelerin bir örneğidir. P&O’ nun sağlık, güvenlik, rahat ve çevresel grup politika ifadeleri gibi yayımlanan çevresel politikalar alenen ters çevresel etkilerin küçümsemesine verilen önemi vurguluyor.

Atık planlama anahtar bir meseledir. İş dünyası şu sıralarda atıkların atılmalarından çok tekrar kullanılması yönündeki bir baskı altındadır. Uebersax’ a göre bir gemiden bir günlük kişi başı bir kg. yakılabilir atık, 0,5 kg. yemek atığı ve bir kg. bardak ve kutu atılmaktadır. 53 hükümete bağlı olmayan çevre organizasyonlarının koalisyonuyla göreve başlayan The Bluewater Network Petition’ a göre ise gemiler denizde ve halkın sağlığında çok ciddi etkileri olan çok miktarda atığı denize boşaltmaktadır. 2000’ de EPA’ nın araştırmalarına göre tipik bir yolcu gemisi 1 haftalık yolculuğu boyunca 1 milyon galon gri suyu ve önemli derecede kimyasal atıkları denize akıtmaktadır. Atıklardan kurtulmanın daha emin yolları tekrar dönüşümü de içeren bir şekilde operatör tarafından benimsendi. Buna göre zararlı atıklar ve temizleyici kimyasal maddelerin dışarı bırakılmaması, boşaltımdan önce sintire suyu ve atık suyunu yağdan ayıran aletlerin donanımı, gri atık su için daha iyi bakım ve gemide olan atıkları temizleyen sistemlerin ve teçhizatın yerleştirilmesi 2001 de endüstri ticaretiyle uğraşan The İnternetional Council Of Cruise Lines (ICCL) yeni zorunlu atık yönetimi uygulamaları ve prosedürlerini üyelerinin yararına kabul etti. Olumlu hareketler şunları içerir:

·Miktar zinciri faktörü – çevre dostu ve yeniden kullanılabilir ürünler.
·Madde telafisi – ambalajların ayrımı ve dönüşümünün sağlanması, daha az atık veren cam ve plastik maddeler.
·Kuru temizleme likidleri ve fotoğraf tablarında açığa çıkan toksik maddelerin kontrollü imhası.
·Organik atıklardan oluşan selüloz türevleri (daha çok yiyecek atıklarından)
·Çok amaçlı çöp fırınları.

Çevresel yönetim sistemlerinin bir çok unsurunu içeren Güvenli Yönetim Düzenlemeleri, bir çok önde gelen denizcilik işletmesi tarafından uygulanmaktadır. Güvenli Yönetim Sistemi Uygulamaları Uluslar arası Güvenlik Yönetim Standartlarıyla bağdaşır durumdadır.

1998 Yılında “P&O” grubu tarafından düzenlenen çevresel bildirgede, atık madde, atık yağ, global ısınmanın karbondioksit bağlamdaki etkisi, ozon tahribatı, hava kirliliği ve deniz kirliliği konuları ele alınarak, önemi ve tehlikeleri vurgulandı. Internetten de yayınlanan bu bildirge, oldukça güncel verilere dayanmaktadır. Bildirge, elde edilen bulguları kamuoyuna yansıtmakta ve buna ek olarak bir takım politikalar sunarak, gerçekleşmesi olası öneriler vererek tahmini sonuçları da bildirmektedir.

1998/1999 Dönemi için belirlenen hedefler şunlardır :

·Yakıt tüketiminin azaltılması kampanyası (%1 Çevresel fayda)
·Yangın Mücadele Sistemlerinde yenileme
·Su kullanımı, klimatizasyon ve temizlik atıklarında bilinçlendirme (%10 fayda)
·İhtiyaç Dışı Yağ Kullanımı – motor içerisinde (%10 fayda)
·Uçucu nitelikli organik maddelerin kullanımının azaltılması

Toprakta çözünemeyen atıkların, doğal dengeyi bozan kimyasalların deniz yaşamını ve hormonal dengesini bozmakta olduğu bir gerçektir. Uluslararası Güvenlik Sistemleri’nin 2008 için hedefi, tüm deniz araçlarında “Tributyltin” maddesinin kullanımını engellemektir. Greenpeace de, bu konuyla ilgili olarak protesto eylemleri düzenlemiştir. Kamuoyunun bizatihi şahit olduğu bu tür eylemler de, zamanla toplumsal uyanış sağlayarak beraberinde yaptırımlar getirebilir.

Bu konuda duyarlılık göstererek çeşitli projelere öncü olan kuruluşlar da vardır ;

-Royal Caribbean : “Dalgaları Koruyalım”
-Holland American Line : “Deniz Yaşamında Çevresel Bilinç”
-Cunard QE-2 : “Atık Yönetimi Projesi”




4.1.5 Teknolojik Gelişmelerin Etkisi

Diğer sektörlerden de bilindiği üzere, firmalar bütçelerini fazlasıyla aşmamak suretiyle en güncel teknolojiyi kullanma eğilimindedir. Bunun sebebi de çevresel yaptırımlara kanuni olarak riayet etmek ve hâttâ bir takım yeniliklerde rakiplere karşı öncelik taşımaktır. Deniz turizminde karşılaşılabilecek en açık yenilik, en yeni teknolojinin ürünü gemilerin kullanımıdır.

Yeni teknolojinin bir gemi için getirisi, elektrik sisteminin stabilitesi, yakıt tüketimi, manevra kabiliyeti, acil durum kolaylıkları çerçevesinde olabilir. Yüksek maliyetleri nedeniyle günümüzde deniz kuvvetlerinde dahi kullanımı yaygın olmayan “Yakıt Türbini Sistemi”, Royal Caribbean firmasının yeni nesil iki gemisinde kullanılmaktadır. “Yakıt Türbini Sistemi” alçak sesle çalışmanın yanı sıra, % 90 oranında egzost filtreleme özelliğine de sahiptir. Teknolojinin sağladığı diğer yenilikler ve gelişmeler ise daha çok yakıt temizleme aygıtları, su filtreleri ve emisyon bazında nitrojen oksit kimyasalının zararlarının engellenmesine yöneliktir.

Gelecek nesil gemilerde ise gittikçe kati bir nitelik çizen çevresel koruma standartlarının etkilerine bağlı olarak yüksek performanslı ve yararlı teknolojik bileşen ve aygıtların kullanılması kaçınılmazdır.

4.1.6 Çevresel Duyarlılık İçin Ödüller

Çevresel duyarlılıkta ödül konusu her ne kadar alışılmadık bir durumsa da, bu durum zamanla yasal düzenlemelere bağlanılabilir. Bu konudaki duyarlılığını ortaya koyan bir firma da, plastik atıkların denize atılmasına tanık olan ve görüntüleyen yolcularına 250,000 $ ödül vaad eden Princess Denizcilik’tir.

4.1.7 Eğitim Desteği

Çevre temizliği ve bilinci konusunda duyarlı olduğu bilinen bazı firmalar, mürettebat ve konuklarına çeşitli eğitim desteği sunmaktadır. Bu kapsamda, uyulması gereken bir takım kurallar, yardımcı kılavuz ve birtakım toplantılarla iletilmektedir. Antartika’da yapılan araştırmalarda, çevresel bilinç eğitiminden ziyade görülmeye değer yerlere daha çok önem verildiği sonucu ortaya çıkmıştır.

4.2 Destinasyonlar

Deniz turizminde sürekliliği sağlama açısından hedef bölgeler çapında uygulanabilir geçerli strateji ve yönetim politikalarının özeti , tablo’da belirtilmiştir.




4.2.1 Deniz Turizminde Bölgesel Etki

Liman Durumu, ziyaretçi gemilerin uluslararası standartlarda olması hususunda yönlendirici bir öğedir. Ancak, işletmelerin ait oldukları bölge, atık maddelerin yönetimi konusundaki tutumlarını da değiştirmektedir. Örnek vermek gerekirse, 2000 yılında yapılan denetlemelerde, Alaska’ya ait “Tlingit & Haida Indıan Tribes” isimli firmanın yiyecek atıklarıyla, çevresel bir tehdit oluşturduğu saptanmıştır. Tropikal sularda ise rastlanan tablo, deniz yaşamının kirliliğe teslim olduğu yönündedir. Küçük popülasyona sahip bölgelerde, okyanusun da yardımıyla, küçük miktardaki kirlenmenin önüne geçilmiştir. Turizm sektöründe ciddi olarak faaliyet gösteren firmaların, bu konudaki önlemleri tam manasıyla yerine getirmesi, yani gereken teknolojide arıtma mekanizmaları bulundurmaları gerekir. Royal Caribbean’ın uygulamaya koyduğu bölgesel programda, her türlü atığın ve deniz yaşamına zarar verebilecek nitelikte tüm davranışlar, belirli standartlarla minimize edilmiştir. Çeşitli firmaların bölgeler üzerinde yaptığı tahribatlar veya bilinçli yüzey değişimleri (mola yerlerinde, ve sık ziyaret edilen kesimlerde, vb.) iyi bir dava takibiyle kontrol altına alınabilir. Amerika’nın çeşitli eyaletleri (örneğin ; Florida) bir takım yasal düzenekler ve notalarla denizcilik firmalarının çevresel duyarlılığı için hak arama ve uyarma faaliyetleri üstlenmektedir. Gemi çalışanlarının bilinçlendirilmesi ve güdülenebilmesi için Turizm yönetimi stratejileri ve planları da iyi olarak kavranmalıdır. Bölgesel kapasiteler de çevresel kirlenmeyi yönlendirme açısından önemlidir. Örnek vermek gerekirse, Cayman adaları 33,000 yerleşik nüfusuyla, denizcilik işletmeleri tarafından yılda 600,000 gün ziyaret edilmiştir (1998). % 28 oranında dalış aktiviteleri katılımı öngörülmüştür. Cayman Adaları, 1986 yılında dahil olduğu “Marine Parks” tüzüğüne göre takip edilmekte ve her türlü deniz bağıntılı aktiviteleri belirli standart ve limitlere bağlanarak , bir kontrol sistemi oluşturulmuştur.




TABLO 1 Deniz Turizmi İçin Başlatılan Çevresel Besleme Stratejileri Ve Yönetimi

Strateji

Yönetim İnisiyatifi

Fiziksel
Departman Yerleşimi
Departman Dizaynı
Özveri alanları
Düzenleyici
Konuk Sayısı Limiti
Aktivitelerin durdurulması
Ekonomik
Ücret Farkları
Zarardaki hisseler
Para cezaları
Ödüller
Yerel prosedürlerin tutundurulması
Eğitsel
Yazılı belgeler
İşaretler
Kılavuz eşliğinde faaliyetler
Operatörler arası ilişkiler.


4.2.2 Çevresel Olarak Elverişsiz Bölgeler

Bir bölgenin çevresel kapasitesi önemli bir faktördür. Buna dayanarak, Alaska’da yapılan düzenlemelerle, bölgeye belirli sayıda gemi kabulü yapılmaktadır. Buna benzer bir yaklaşımla, Cayman Adalarında devlet politikası çerçevesinde, sınırlı sayıda gemi bağlama direkleri ve aparatları bulunmaktadır. Bu kısıtlamaya ek olarak, adayı ziyaret eden gemilerin demir atmaları için özel bölgeler tahsis edilmiş ve kısmen adadan uzak tutulmaları sağlanmıştır. Cayman Adalarının günlük turist limiti 6000 ile sınırlandırılmıştır. Ancak bölgelerden elde edilen veriler, limitlerin sıklıkla ihlal edildiği yönündedir. Örnek vermek gerekirse, medyadan elde edilen veriler, turistik manada ziyarete elverişli ve popüler bölgeler için ortalama olarak yıllık 660 denizcilik firması ve 1.6 milyon turist sayısını beyan etmiştir. Bu istatistikler doğrultusunda, olası çalışan ihtiyacı dışardan getirilecek 6000 kişi dolayındadır. Tüm bu kitlenin ihtiyaçları ve tüketim faaliyetleri göz önünde bulundurulduğunda, bunun hem doğal yaşam, hem de sosyal yapı için gerçek bir tehdit olduğu görülmektedir. Böylesine bir proje ve yapılandırma, doğal manâda elverişsiz sonuçları beraberinde getirecektir.





4.2.3 Ekonomik Göstergeler

Çeşitli bölgeler, çevresel kirlenmeyi engellemek üzere ağır para cezaları yaptırımına başlamışlardır. 1998 yılında “Holland America Line” isimli firma, atık su ve yağ içerikli atıkları Alaska bölgesinde tahliye ettiği için 2 milyon dolarlık cezaya çarptırılmıştır. 1999 yılında, Federal Koruma yasalarını ihlal etme gerekçesiyle Royal Caribbean 18 milyon dolarlık, emsal niteliğinde cezaya çarptırılmıştır. Alaska’da yaşayan sivil toplum örgütlerinin Royal Caribbean firması aleyhine açtığı dava, 100,000$ tazminat ve hak ihlali teşkil eden her gün başına 10,000$ ağır para cezası ile sonuçlanmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan bu örnekler, birer örnek ve geleceğe bir emsal taşıması niteliğiyle oldukça önemlidir. 2000 yılında faaliyete geçen “Bluwater Newtork” toplu dilekçesi, ağırlığını ortaya koyarak, çevresel düzenlemeler konusunda daha aktif bir rol üstlendi. Bu kapsamda, gemilerin daha sıkı takibi, yeni düzenlemeler, teklifler ve tüzükler ön plana çıktı. Toplu dilekçenin kapsamında Alaska, Florida, California’da bulunan resmi kuruluşlar da bir takım denetleme ve düzenleme yetkileriyle yer aldılar. Az gelişmiş ülkelerde, bu tür uygulamalar adına herhangi bir gelişme gözlenmemiştir. Kuzey Amerika’da dahi, çevresel düzenlemelerin gelişmişliğine rağmen, “Genel Muhasebe Bürosu” (GAO) ilerlemenin daha ileri boyutlara geçmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Yüksek kapasiteli ve fazlaca talep alan turizm bölgeleri, yolcu başına düşen vergilerde çeşitli düzenlemeler yapmıştır. Bu oldukça önemli bir altyapı değişikliğidir. “Bermuda”, giriş yapan gemilere limit uygulayarak, yolcu başına düşen en yüksek vergiyi 63 $’da tutmuştur. “Bahama”’da vergi 15 $’dır. Yıllık 600,000 adet yolcu gemisinin giriş yaptığı Alaska’da , temelde Çevresel kirlenmeyi engellemek maksadıyla alınan vergi 5$’dır. Çevresel düzenleme ve temizlik adına tahsil edilen bu vergilerin düzenli olarak alındığı ve kendi amacına yönelik kullanıldığı, kanıtlanması zor bir durumdur...

Ekonomik olarak önemli bir nokta da, yerel bölgelerde deniz kökenli turizm yatırımları olmamasıdır. Ekonomik göstergelerin, bölgelere göre dağılımı oldukça büyük değişiklikler göstermektedir. Denizcilik işletmeleri, ulusal vergi ödememekle birlikte, okyanusların sahipsizliği, ve “ücretsiz kaynak” izlenimine dayanarak bütün kârı kendi cephesine kanalize etmektedir. Elde edilen gelirlerin, yalnızca bir grup hisse sahibinin kontrolünde olduğu bilinmektedir ki bu durum belirli oranda tek düze bir yapı çizerek, yatırıma dönüşmemekte, ve mevcut talebin azalmasına yol açmaktadır. “Disney Cruise Lines” firmasının kendine ait bir yer satın alması (Castaway Cay) ve Caribbean yolcularının sınırlı aktivitelere yönelerek harcamalarında kısıtlı davranmaları, güncel profili çizmekte ve bu durumu özetlemektedir. Turizm harcamalarının tekdüze bir yapıya bürünmesi, geçimini bundan sağayan kitle ve yatırımcıların aleyhinedir.




4.2.4 Eğitimsel Yaklaşımın Hedef Bölgelere Etkisi

Düşük miktarda empoze niteliği taşıyan yönergeler, müşteri üzerinde kayda değer değişimler yaratmaktadır. “Marion & Rogers” değişik medya araçlarının denizcilik işletmelerini tercih eden turistler üzerindeki etkilerini araştırarak, ne derece etkili olabildikleri ve geribildirimle ne kadar verim alınabildiği konusunda çalışmalar yapmıştır. Bu tür iletişim araçlarının etkileri, istenilen yöne kaydırılabilmektedir. Geri bildirimin yansımaları, medya veya eğitim araçlarının, ekonomik, talep yönlendirme, ve aynı zamanda çevre duyarlılığı oluşturma alanlarında ne kadar başarılı olunup olunamayacağı hakkında somut göstergeler sunabilir. Gelecekte karşılaşılacak etkileşimli televizyon ve diğer medya araçları, çevresel duyarlılığı destekleyen mesajları iletmek adına güzel bir fırsat olacaktır.

5. Sonuç

Yerleşik ve düzenli bir turizm altyapısı oluşturulması, ciddi akademik çalışmalara da konu olan, önemli bir konudur. Pratikte şöyle özetlenebilir :

·Sürekli güncellenmekte olan turizm kanun ve tüzükleri, turist operatörlerinin duyarlılığına zoraki de olsa bir katkı sağlamaktadır.
·Bazı turizm bölgeleri her ne kadar gelişime (çeşitli yönetsel ve stratejik planlara uyum bakımından) açık ve benimsemiş bir görüntü çizse de, bu ancak zamanla oluşabilecek, pratiğe ve uygulamanın stabilitesine bağlı olarak sonuç verecek bir olgudur.
·Turistler, çevrenin korunması konusunda, gerekli gayret ve hassasiyeti gösterememektedir.

Deniz canlıları ve okyanusların gelecekteki durumu pek iç açıcı görünmemektedir. 21.yy’ın turizm adına oldukça hareketli ve deniz turizmi odaklı geçeceği gerçeği de göz önünde bulundurulduğunda, çevresel duyarlılığın önemi artmaktadır. Geniş kitlelerin ilgi odağı haline gelen denizcilik işletmeleri, herkesin ortak değeri olan denizler ve okyanusları, müşterilerine kullandırırken, geride kalan toplumların ve deniz canlılarının sorumluluğunun bilincinde davranarak, efektif politika ve stratejilerle üstlerine düşeni gerçekleştirmelidirler. Düzenli ve yararlı turizmin geleceği açısından, denizcilik işletmelerinin sosyal ve çevresel değerleri her şeyden ön planda tutmaları gerekir. Denizcilik işletmeleri her ne kadar mevcut ve potansiyel profillere cazip geliyorsa da, seyahat üzerine kurulu turizm faaliyetleri de oldukça ideal bir yapıdadır. Günümüzde bunun doğruluğunu kanıtlayan öğeler şöyle sıralanabilir

·Yönetsel planlar çerçevesinde, uluslararası kuruluşları da içeren geniş zamanlı bir vizyon sahibi olma.
·Operatörlerin yatırım alanlarını en cazip koşullarla irdeleme ihtiyacı.
·Turizm alanlarının güvenliğinin sağlanması için gereken politik girişimler ve iyi yönetilmeyen turizm alanlarının oluşturduğu olumsuz etki.
·Deniz işletmelerinde hisse sahipleri ve hedef bölge toplulukları arasında daha geniş kâr marjları beklentisi.
·Operatörler ve ziyaret edilen bölgelerin, ziyaretçilerin çevresel duyarlılık bilincini yükseltme gereksinimi.

Göze çarpan diğer bir nokta ise, gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki kontrol ve arabirim farklılıklarıdır. Uluslararası düzenleme mekanizmaları her ne kadar iyi olsa da, bir takım yenilikler ve yaptırımlara halen ihtiyaç vardır. Uluslararası denetleme mekanizmaları bir düzen içerisinde faaliyet vermektedir ancak sektörün boyutlarını göz önünde bulundurarak, daha fazla yaptırım ve teşvik edici mekanizmalara ihtiyaç olduğu söylenebilir. Dikkatli ve sıkı denetim faaliyetleri oldukça önemlidir, çünkü sektör içerisinde, bölgesel olarak yalnızca gösteri amaçlı lanse edilen bölgeler de vardır. Alaska bölgesinde, görsel olarak çevresel temizlik faktörüne rastlansa da, yapılan araştırmalar sular bazında kimyasal kirlenmenin olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu ve bunun gibi sonuçlar, altyapı eksikliğinin sonuçlarıdır. Atık yönetimi çerçevesinde kurulması gereken filtreleme ve atık işleme tesisleri, az gelişmiş ülkelerde de sıkı bir denetim çerçevesinde faaliyet sokulmalıdır. Amerika’nın da desteğiyle yürürlüğe giren projelerde, atık yönetiminin daha geniş kapsamlı, dikkatli ve bölgeler bazında eşitlik arz eden bir yapıya kavuşması hedeflenmiştir. Denizcilik turizmine bakıldığında, çevresel koruma düzenlemelerinin tam anlamıyla gerçekleştirilebilmesi için, sektörel olarak, küçük ve büyük operatörlerle bir çatı oluşturularak, uluslararası nitelikli yeni düzenlemeler ve hukuki dayanaklar oluşturulması zaruridir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 959
favori
like
share