Adventure türüne olan sevgi her geçen gün azalıyor. Bunun nedenlerinin en başta geleni oyun firmalarının artık doğru düzgün adventure'lara imza atamaması kuşkusuz. Zaten bu sıralarda yapılan adventureları da hepimiz görüyoruz. Ve çoğumuzun aklından şu kelimler geçiyor: "Ah ah! Nerede o eski Adventure'lar?"

Halbuki bizim istediğim çok büyük bir şey değil. Hele bu günkü teknolojilerde hiçbir şey! Sanki firmalar oyunları bizim için değil de, "Olsun da nasıl olursa olsun," diyerek yapıyorlar! Bu da hepimizi eskilere yöneltiyor.

Aslında oyun dünyasına şöyle objektif bir bakış atarsak, efsanevi Adventure firması olan Sierra'nın bile 3 boyuta geçtiğini görebiliriz. Tabii burada şunu söylemeden de geçemeyeceğim; "Her yeni çıkan adventure kötü değildir".

İşte bu hususta adventure severlere ilaç gibi gelecek bir oyundan söz edeceğiz bugün; The Watchmaker. Oyunun screenshot'larına bakacak olursanız, Gabriel Knight 3 ile bir benzerlik kuracağınızdan eminim. Ve haksız da değilsiniz, oyun bir çok yönüyle -özellikle grafikleriyle- GB 3'ü son derece andırıyor. Kamera açıları, grafikleri, karakter detayları gibi...

Oyun, 1991 yılında Italya'da kurulan ve faaliyetlerini bağımsız yönde ilerleterek, kısa sürede zirveye oynayan bir firma olan Trecision tarafından geliştirildi. Firmanın İtalyan olması nedeniyle oyun ilk olarak İtalyanca olarak 2001 Eylül'ünde piyasaya sürülmüştü. Daha sonra gelen olumlu eleştirilerden sonra, zaten planlanan yapıldı ve oyun İngilizce olarak 2002 Mayıs ayında raflarda yerini aldı.

Başta da dediğim gibi oyun ilk olarak, 3D grafikleri ile dikkat çekiyor. Detaylar üzerinde iyi durulmuş. Özellikle ortamlar alkışı hakediyor. Kamera açıları girilen ortama göre yön değiştirip konumu alırken, mouse hareketi ile size özgürlük sağlıyor. Ayırca space ile karakterlerimizin önüne geçerek, yakın plan bir görüntüye olanak sağlayan kamerada iyi düşünülmüş. Fakat hemen sevinmeyin -bazılarınız üzülebilir de- oyunda Gabriel Knight 3'de olduğu gibi kamerayı sanki canlıymışsasına başka yerlere götüremiyorsunuz. Kendi çevresinde 360 derece döndürebiliyor fakat yerinden hareket ettiremiyorsunuz. Bence böyle daha iyi... Tabii yorum size kalmış. Oyunun demolarında da bir değişiklik yok, oyunda grafikler nasılsa demolarda da öyle. Bence bu bir adventure oyununda olmaması gereken bir şey; yani Sanitarium'un demolarına bakıp da "Ah, ah!" dememek elde değil.

Sıra geldi konuya yani oyunumuzun hikayesine. Bu oyunun konusunu aynı demoda olduğu gibi anlatayım:

2:40 a.m. Darrel'in evi.
Paranormal olaylar da uzman olan Darrel Boone'ın telefonu çalar. Telefonun karşısındaki ile geçen diyalogdan sonra, Darrel bunun şaka mı yoksa gerçek mi olduğunu anlayamaz. Fakar sonra anlaşılır ki, bu, kafasını koyduğu yastık kadar gerçektir!

3:00 a.m. Londra
Avukat Victoria Conray ile Darrel Boone ilk defa Londra Avukatlık Ofisinde karşılaşırlar.

8:40 a.m. Avusturya.
Taksi, Victoria ile Darrel'i gizemli ve ihtişamlı bir 14. yy Avusturya kalesinin kapısının önüne bırakır. Görevleri fanatik dini bir grup tarafından çalınan ve şu anda kapısının önünde durdukları kalede saklandığına inanılan büyükçe bir sarkaça benzeyen bir aleti tekrar ele geçirmektir. Tabi bunu boş bir amaç uğruna yapmazlar; inanışa göre 1663 yılında yapılan bu sarkaç, dünyanın enerjisini en üst seviyeye getirip hızla güneşin enerjisi ile birleştiriyordur. Bu sayede hasta insanlar tedavi edilerek, yaşamlarını sürdürebiliyordurlar.

"E iyiymiş bırakın yapsınlar" demeyin... Çünkü bu olay gerçeklerşirse büyük çaplı bir yıkım meydana gelecek ve dolayısıyla da bir çok ölüme neden olacaktır. Kahramanlarımızın olan Victoria ile Darrel'in ise sadece gece yarısına kadar zamanları vardır. Güzel ve tehlikeli bir amaç uğrunda canlarını tehlikeye atan bu iki şahsiyeti, içinde bulundukları ihtişamlı ve büyülü kalede sayısız mücadeleye girecektirler, tabi unutmamamız gereken bir şey var: "Kalem kılıçtan keskindir".



İşletim Sistemi: Windows 95/98/2000/ME
İşlemci: Pentium II 266MHz MMX
RAM: 64 MB
Ekran Kartı: 8 MB 3D
HDD: 150 MB

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 193
favori
like
share