22. yüzyılda Dünya, Mental ve onun emrindekı yaratıklar tarafından işgal edilir. İnsanlık yok olmak üzereyken dünyanın en büyük kahramanı olan Sam "Serious" Stone, geçmişi değiştirmek ve insanlığı kurtarmak üzere zamanda geriye gönderilir.

Time-lock isimli cihazı kullanan Sam önce eski Mısır'a ışınlanır. Burada çok eski zamanlarda uzaydan gelmiş olan Sirian uygarlığının kalıntılarını bulur ve onların güneş sistemine gizledikleri uzay gemisinin varlığını öğrenir.
Tabii Sam uzay gemisine ulaşmaya çalışırken Mental tarafından yollanan binlerce yaratıkla kapışmak zorunda kalır. En sonunda büyük piramitin önünde Mental'ın Ugh-Zan 3 isimli generalini yener ve piramidin içinden de kendini Sirianların gemisinin içine ışınlar.

Tam Mental'ın dünyasında doğru yolculuğa başlamışken talihsiz bir kaza sonucu gemisiyle beraber tekrar dünyaya, eski Maya uygarlığının ortasına düşer.

İşte Serious Sam: The Second Encounter tam bu noktada başlıyor.

Yukarıda uzun uzun anlattığım konu sizi şaşırtmasın; Serious Sam'in senaryosu sadece binlerce abuk subuk yaratığı çeşit çeşit yöntemlerle katletmek için hazırlanmış bir bahane. Zaten bir Hırvat firması olan Croteam'in GodGames sponsorluğunda çıkardığı ilk oyunun da en önemli özelliği buydu. Özellikle Half-Life çıktıktan sonra action oyunları, senaryoya ağırlık vererek , oyuncuya bir filmde veya romanda olduğu hissini vermeye çalışıyorlardı. Serious Sam ise bu eğilimi tamamen bir kenara bırakıp, eski tarz bol hareketli oyunların havasını yaşatmaya çalışıyor.

Oyunun en görkemli yanı hiç tartışmasız, oyunun geçtiği 3D mekanlar. İlk bölümde karşınızdaki canavar ordusuyla, Maya tapınaklarında, piramitlerinde ve açık arazilerde savaşıyorsunuz. Bu açık araziler dev gibi vadi ve dağlardan oluşuyor. İkinci bölümde Sam soykırımlarına binbir gece masallarını hatırlatan Arap saraylarında ve minarelerinde devam ediyor. Özellikle bu bölümdeki detaylar çok zengin ve göz alıcı. Son bölümde ise kıyım, Ortaçağ Avrupası’ndaki şato ve köylerde yer alıyor.

Oyundaki bölümler genelde düz bir şekilde ilerliyor. Yalnız bazen, mesela merkezdeki bir mekandaki kapıyı açmak için, etraftaki yerlerden anahtar toplamak gerekebiliyor. Tabii tamamen aksiyona yönelmiş bir oyundan bekleyebileceğiniz gibi anahtarları bulmaktan çok onlara ulaşmak sorun oluyor.

Oyunun 3D motoruna birkaç yenilik eklenmiş. Bunlar sayesinde gayet etkileyici doğa manzaraları oluşturulmuş. Otlar ve çalılar gerçekçi bir biçimde tane tane görülüyor. Fakat aynı zamanda otların arasındayken düşmanlarınızı görmek çok zorlaşıyor ki bu da savaşlara ayrı bir gerilim katıyor. İstersenız alev makinasıyla otları yakıp, roketatarınızla da ağaçları parçalayabiliyorsunuz.

Oyunun oynanış tarzı ilkiyle hemen hemen aynı, fakat daha güzel tasarlanmış bölümler sayesinde ilkinden bile daha eğlenceli. Adamımız Sam, diğer bütün shooterların kahramanlarından daha hızlı koşuyor, daha yükseğe zıplıyor, aldığı yaralara karşı çok daha dayanıklı. Bir düzine kadar silah ve onların karnını doyuracak mermiler ve her shooterin olmazsa olmazı ilkyardım çantaları dışında Sam her bölümde kendine bonus veren tonlarca extra bulabiliyor. Bunlar arasında maksimum sağlığını iki katına çıkaran iksirlerden, "Serious Damage" adı altında rakiplerine vardiği zararı dört katına çıkaran ekstralar var.

Bunlar yetmezmiş gibi oyunda birçok da gizli bölüm var. Tabii diğer oyunlardan alıştığımız üzere bunların birçoğunda ekstra mermi, zırh gibi şeyler bulunuyor. Fakat bazılarına gittğinizde gerçekten çok şaşırtıcı ve genelde komik sürprizlerle karşılaşıyorsunuz.

Bütün bu hengamenin içinde Sam de sık sık aynen Duke Nukem gibi esprili yorumlar yapmaktan geri kalmıyor. Bu nedenle oyun boyunca hiç konuşmayan (nedense) Wolfenstein ve Medal of Honor oyunlarının kahramanlarından daha ilgi çekici bir karakter portresi çiziyor.

Oyun gerçekten çok zor. En iyi oyuncuların bile oyunu beş zorluk seviyesinin en zorunda bitirmeleri çok güç. Oyunun temel gidişatı, yeni bir odaya gir, içerdeki 43 yaratığı öldür, sonra ortadaki health'i al, bunu yapınca ortaya yeni çıkan 57 yaratığı öldür, bir sonraki odaya gir, oradaki 52 yaratığı öldür şeklinde. Tabii bu olay oyuncuya pek nefes alma imaknı vermemekle beraber bir süre sonra rutin bir hale dönüşüyor. Yine de bazı değişik bölümler yok değil: Bir bölümde, hem sizi hem de rakiplerinizi aynen bir tramplen gibi sürekli zıplatan bir oda içinde dövüşüyorsunuz. Bir başka bölümde ise attığınız her adımla beraber dönen bir borunun içinde ilerliyorsunuz. Hemen önce sizinle aynı yükseklikte olan canavarlar bir an sonra yukardan saldırmaya başlıyorlar.

Oyunda bir yapay zeka olduğundan pek söz edilemez. Düşmanlarınız sizi görür görmez üzerinize hücum ediyorlar ve mermilerinizden sıyrılmaya veya siper almaya çalışmıyorlar. Gerçi bu oyun için pek mühim bir eksiklik değil, çünkü zeka açıklarını sayı avantajlarıyla gereğinden fazla kapatıyorlar.

Oyunda karşınıza çıkan canavarların büyük bölümü bir önceki oyundan alınmış. Yalnızca yedi tane (bosslar hariç) yeni canavar eklenmiş. Bunlardan en dikkat çekici olanı, Jack-O-Lanter kafalı (Halloween kabağı), elinde elektrikli testere taşıyan manyak. Bunun dışında bölüm bossları da çok göz alıcı biçimde tasarlanmış: Poligon yerine particlelar kullanılarak hazırlanmış bu yaratık insan biçimli dev, kırmızı bir bulut. Yaptığı hortumlarla hem sizi hem de canavarları oradan oraya savuruyor.

Bir önceki oyundan bildiğimiz makineli, shotgun, roketatar, Colt gibi silahlara üç tane yenisi eklenmiş: Elektrikli testere ile dibinize sokulan rakipleri kuşbaşı yapıyorsunuz. Alev makinesi yakın ve orta mesafelerdeki kalabalık grupları kolayca yokediyor. Sniper silahı ile ise zoom yaparak, uzaktaki rakiplerinizi kolayca hallediyorsunuz. Bu silahın mermileri de hayli güçlü fakat çok seyrek bulunduklar için olur olmaz yerlerde harcamamak gerekiyor.

Oyunun multiplayer seçenekleri bir öncekine göre daha fazla. 8 Deathmatch haritasında 16 ya kadar oyuncu kapışabiliyor. Bunun dışında oyunun single player bölümlerini arkadaşlarınızla beraber oynamanız da mümkün. Hatta ekranın dörde bölünmesi sayesinde aynı bilgisayarda bile oynayabilirsiniz.

Oyunla beraber gelen editörü kullanarak yeni levellar ve canavarlar yaratabilirsiniz. Alışması biraz zor ama meraklıları yardım dosyasını kullanarak işin bütün inceliklerini öğrenebilirler.

Eğer Undying, Medal of Honor, Half-Life gibi yeni nesil konulu oyunları tercih ediyorsanız bu oyundan pek hoşlanmayabilirsiniz. Ama eğer eski Doom benzeri oyunların atmosferini tekrar yaşamak isterseniz bu oyun tam size göre.



İşlemci: P300
RAM: 64 MB
HDD: 200 MB
Ekran Kartı: 3D

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 668
favori
like
share