İlk Müslümanlar müşriklerin inatla karşı duruşlarına aldırmadan, imanlarını açıklamak ve müşrikleri Allah’ın dinine açıkça dâvet etmek istiyorlardı. Darü’l-Erkam’da oldukları bir gün bu isteği Peygamber Efendimiz’e (asm) ilettiler.

Peygamber Efendimiz (asm):

“Bu iş için henüz erken” buyurdu.

Fakat imanın yüksek heyecanı ile içi içine sığmayan Müslümanlar, Peygamber Efendimiz’e (asm) ricalarını artırdılar. Peygamber Efendimiz de (asm), Müslümanları yanına alarak Mescid-i Haram’a gitti.

Bir grup müşrik de oradaydı. Müslümanlar mescidin köşelerine dağıldılar. Hazret-i Ebû Bekir kalktı ve bir konuşma yaparak halkı Allah ve Resûlüne (asm) iman etmeye, putlara tapmaktan vazgeçmeye dâvet etti. Peygamber Efendimiz de (asm) oturmuş, onu dinliyordu.

Hazret-i Ebû Bekir’in (ra) bu açık dâveti üzerine kuduran müşrikler Hazret-i Ebû Bekir’e (ra) ve orada bulunan Müslümanlara saldırdılar. Bir kavga ve kargaşa fırtınası koptu. Hazret-i Ebû Bekir’i (ra) o kadar dövdüler ki, nihayet baygın düştü. Utbe bin Rebia yamalı ayakkabıları ile yaklaştı ve baygın halde yatmakta olan Hazret-i Ebû Bekir’in (ra) yüzüne, gözüne vurmaya, karnı üstüne çıkıp onu çiğnemeye başladı. Hazret-i Ebû Bekir’in (ra) yüzü o kadar yaralandı ve şişti ki, yüzü ile gözü ayırt edilemez haldeydi.

Teym oğulları gençleri kendi soylarından olan Hazret-i Ebû Bekir’in (ra) dövüldüğünü duyar duymaz oraya koştular ve müşrikleri darmadağın ettiler. Hazret-i Ebû Bekir’i (ra) de bir sedirde taşıyarak evine götürdüler. Hazret-i Ebû Bekir’in (ra) öleceğinden korkan Teym oğulları gençleri müşriklere sert çıktılar:

“Eğer Ebû Bekir ölürse, biz Utbe’yi sağ bırakmayacağız!”

O gün akşama kadar Ebû Bekir’i (ra) konuşturmaya çalıştılar. Hazret-i Ebû Bekir (ra) gözlerini açmıyordu.

Nihayet akşam olunca gözlerini açtı, ağzı kımıldandı. Ağzı kımıldanır kımıldanmaz ilk sorusu:

“Allah’ın Peygamberi nasıldır?” oldu.

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 407
favori
like
share