Diksiyon Nedir - Diksiyon Hakkında - Güzel Konuşma

Diksiyon, konuşulan dilin incelenmesi ve kullanılması. Fonetik sesleri veya fonemleri inceler; diksiyon ise konuşma sanatı ve tekniği olarak fonetiği tamamlar.
Bir şiiri, bir nutku, bir piyesteki rolü söylemek, okuma tarzını belirten "diksiyon" denilen sanat, konuşma organlarının, yatkın veya çalışmayla işlek hale gelmiş olmasını gerektirir.

Diksiyonun çeşitli bölümleri vardır: heceleri belirtme, telaffuz, noktalama, ses perdesini ayarlama, inşat. Bazen ton ve tarz bakımından suniliğe kaçan, bazen günlük konuşma diline, gerçek söyleyişe yaklaşan diksiyon, edebiyat ve tiyatro anlayışıyla bağlantılı olarak gelişmiştir.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1913
favori
like
share
gülfin Tarih: 26.09.2009 02:58
Emeğine sağlık faydalı paylaşımın için tşk.ler
Pedaliza Tarih: 23.09.2009 10:42
Dudak Çalışması


Dudakların kullanılmaması durumunda bazı seslerin çıkarılması kesinlikle mümkün değildir. Dudak tembelliği olan kişiler özellikle dudakların kullanımıyla seslendirilen seslerde sorun yaşarlar. Türkçe’de ağırlıklı olarak dudağın kullanımına dayandırılan sesler şunlardır: “b, f, m, o, ö, p, u, ü, v,” Bu seslerde bulanıklık veya anlaşılma güçlü oluşturan bir konuşma biçimine sahipseniz bunun mutlaka dudak tembelliğinden kaynaklandığını düşünebilirsiniz. Bununla birlikte dudaklar diğer seslerde de belli pozisyonlar alırlar. Bu yönüyle örneğin “ı, i,” gibi sesleri çıkarırken dudağın katkısı dikkate alınmalıdır. Bu sesler dudak olmaksızın da seslendirilebilirler ama istenen kalitede seslendirilmeleri mümkün olmaz. dudak egzersizleriyle dudak kaslarımızın istenen her hareketi dudaklarımıza rahatlıkla yaptırmasını sağlamamız gerekiyor.

ALIŞTIRMA DUDAK ÇALIŞMASI

a) Nefesinizi ağzınızdan kuvvetle verirken “poffff” deyin. Hava dudaklarınızı basınçla itsin. Basıncın dudak kaslarınızı şiddetli zorlaması sağlayın.
b) Sıkı sıkı kapalı ve dişlerinize yakın -çeneniz kapalıya yakın- tuttuğunuz dudaklarınızdan üflediğiniz havanın dudaklarınızı kuvvetle üfürerek çıkmasını sağlayın.
c) Dudaklarınızı kapatıp ileri uzatın ve dairesel hareketlerle hızla döndürün. Aşağı yukarı, sağa sola hareket ettirin.
d) Çenenizi kapatın ve hızla “mı, mu, mı, mu” deyin. Ardından aynı şekilde şu sesleri tekrar edin: “fe, ve”, “pe, be”, “u, ü”, “o, ö”. Abartı yapmanız ve dudak kaslarınızı yoruncaya kadar çalışmayı sürdürmeniz önemlidir.
e) Bir kalemi yatay olarak dudaklarınızda tutup “Benim memleketim. Bir ben vardır bende benden içeri” deyin. Dudaklarınız iyice yorulduğunda dudaklarınızı gevşetin ve kapalı tutarak havayı dışarı itin. Hava püfürdeyerek, dudaklarınızı titreştirerek dışarı çıksın.

Yazar: Muhammet Bozdağ

Pedaliza Tarih: 23.09.2009 10:02
Diksiyon Çalışmaları

1.Bir berber bir berbere bre berber beri gel diye bar bar bağırmış.
Bizde bize biz derler, sizde bize ne derler?
Gül dibi bülbül dili gibi,gül dibi bülbül dili.

2.Pireli peyniri perhizli pireler tepelerse pireli peynirler de pır pır pervaz ederler.

3.Ocak kıvılcımlandırıcılardan mısın,kapı gıcırdatıcılardan mısın?Ne ocak kıvılcımlandırıcılardanım, ne kapı gıcırdatıcılardanım.

4.Çatalca’da topal çoban çatal yapıp çatal satar,nesi için çatalca da topal çoban çatal yapıp çatal satar?Kârı için çatalca da topal çoban çatal yapıp çatal satar. Üç tunç tas kayısı hoşafı.

5.Dört deryanın deresini dört dergahın derbendine devrederlerse,dört deryadan dört dert,dört dergahtan dört dev çıkar. Paşa tası ile beş has tas kayısı hoşafı. Zaman saman satar, saman zaman satar.

6.Al bu takatukaları takatukacıya takatukalatmaya götür.Takatukacı takatukaları takatukalamam derse takatukacıdan takatukaları takatukalatmadan al da gel.

7.Nankör nalbant nalları nallamalı mı,nallamamalı mı?
Az kaz, uz kaz, boyunca kaz.

8.İşlek işlemeci,işlemeli işleri işlikte işleyerek işletmeciye işyerinde izletti.

9.Ilgarcı ılgar,ılgıngillerin ılgancırı ılgalayarak,ılgıt ılgıt ılgılardı.

10.Pısırık pırlak pırnallıklarda pırnallanırken pılı pırtısını pısırık pıtraklara pıtır pıtır pırtlattı.

11.Üçüncü üçkağıtçı,üçetek üçleşerek üç teker arabayla süzüm süzüm süzülen süzgeçleri süzdü.

12.Kırk kırık küp, kırkının da kulpu kırık kara küp.A be kuru dayı ne kuru sarı darı bu darı ,a be kuru dayı.
Şu odayı badanalamalı mı,yoksa badanalamamalı mı?

13.Sen seni bil,sen seni,bil sen seni,bil sen seni,sen seni bilmezsen patlatırlar enseni.

14.Şu karşıda bir dal,dal sarkar kartal kalkar,kartal kalkar dal sarkar,dal kalkar kantar tartar.

15.Şu köşe yaz köşesi,şu köşe kış köşesi,ortadaki su şişesi.
Şiş şişeyi şişlemiş,şişe kesişe kiş demiş.
Elalem aladana aldı aladanalandı da biz bir aladana alıp da aladanalanamadık.

16.Bu yoğurdu sarımsaklasak da mı saklasak, sarımsaklamasak da mı saklasak?Bu yoğurdu mayalamalı da mı saklamalı, mayalamamalı da mı saklamalı?

17.Sizin damda var,beş boz başlı beş boz ördek,
Değirmene girdi köpek,
Bizim damda var beş boz başlı beş boz ördek,
Değirmenci çaldı kötek.
Sizin damdaki beş boz başlı beş boz ördek
Hem kepek yedi köpek,
Bizim damdaki beş boz başlı beş boz ördeğe,
Hem kötek yedi köpek.
Siz de bizcileyin beş boz başlı beş boz ördek misiniz,demiş.

18.Bir tarlaya kemeken ekmişler.İki kürkü yırtık kel kör kirpi dadanmış.Biri erkek kürkü yırtık kel kör kirpi,öteki dişi kürkü yırtık kel kör kirpi.Kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürkünü,kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürküne;kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürkünü,kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürküne eklemişler.

19.Getirince el getirir,yel getirir,sel getirir;götürünce el götürür,yel götürür,sel götürür.

20.Bu mum, umumumuzun mumu.

Pedaliza Tarih: 23.09.2009 10:00
Diksiyon Önemli Midir


Diksiyon sanatının öneminin düşünmeyenler pek çoktur. Halk karşısında söz söylemek zorunda olan bazı kimseler, güçlüklerle hatta başarısızlıklarla karşılaştıkları halde, diksiyona önem verip öğrenmeye çalışmazlar.

Bazı kimselerde de yanlış bir düşünüşle diksiyon sanatına çalışmayı bir özenti veya bir fazlalık sayarlar. Düşüncelerini de şöyle savunurlar: "En iyi hatipler bile, ses ve söyleniş hatası yapmazlar mı? Mademki halkı kendilerine hayran bırakarak başarı kanıyorlar. Öyleyse... Sonra profesörler, hatipler, yargıçlar, avukatlar radyoda televizyonda gürül gürül konuşuyorlar. Bunlar hep diksiyon dersi mi almışlar? Bütün konuşanlara diksiyon dersi verilmiş mi? O halde diksiyona çalışmaya ne lüzum var?"
Böyle söyleyenlerin bir bakıma hakları vardır. Çünkü onlar başkalarının konuşurken yaptıkları yanlışları, ancak diksiyon derslerine başladıktan sonra ayırt edebilirler. Onlar bu doğru yolu diksiyon öğretmeni gösterebilir.

Birçok aktör ve aktristin diksiyonu da acınacak durumdadır. Onlar bu konuda bilgisiz oldukları için oynadıkları eserin anlamını seyirciye duyuramazlar ve işin kolay tarafına kaçarak bayağılığa düşerler. Böylece yazarın vermek istediği anlamı alt üst ederler.

Tarih bize, Demosthenes ile Çiçeron'un söz sanatının güçlüklerini yenebilmek için ne kadar büyük bir çaba harcadıklarını anlatmaktadır. Günümüz hatiplerinin çoğu kusurlarına hiç aldırmadan sadece bağırıp çağırmakla etki uyandıracaklarını umuyor, kendilerine çok güveniyorlar.
Diksiyon, mahkemelerde, meclis kürsüsünde konuşan, kısacası söz sanatını meslek edinmiş kimselere de büyük yararlar sağlar.
Bununla beraber denilebilir ki, hemen hemen herkes bir toplulukta konuşmak ihtiyacını duyar.

Bu bakımdan, diksiyon alıştırmaları herkes için yararlıdır. Hele herkese toplulukta söz söyleme fırsatını veren zamanımızda, bu çok gereklidir. Bildiklerini başkalarına da öğretmeyi bir ödev sayarak bu zevkli işi üzerine almış olan her insan, bunları başkalarına anlatırken de zevkle dinletmesini bilmelidir.

[COLOR="Pink"]Düşünen insanlar düşündüklerini başkalarına anlatmak gereğini duyarlar. Üniversiteler, okullar onun için konferans sayılarını çoğaltmaya çalışırlar.
İyi söz söylemek için diksiyon çalışmalıdır. Toplum içinde yaşadığımıza göre başkalarına düşündüklerimizi, duyduklarımızı iyi, doğru ve ilgi çekecek bir şekilde anlatmak için diksiyon öğrenmemiz gereklidir.
İyi okumak için de diksiyon çalışmak gerekir. Yüksek sesle kitap okumak, aile toplantılarında yararlı, hoş saatler geçirmek için güzel bir yoldur. Böylece romancılar, hikayeciler, tiyatro yazarları ve ozanlar evinizde dile gelirler.

Bu tarz, zamanla genişletilebilir. Büyük bir dinleyici kitlesine de eserler okunabilir. Buna (Halk karşısında okuma) derler.
Böyle bir isteği gerçekleştirebilmek pek güç değildir. Bir salonda dinleyicilerin görebilecekleri şekilde karşılarına rastlayan biraz yüksekçe bir yer yeterlidir. Bu salon, bir okulda veya resmi bir dairede olabilir. Okunacak esere göre kişiler seçilir. Önce çalışmalar yapılır. Özellikle ses tonları üzerinde titizlikle durulur. Yine ses tonlarıyla karakterler çizilir. Eser okunurken, dekor, kostüm ve aksesuar kullanılmaz. Bütün iş, yalnız söze kalır. Kişiler çoğunlukla ayakta, bazı özel durumlarda da, oturarak rollerini okurlar. Bu suretle, göz oyalayan araçlar bulunmadan saf tiyatro zevki verilmiş olur.

Yalnız okuyanlar metnin zevkle dinlenmesini elde edemezlerse monoton bir okuyuş dinleyenleri sıkar. Çünkü bir makine sesi gibi gır gır sürüp giden, aynı tonu tekrarlayan sesler, dinleme zevki olan herkesi usandırır.
Zaten bir eseri hiç ara vermeden okumak da doğru değildir. Belirli zamanlarda ara vermek çok yerinde bir davranıştır. Böylece de bir çok eser gölgeden ışığa çıkmış olur.
(Halk karşısında okuma) dinleyenler kadar okuyanlar için de bir zevk kaynağıdır. Okunanı dinlemek zekayı uyandırmakta, görmekten daha iyi etki yapar.

Yalnız duygu ve anlatımı ses tonlarıyla belirtmek gerekir. Her okuma yazma bilenin diksiyon sanatını bilemeyeceği bir gerçektir.
Böyle bir okumada okuyanlar eser dışı tuluat yapabilirler mi? Hayır. Bazı tiyatro heveslileri yeteneklerine güvenerek tuluat yapmaya da başvururlar. Ama böyle yapmakla anlayışlı bir dinleyiciyi memnun etmek şöyle dursun, tersine nefret uyandırır. Çünkü bir yazarın düşüne taşına yazıp hazırladığı bir metni bozmaya, ona akıllarına estiği gibi söz eklemeye hiç bir oyuncunun hakkı yoktur.