Allahü teâlâ, nimet verdiği zaman şükretmemizi, bunları geri aldığı zaman da, sabretmemizi emretmiştir. Bu sebeple Allahü teâlânın her takdir ettiğini hoş görmeli, dert, bela anında kızarak, bağırarak sevabdan mahrum kalmamalıdır. Şunu unutmamalıdır ki, ağlamak, sızlamak, derdi belayı geri çevirmez, üzüntüyü dağıtmaz! Kaderde olanlar başa gelecektir. Bunun için sabretmek, olmuş bitmiş şeye kızmamak lazımdır. Hadis-i şerifte; (Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabul olan dua, o bela gelirken korur) buyuruldu.

Duanın belayı defetmesi de, kaza ve kaderdendir. Kalkanın oka siper olduğu, suyun da yerden otun yetişmesine sebep olduğu gibi, dua da, Allahü teâlânın merhametinin gelmesine sebeptir. Hadis-i şerifte; (Kaza-i mu�allakı, hiçbir şey değiştiremez. Yalnız dua değiştirir ve ömrü, yalnız, ihsan, iyilik arttırır) buyuruldu.

İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretleri; Mümin, bir hastalığa yakalanır veya bir belaya uğrarsa, Ya Rabbi, bana bu belayı neden verdin? diye şikayetçi olmaz. Hastalığa ve belaya rağmen, Allahü teâlâyı zikreder ve şükreder. buyurmaktadır.

Vaktiyle adamın birisi Musa aleyhisselama gelerek;

- Ya Musa, ne olur dua edin de hayvanların dilinden anlayayım, böylece bunlardan kendime ders çıkarır ve iyi insan olurum der. Musa aleyhisselam;

- İçinde bulunduğun hal, senin için daha hayırlıdır, kaldıramayacağın bir yükün altına girmeye çalışma buyurur. Fakat adam dinlemez ve ısrar ederek;

- Ya Musa, ne olur hiç değilse kapımdaki köpekle horozun dilinden anlayayım der. Sonunda Musa aleyhisselam dua eder ve adam da sevinerek evine gider. Ertesi sabah, hizmetçisi sofrayı kurarken bir parça ekmek fırlayıp dışarı düşer. Horoz koşup hemen ekmeği kapar. Köpek;

- Be horoz, yaptığın doğru mu? Sen buğday da, arpa da yiyebilirsin. Bense ekmekten başka bir şey yiyemiyorum. Ne için benim rızkımı kapıyorsun, diyerek horoza kızar. Horoz;

- Haklısın ama tasalanma, yarın bizim efendinin eşeği ölecek, sen de böylece bir güzel karnını doyurursun der. Adam bunu duyunca hemen eşeğini satar. Ertesi gün, ne konuşacaklar diye köpekle horozu dinlemeye koyulur. Köpek horoza sitem ederek;

- Hani eşek ölecekti, ben de karnımı doyuracaktım deyince, horoz;

- Eşek öldü ama başka yerde öldü. Fakat hiç merak etme yarın at ölecek, o zaman daha büyük bir ziyafete konacaksın der. Adam hemen atını satar. Hayvanların dilini anlayabilmenin onun için çok kârlı olduğunu düşünür. Ertesi gün köpekle horozu dinlemeye gider. Köpek horoza sitem ederek yalan söylediğini ima edince, horoz;

- Ben yalan söylemedim. At ölecekti, sahibimiz sattı. Fakat sen merak etme yarın sahibimizin en çok değer verdiği kölesi ölecek, o zaman onun hayrına yemekler verilecek, hepimiz doyacağız, der. Bunu duyan adam, kölesini de satar ve ertesi gün yine konuşmaları dinlemeye başlar. Bu sefer köpek çok kızgındır. Günlerdir yalanlarla avutulduğunu söyleyince, horoz;

- Ben yalan söylemiyorum. Köle öldü ama başka yerde. Çünkü sahibimiz onu da sattı. Fakat hiç iyi etmedi. Zira ilk bela eşeğe gelecekti, böylece sahibimiz beladan kurtulacaktı. Onu sattı, bela ata geldi. Atı da satınca bela, köleye geldi. Köleyi de satınca, bela kendisine geldi. Yarın sahibimiz ölecek, böylece doyacağız, der. Bunu duyan adam akılsız başını dövmeye başlar ama iş işten çoktan geçmiştir...

Netice olarak, insanlar başlarına gelen istemedikleri bir şeyi hayra yormalı, onun daha büyük bir belayı defettiğini, belalara kalkan olduğunu düşünmelidir. Evet, perdenin arkasında neler olduğu ve hadiselerin hikmeti her zaman bilinmeyebilir. Bu sebeple insan, sık sık sadaka vererek, dua ederek belaları defetmelidir. Her şeyin sadakası vardır. Servetin, ilmin, iyi niyetin, sıhhatin, kuvvetin, zamanın. Dua, belayı giderir. Sadaka vermek, Allahü teâlânın gadabını yumuşatır ve insanı azabdan kurtarır. Eceli gelmemiş olan hastanın da, şifa bulmasına sebep olur.

Osman Ünlü

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 451
favori
like
share