Bu Benim Hayatım - Yunus Şevik

SİNEMA; SENİ BAŞKA BİR SEKTÖRLE ALDATMAK ZORUNDAYIM ÜZGÜNÜM

Yıl 2006, Liseden mezun oldum ve öss’ye girdim. Hayalim tıp okumaktı aynı babam gibi... İçimdeki sanat aşkını tıp okurum ümidiyle dondurmuştum. Sınavı kazanamadım. Açıköğretim fakultesi İktisat bölümünü yazdım. Aynı zamanda denkliği olmayan amerikan üniversitesinin Newport Türkiye şubesinde işletme okumaya başladım. Her şey normal gider gibiydi. 9 yaşından beri hayal ettiğim kitabımıda 3 senedir yazmaya devam ediyordum. Hayalimde hep bir sinema ve oyunculuk vardı. İşletme okurken kısa film çekme merakı sardı içimde. Evet işte buydu yapmak istediğim şey. İlk olarak senaryo kısmından başlamak istedim. Yazı yazabilen senaryoda yazabilir diye düşünüyordum. 2004 ve 2005 te beni figüran oyuncu olarak gönderip paramı vermeyen bakırköydeki cem ajans aklıma geldi. İşime yarar düşüncesiyle gittim ve bir senaryo örneği aldım. Senaryo yazmaya başlamıştım artık. Bu işlerle ilgilenen montajcı bir arkadaşımla konuşup kısa film çekmek istediğimi söyledim. Sigarayla ilgili kısa bir senaryo yazdım.

Bir Pazar günü montajcı arkadaşım ve bir oyuncu arkadaşla birlikte; abimin ufak el kamerasıyla film çekmeye gittik. Filmde bayan oyuncu bulamadığımız için bayan oyuncuları senaryodan kaldırdık. Oyuncu arkadaşla ben kamera önüne geçtik. Montajcı arkadaşta kamerayı kullandı. Akşam kararana kadar filmi bitirdik. Çok heycanlıydım çünkü bu benim ilk filmimdi. 1 hafta sonra montajcı arkadaşla birlikte filmi montajlamaya başladık. Filmin montajı yapılırken çıkan bir iş dolayısla ofisten ayrıldık. Gelecek hafta montaj yapalım dediğimde çıkan başka işlerle birlikte film montajı ertelendi. Bir süre sonra öğrendimki o kadar uğraşıp emek verdiğimiz filmin kaseti kaybolmuş, Bilgisayardaki dökümanlarda silinmişti. Üzülmeme karşın yılmadım yenisini çekerim diye düşündüm. İşte böyle başladım ben sektöre. Her şeyin iyiye gideceğini umut ediyordum. Hayalimde iyi bir yönetmen olarak Oscar ödülü almak vardı. Bunu söylediğimde çevremdeki insanlar ne kadar gülse de ben yapacağıma inanıyordum. Bu arada çektiğim filmin kaseti 1 sene sonra montajcının çekmecesinin arka kısmından çıktı. Montajcı arkdaşım süprizimi isterim desede iş işten geçmişti, neyse yinede 1 sene sonra montajladık.

2006 yazında trafik büyük bir trafik kazası geçirdim ve üstüne 3 senedir yazmakta olduğum kitabım silinmişti. Sağolsun bilgisayarımı formatlayan kişi uyarmama rağmen silme dediğim harddiskimi silmiş. Depresyona girip psikolojim bozulmasına rağmen yılmadım. Aklımdaydı hepsi tekrar yazdım ve 2007 yılının başlarında yazdığım kitabımı yayınevine verdim. Biriktirdiğim parayla piyasya çıkardım. O kadar heycanlıydımki çıkardığım ürünle sanki bir çocuğum olmuş gibi sevinç vardı içimde. Nisan ayında carousel alışveriş merkezinde imza günü düzenledim. Kitap o kadar tutmuş olmalıki naz ve niyazla toplam 2 arkadaşım gelmişti. Tutan bir şey vardı evet. Kitap alanına getirdiğim 15 dansçının dans etmesini izleyen insan toplulukları. O gün dans tutmuştu bunu öğrendim. Sanırım dans gösterisi kitap için uygun bir pazarlama değilmiş. Yaptığım bazı pazarlama hatalarıyla kitabın reklamını iyi yapamadım ve 2007 sonuna doğru 400 kitap satılmış ve satılmayan 600 kitabı piyasadan kaldırtmıştım.

2007 yılında tekrar öss’ye girmek istedim. İçimde hala bir tıp okuma isteği vardı. Lisede duyduklarım aklıma geldi. Doğuda yardım ediyorlar sözleriyle öss sınav yeri tercihi 1. seçenek Siirt , 2. seçenek Diyarbakır yazdım, tıpı kazanırım umuduyla. Türkiyenin diğer ucu ve macera seven bir yapım olduğu için bu tercihi yapmakta zorlanmadım. Atladım uçağa 1,5 saate gittim. Çok iyi karşıladı Siirt halkı sağolsunlar. Polis lojmanında geçirdiğim ilk gece sonrası sınava girdim. Ama duyduklarımla gördüklerim pek aynı değildi. Yardım denen bir şey yoktu. Bunun sadece bir uydurma olduğunu sınav sorularını çözerken öğrendim. Neyse istanbula döndüm. İlk tercihlerimde biyere yerleşemedim. Puanım 210 du çok iyi hatırlıyorum. Ek kontenjanlar açılmaya başladı. Bende Tıp’ı kenara bırakıp hobi olarak yaptığım sinema hayatımın için bir tercih yaptım. Beykent üniversitesinde ek kontenjanla açılan Radyo-tv ikinci öğretimi kazandım. Yine bir heyecan ve mutluluk vardı içimde. Çekmeyi düşündüğüm kısa filmler için kendime yurt dışından yarı profosyonel bir kamera aldım. Artık filmlerimi o kamerayla çekecektim.

Her şeyin çok güzel gittiğini düşünüyordum. Üniversite hayatına güzel başlamıştım. Radyo-tv kazanınca okumakta olduğum işletme ve iktisatı bıraktım. İlk sene okulun karışık yurduna yerleştim. Hem yakın , hem eğlenceli olurdu diye düşünüyordum. Sömestır tatili geldi ve 3 hafta tatilimiz vardı. Arkadaşlarım tatil yapmaya çıkarken ben yurtta kalmaya karar verdim. 2 hafta boyunca yurttaki odamda oturup ilk sinema filmi senaryomu yazdım. Film kendi hayatım ve arkadaş çevrelerimin yaşadıklarıyla oluşan romantik bir komedi tarzındaydı. Evet sanırım çekeceğim ilk sinema filmim buydu. Birkaç ay sonra tanıdığım biri vasıtasıyla bir yönetmen filmin senaryosunu okudu ve beğenip çekmek istedi. Bana 100 milyar teklif etti senaryom için. Ben filmi kendim çekmek istediğim için satmadım.

2008 Nisan aylarıydı, Babam bağırsak kanserinden dolayı ameliyat oldu. Bende babam üzülmesin artık evden gidip geleyim onunla daha çok vakit geçiririm düşüncesiyle yurttan ayrıldım. 3 parti eşyam vardı. Son partiyi eve getirirken yolda telefonum çaldı arayan annemdi. Babamın rahatsızlandığını, hastaneye gelmemi söyledi. Hastaneye gelince akrabaların arabalarını görüp hemen içeri girdim sanırım önemli bişey vardı. İçeri girdim bir süre sonra acilden babamın doktor arkadaşı çıktı. Babamın beyin ölümü gerçeklemiş onu öğrendim. Ne kadar şaka gibi gelsede bir süre kendime gelemedim.

2008 yaz ayları sonuna doğru antalyanın dağlarında çekilen Nefes filminin reji ekibine başvuru yaptım. Yönetmen yardımcısıyla bir görüşme yaptım. Görüşme yaptığım hanfendi cv’mi beğenmiş ekiple ilgili bilgiler veriyordu. Büyük ihtimal bizlesiniz ama 2 ila 4 ay arası çekimler devam edecek uygunmusunuz dediğinde okulum aklıma geldi; çünkü 1 ay sonra okulum başlıyordu. Eğer filmi tercih edersem devamsızlıktan kalabilirdim. Yeni işlerin çıkacağı umuduyla, kusura bakmayın devamsızlık problemim var demek zorunda kaldım. Aradan bir süre geçti. Ramazan aylarıydı. Tanıdığım birisine kendime çalışmak için set aradığımı söyledim. O da tanıdığı bir akrabasına söylemiş. Ben her aradığımda ben sana haber vercem diyordu. Bende haber beklediğim için o kişiyi daha fazla rahatsız etmek istemiyordum. Kanal D ‘de yeni bir dizi başlamış ismi Aşk-Yakar baş rolde özcan deniz oynuyor bildiğiniz gibi. O filmde reji asistanına ihtiyaçları varmış. Tanıdığım hanfendi beni arıyor ama ulaşamıyormuş. Ben ablamda kalıyordum , cebim kapalıymış evide doğal olarak açan yokmuş. Bunu ablam o tanıdığım kişiyle dişçi ofisinde karşılaşınca öğrenmiş. Hemen aradım tabi. Meğerse bana iş ayarlayan kişiye cep telefonu numaramı verirken bir karışıklık olmuş son hanesini 79 yerine 29 aramış. Şansızlık bu olsa gerek diye düşünürken okumaya ve bir şeyler yapmaya devam ettim.

2009 yılı sonuna doğru kendime set aramaya başladım. Şansızlık devam ettiği için aradıklarım hep 1 hafta önce ekibi doldurmuştu. Neyse okuldan yüksek onurla mezun oldum. Okuldan mezun olmadan önce festivaller için uyarlama bir hikayeyi son olarak filme aktarmıştım. Çektiğim filmin kasedini montaj imkanım olmadığı için rafa kaldırdım. İş aramaya devam etmeliydim. Bütün tanıdıklarıma iş aradığımı söyledim. Malum ayakta kalmam gerekiyordu geçimimi sağlamak için. Belkide babam yaşasa daha farklı olabilirdi her şey. Neyse her şeyde bir hayır vardır diyerek iş aramaya devam ettim.

Şuan ağustos ayının son zamanlarındayız okul bittiğinden beri kendime bir set veya alanımla ilgili bir iş bulamadım. İçimdeki istek hep olumluydu bu yüzden yılmadım. Ayakta kalmak için okul bittiğinden bu yana , pazarlamacılık gibi ufak tefek işlerle geçimimi sağladım. Eskiden her hafta eğlenceye, gezmeye çıkarken şimdi mecburen evde oturmayı tercih ediyorum. Çevremdeki yapımcıların , yönetmenlerin v.s. hiçbir faydası olmadı. Bütün dizi yapan firmalarla görüştüm ama yine şansızlığımaki 1 hafta önce heryer dolmuş.

Bir Pazar günü geçici olarak başka bir işe girme düşüncesi kafamda yer etti. Hiç yapmam gibi gördüğüm bir işe kalkıştım ve o gün bütün zamanımı bakırköyde dükkanları gezerek iş aramakla geçirdim.

Şu an geçmişime ve elimdekilere bakıyorum; Elimde çekilmeyi bekleyen 3 sinema filmi ve 4 kısa film senaryosu var imkansızlıktan arşivde bekliyor. Şuanki durumum ve aklım olsaydı o filmi o rakama o zaman satardım pişmanım. Çektiğim filmi de montajlayamadım öylece duruyor kimsede yardım etmiyor. E insanların işleri var tabii. Çektiğim 4 kısa film ve 4 reklam şuan benim için anlamsız geliyor. Çevremde bu işle ilgilenen o kadar kişi olmasına rağmen 1 tanesinin bile faydası olmadı. Sadece bilgi ve gaz vermekle geçiniyorlar sanırım. Okurken arkadaşlarıma hep yardım etmeye çalıştım. Arkadaşlarım ve hocalarım dahil herkesin konuşması sen iyi bir yönetmen olacaksın, çok yaratıcısın demekle geçiyordu. Şimdi soruyorum iyi bir yönetmen olmak için önce bir yönetmenin yanında çalışıp bir şeyler öğrenmek gerekmiyormu !. Öyle tabiki diyeceksiniz. Ben yönetmenin yanında çalışmayı bırakın görüştüğüm kişilerle konuşmamda rejiyi boşverin sette çay bile taşırım moduyla konuştuğumu hatırlıyorum.

Şuan gerçekten çok sıkıldım. Geçmişime bir kez daha bakıyorum. 4 Senedir bu işle ilgili çalışmalar yapmaya çalıştım. Okulun en iyi , en sevilen öğrencileri arasında mezun oldum. Arkadaşlarıma baktığımda ise sınıfımdan mezun olup az bilgisi olan bir çok kişi sadece okullu olmasına karşın tanıdık vasıtasıyla şuan sektörde çalışıyor. Hatta okullu olmayanlar bile tanıdık vasıtasıyla rejide görev alıyor. Arkadaşlarım adına çok seviniyorum ama sektörün adaletsizliğine üzülüyorum. Örneğin geçenlerde duyulmuş büyük bir film şirketini iş için aradım. Telefona çıkan bayanın küstahlığına bakınki bana demesinmi ‘’ Şuan setlerimiz dolu, Sizde bilirsinizki tanıdık yoluyla alınıyor genelde’’ Bu sözler pek söylenmesede bilinen gerçek budur. Sektörün adaletsiz seçimlerinden bir tanesi. Belkide geçmişimde yaptığım bu tercih yanlıştı diye düşünüyorum şimdi. Elimde yaptığım her şey şuan anlamsız geliyor. Çünkü şuan o işlerin bana bir faydası yok ilerde faydası olurmu bilemem. Her şey ne kadar anlamsız gelsede acısıyla tatlısıyla uğraşması güzeldi. Belkide işletme ve iktisata devam edip mezun olsaydım, şuan iyi bir pozisyonda çalışıyordum gibi sorular aklıma gelmeye devam ediyor. Ne için bu sekötürü tercih ettim bilmiyorum, ama bir gerçek varki ben bu işi yapmazsam mutlu olamam. Geleceğe bakıyorumda belki ilerde iyi bir yönetmen olurum ama o zamanın bu zaman olmadığını çok iyi biliyorum.

Sinema sana söylüyorum; Şuan masamın üzerinde duran 15 liram ve 2 paket sigaram var. Gelecek hafta bir firmada asgari ücretle satış temsilcisi olarak çalışmaya başlayacağım. Senin yüzünden aylardır doğru dürüst dolaşmaya bile çıkamadım. Yaşadığımız onca sinemasal ilişkiyle yaptığım projeleri rafa kaldırıyorum.Hevesle aldığım kameramıda gittigidiyorda açıkarttırmayla satıyorum mutlumusun ?. Belki ilerde bir fırsat çıkarsa sana geri dönerim. Ama şu an ayakta kalmam için seni başka bir sektörle aldatmam gerek. Seni aldatmakta istemiyorum bu yüzden doğru dürüst başlamayan bu ilişkimize ara veriyorum. Sinema gerçekten üzgünüm beni maddi olarak mutlu edemedin bu yüzden seni geçici olarak terk ediyorum. Umarım seni mutlu edebilecek yönetmenlerle çalışırsın. Beni yönetmen asistanı bile olarak yanına bile yaklaştırmadığın yunus. HOŞÇAKAL

Yunus Şevik

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 851
favori
like
share