Birçok efsane ve şiirlere konu olmuş karacadağ bölgesi,diyarbakırdan başlayıp Siverek’e kadar uzanan,adını sönmüş bir yanardağdan alan bir bölgenin adı..Tüm toprağı,bir zamanlar patlamış olan volkanik dağın püskürtmüş olduğu taşlarla ekili sanki…

Sabahın erken saatlerinde,güneş ışığının belirmesi ve horoz seslerinin yankısı arasında bir bir uyanır karacadağ halkı..

Anneler, kahvaltıda sıcak bir çorba veya çayı koyar ateşin üstüne. Babaysa, ya koyunu gütmüştür çoktan meraya, yâda uğraşacak bir meşgale bulmuştur kendine.

Çocuklar da, ebeveynleriyle beraber uyanıp, küçükler kendi kurdukları hayal dünyasında oyun oynarlar, daha büyükleri ise ebeveynlerine yardımcı olurlar.

Yöredeki ailelerin geneli çok çocukludur; kimi aile planlamasının günah olduğunu öne sürerek, kimi korunma yöntemini bilmediğinden, kimi de erkek çocuk sahibi olma arzusu ile çok çocuklu aile olma özelliğini taşır.

Kız çocukları, şanslılarsa ilkokula gönderilir ve bitiminde de artık okula gönderilmezler. Ailelerinin gözünde kızları giderek büyümektedir ve yalnız başına şehre okuması için gönderilmesi sakıncalıdır artık, ev işlerini öğrenmelerini yeğlerler.

Ev işlerinin yanı sıra küçük kardeşlerine bakma görevi de onlarındır bir nevi evlenmeden önceki stajlarını yaparlar. Bileklerinde ve boyunlarında boncuktan yapma kolyeler, burunlarına taktıkları hızmalarla, büyük ablalarını yavaş yavaş taklit ve takip etme yoluna girişirler, ta ki onların kaderlerine de ortak oluncaya dek.

Bir akrabası tarafından veya misafirliğe gelenlerden birinin ilgisini çekince ailesinden istenir ve eğer ebeveyn uygun görmüşse kızlarına haber verilir, kızda siz nasıl uygun görürseniz der ve daha çocuk yaşta kendisinden yaşça büyük veya kendisi gibi çocuk yaşta biri ile evlendirilir ve artık gelin gittiği evin işleri ile çocuk yapma gibi görevleri yüklenir daha kendi yükünü bile yüklenemeden.

Erkek çocukları da ilk doğduklarında ebeveynlerinin yüzlerindeki tebessümle hayata merhaba derler. Çamurdan oyuncaklarla büyürler, okul yaşına gelince sorumluluk almaya başlarlar artık. Bir öğün okul, bir öğünde hayvanları otlatmayla geçecektir. Büyüdükçe alacakları sorumlulukları da artacaktır. Şanslı olanlar okullarına devam edecekler ama büyük çoğunluğu ya birkaç koyuna çoban yada büyük şehirlere açıldı ise inşaatlarda işçi ya da benzeri işlerde iş gücü olarak çalışacaktır artık. Eve gelip gidişlerinde ailesinin beğendirdiği biri ile evlendirilir, eşini ailesinin yanına bırakarak yine yaptığı işi yapmaya devam edecektir. Birkaç çocuğu olup ayrı bir eve taşınıncaya kadar...

Bu bölgede çocuk olmak zordur ama karacadağ da çocuk olmak daha zor. Çeşitli olanakları olup kendine farklı bir yaşam çizenlerin dışında,daha doğar doğmaz cinsiyetlerine göre önceden hazırlanmış yaşam kalıpları hazırdır.Bu kalıba uymak zorunda hissederler kendilerini;çünkü anne ve babaları da uymuştur dede ve nineleri de…

Bu bölgede çocuk olmak zordur ama karacadağ da çocuk olmak daha zor…

Serdar Kaplan

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 326
favori
like
share