Malı, İslamiyet’in ve mürüvvetin uygun görmediği yerlere, harcamaya, dağıtmaya İsraf denir. Mürüvvet, faydalı olmak, iyilik yapmak arzusudur. İslamiyet’e uymayan israf, haramdır. Mürüvvete uymayan israf ise, tenzihen mekruhtur. İsraf, kötü huylardandır ve kalbin hastalığıdır. Allahü teâlâ; (İsraf etmeyiniz! Allahü teâlâ, israf edenleri sevmez) buyurmuştur.

Malı, Allahü teâlânın razı olmadığı yerlere harcamak, o malı, boşa atmak demektir. Halbuki Peygamber efendimiz; (Malı boş yere saçmayınız!) buyurmuşlardır.

Sofrada, lüzumundan fazla, çeşitli yemekler bulundurmak israftır. İbadete kuvvet kazanmak ve misafir için bulundurmak, israf olmaz.

Yemek artıklarını dökmek, çatalı, kaşığı, tabağı, tası ekmekle sıyırıp yemeden önce, kapları yıkamak ve silmek israftır. Sofra bezi ve masa üstüne düşen ekmek, yemek kırıntılarını toplamayıp atmak israftır. Bu kırıntıları toplayıp hayvanlara yedirmek israf olmaz.

Malı kıymetinden aşağı fiyatla satarak veya kiraya vererek ve kıymetinden yukarı fiyatla satın alarak yahut kiralayarak aldanmak israf olur. Meyyitin kefenini, miktar ve cins bakımından, İslamiyet’te bildirilenden fazla yapmak israftır. Abdestte ve gusülde, suyu sünnet olandan fazla kullanmak israftır. Sa’d bin Ebu Vakkas hazretlerini abdest alırken Resulullah efendimiz görür ve;

- Ya Sa’d! Suyu niçin israf ediyorsun? buyurur.

- Abdest alırken de israf olur mu deyince;

- Büyük nehirde de olsa, abdestte fazla su kullanmak israf olur buyururlar.

Doyduktan sonra fazla yemek de israftır. Yalnız, misafir utanmasın diye, ev sahibinin fazla yemesi ve orucu rahat tutmak için sahurda fazla yemek israf değildir.

İslamiyet’in izin verdiği, emrettiği yerlere vermek ve mubah olan şeyleri almak için verilen mal, para, israf olmaz. İmam-ı Mücahid hazretleri buyuruyor ki:
“Bir kimse, Allahü teâlânın emrettiği yerlere dağ kadar altın harcetse, israf olmaz. Bir dirhem (yaklaşık beş gram) gümüşü veya bir avuç buğdayı, haram olan yere vermek israf olur.”

Peygamber efendimizden önce yaşamış olan Hatim-i Tai, cömertliği ile meşhur olmuştu. Çok verdiği için buna;

- Malı israf etmekte hayır yoktur dediklerinde;

- Hayra verilen mal israf olmaz! cevabını vermiştir.

Sultan Bayezid-i Veli zamanında yaşayan Aşçı Yahya Baba, sadece insanları değil, bütün mahlukatı da severdi. Her gün yemek dağıtımından sonra artan pilavı, Tunca Nehrindeki balıklara dökerdi. Bir süre sonra oranın ambar memuru; “Her gün pilavlar Tunca Nehrine dökülüyor. Demek ki fazla geliyor. Verilen pirinç miktarını azaltın” diye emir verdi. Kilerci her gün artan pilav kadar az pirinç vermesine rağmen, her zamanki kadar pilav artıyor ve Aşçı Yahya Baba, yine bu pilavı kepçe kepçe Tunca balıklarına serpiyordu... Her gün pirinç azaltılmasına rağmen sonuç değişmiyordu. Öyle oldu ki, durum padişaha aksetti. Sultan da denemek istedi. Kararlaştırılan günde bütün misafirler yemeklerini yediler. Yemek yiyenler her zamanki misafirden fazla ve pirinç miktarı az olmasına rağmen pilav, yetti ve arttı. Yahya Baba balıkların nasibini nehre dökeceği sırada Sultan Bayezid-i Veli’nin;

- Yahya Baba! Bu yaptığın israf değil midir? demesi üzerine, binlerce balık başını sudan çıkarıp;

- Sultanım! Devletin artığını bize çok mu görüyorsun? Senin devletinin ikramı sadece insanlara mıdır? derler. Aşçı Yahya Baba da, sırrı açığa çıktığı için hemen orada secdeye kapanarak ruhunu teslim eder...

Netice olarak mal, büyük bir nimettir. Malı israf, Allahü teâlânın nimetini hakir görmek, nimete kıymet vermemek, nimeti elden kaçırmak, kısaca küfran-ı nimet etmek, yani şükür etmemek olur. Zira malı, Allahü teâlânın razı olmadığı yerlere vermek, harcamak, israftır, kötü bir huydur ve haramdır. İsrafta hayır, iyilik olmaz. İslamiyet’in emrettiği yerlere vermek ise, hayırlıdır ve israf olmaz. Din büyüklerinin buyurduğu gibi:
“Hayırda israf olmaz. İsrafta da hayır olmaz.”

Osman Ünlü

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 327
favori
like
share