Zehra'nın Yazgısı 2 - Hasan Kamil Erkli

Halası Zehra’yı kendi çocuklarıyla birlikte büyüttü. Kocası Mustafa da öz kızı gibi sevdi Zehra’yı. Zehra mükemmel bir aile ortamında, önce ilkokulu ardından da ortaokulu bitirdi. Halası Şükriye ve kocası Mustafa’yı anne babası bildi. Gelişmiş güzelleşmişti. Köyün tüm delikanlıları Zehra’nın peşindeydi. Daha on dördünde olmasına karşın eve görücüler gelmeye başlamıştı bile.


Zehra okumak istiyordu. En yakın lise yaşadıkları köyün bağlı olduğu Eşme ilçesindeydi. Halasının üç çocuğu da ortaokulu bitirmiş ve imkânsızlıklar nedeniyle eğitimlerini noktalamışlardı. Zehra’nın, kendi çocuklarından daha zeki ve daha istekli olduğunu bilen Mustafa bir gün onu karşısına alıp konuştu. —Bak Zehra’m. İki ağabeyinle öteki kızımı da ancak ortaokula kadar okutabildim. Gönül daha fazlasını ister elbet. Ancak şuncacık tarla ve iki baş malla ancak bu kadarını yapabiliyorum. Seni Eşme’ye göndermem mümkün değil. Beni anla ve affet kızım.
Çaresiz kaderine boyun eğdi Zehra. İki sene sonra imamın oğlu Saffet’le evlendi. Saffet ortaokuldan tanıdığı bir delikanlıydı. Zehra’dan iki yaş büyüktü. Yakışıklı sayılırdı. Oldukça da varlıklıydılar. İki sene köyde yaşadılar. İlk çocuğuna hamile kalınca Zehra ve Saffet köyden ayrılmaya karar verdiler. Saffet’in gönlünde ezelden beri şehirde yaşamak yattığından, doğacak çocuklarını bahane edip, babalarını ikna etmeleri zor olmadı. Uşak’ta bir ev aldılar. Babası da Saffet’e bir dükkân açtı.


Ticaret tam Saffet’e göre bir işti. Çok kısa bir süre içinde işini geliştirdi, dükkânını büyüttü. Doğan oğluna da dedesinin ismini verdi. Ali’nin ona uğur getirdiğine inanıyordu. Zehra’da hayatından çok memnundu. Artık yoksulluktan okuyamamanın acısını çoktan unutmuştu. Etrafındaki birçok insan ilkokulu bile zor bitirmişti. Günlerini oğluyla ilgilenerek geçiriyordu. İstediği zaman köye gidiyor, anne ve baba bildiği Şükriye ve Mustafa’yı görüyordu. Zaman zaman, onca yokluk ve zorluk içinde yetişen birinin, böyle rahat bir hayat sürebilmesine şükrediyor, evliliğinin ne kadar doğru bir karar olduğunu düşünüyordu.


Ali daha iki yaşına gelmeden ikinci çocuğuna hamile kaldı Zehra. Saffet ikinci kez baba olacağını öğrendiğinde sevincinden havalara uçtu. Zehra hamileliğinin ilk aylarını gayet normal geçirdi. Beşinci ay sonunda doktorlar sürekli yatmasını, aksi takdirde düşük tehlikesi yaşayabileceğini söylediler. Şükriye, kocasını köyde bırakıp hemen Zehra’nın yardımına koştu. Tam dört ay boyunca Zehra’ya baktı, elini sıcak sudan soğuk suya sokturmadı. Vakti gelince Zehra bir erkek çocuk daha doğurdu. İkinci oğlana Adnan adını verdiler.

Zehra doğumdan sonra bir türlü kendisini toparlayamadı. Adnan dört aylık oluncaya kadar her şey normal gidiyor gibi görünse de, çok şiddetli baş ağrıları çekiyordu. Kendini sürekli yorgun hissediyordu. Üstelik yüzünün sol yanında uzunca bir süredir geçmeyen, garip bir uyuşma başlamıştı. Olanları kocasına anlattığında “bebeler seni yoruyor, ondandır” dedi Saffet. Doğrusu pek de oralı olmadı.

Tüm bu yaşadıklarının yanında Zehra, Saffet’teki bir değişikliğin de farkına varmıştı. Kendisiyle ve evle eskisi kadar ilgili değildi. Genellikle eve geç saatlerde geliyor, nadir de olsa gelmediği de oluyordu. Bunun sebeplerini Saffet’e sormağa çalıştığında hep kaçamak cevaplar alıyordu. İşinin çok olduğunu söylüyor, iki oğlu için daha da çok çalışması gerektiğini belirtiyordu. Söz konusu iki çocuk olunca Zehra’ya da söyleyecek söz kalmıyordu. Bir keresinde Şükriye’ye dert yandı Zehra.
— Aman kızım dikkat et. Erkek milletinin cebi para gördümü, üçayak gezer, gözü dışarıda olur. Diye nasihat etti Şükriye.


Hasan Kamil Erkli

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 297
favori
like
share