Ya ben yine duramadim okudugum bir kac yaziyi paylasmak istedim :5:


Mahkemede hakim, Necip Fazıl'a:
- Bak, der. Seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle değil mi?
Necip Fazıl sorar:
- Hakim Bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz?


Yahya bin Muaz'a:
- Nefsanî arzularının peşine takılan kimse, dünyada da ahirette de azap çeker. Bu nasıl olur? diye sorarlar. Şöyle açıklar:
- Dünyada çektiği, onları elde etmek içindir. Ahirette çekeceği ise, onların hesabını vermek için.



Ebü'l-Haccac Aksurî'ye:
- Maneviyatta rehberin kim? diye sorduklarında:
- Bir böcek, dedi.
Alay ediyor sandılar. İzah etti:
- Dışarıda gezerken, fener direğine çıkmak isteyen küçük bir böcek gördüm. Kaygan olduğu için yarı yoldan düşüyor, fakat hiç yılmıyordu. Yüzlerce defa aynı hareketi tekrarladı. Onu o halde bırakıp mescide gittim. Çıktığımda bir de ne göreyim, direği tırmanmış, fenerin yanında duruyor. O hayvan engellerden yılmama ve sebat etme konusunda rehberim oldu.



Yahya bin Muaz'a:
- Kul ne vakit ihlaslı sayılır? diye sormuşlar. Cevaben şöyle buyurmuş:
- Kendisini öven insanla, tenkid eden insanı bir gördüğü vakit...


Tolstoy'a "nasıl mutlu oluyorsunuz?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş:
- Sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olmadıklarımı ise hiç düşünmeyerek.


Mehmed Âkif, Berlin'den döndüğünde sormuşlar:
- Berlin'de ne var ne yok üstad!
Şöyle cevap vermiş:
- Gördüğüm kadarıyla işleri dinimiz gibi sağlam; dinleri ise işlerimiz kadar çürük.


Hz. Lokman'a:
- "Edebi kimden öğrendin?" diye sormuşlar. Şu cevabı vermiş:
- Edepsizlerden.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 470
favori
like
share
tarkın Tarih: 06.10.2005 12:40
Teşekkür ederiz eline sağlık.
dostbildiklerim Tarih: 06.10.2005 00:20
Emegine saglik
tesekkürler ablasi
Halaskar Tarih: 05.10.2005 02:44
Yahya bin Muaz'a:
- Kul ne vakit ihlaslı sayılır? diye sormuşlar. Cevaben şöyle buyurmuş:
- Kendisini öven insanla, tenkid eden insanı bir gördüğü vakit...

İhlaslı birer kul olmak duamız..bu uğurda inşallah çabamız..


Teşekkürler ellerinize sağlık..