Anelka'nın elini maçın dört hakeminin sekiz gözünden en az ikisi görmüş olmalı. Olmalı ama faulü verecek irade ortada yok. Duruma göre tavır, formaya göre karar... 'Güçlü'nün önünde eli ayağı dolaşan, eyyamcılığa batmış bir futbol ortamı! O sözde 'güç' de, o çok böbürlenilen 'büyüklük' sahada oyunu kuralına göre oynayarak, ilkeli davranarak, kurumsallaşarak elde edilmiş bir güç değil. Entrikayla, gözdağıyla, pazarlıklarla, fırsatçılıkla elde edilmiş bir 'büyüklük'... Şimdi soru şu: O golü Konyaspor atmış olsaydı ve maçı kazansaydı ne olurdu? 'Aynı şeyler olurdu' diyebiliyor musunuz? Diyemiyorsanız, o zaman bu futbol düzeni değişmeli.

İngiltere'ye gidelim. Arsenal'in bir Lig Kupası maçı... Rakip takım, Arsenal'li bir oyuncu sakatlandığı için topu taca bırakıyor. Taçtan gelen topu kapan Kanu bir gol atıyor ve Arsenal rakibini yeniyor. Maç biter bitmez Arsene Wenger'in açıklaması şu: "Böyle kazanmayı kabul etmiyoruz, maçı tekrar oynamak istiyoruz"... Ve maç tekrarlanıyor.

Konyaspor maçından sonra Fenerbahçeli yöneticileri ara ki bulasın. Her yenilgiden sonra futbol sisteminin bir sakatlığını gündeme getirenler konuşma yasağı koymuş. Basın toplantısında Daum pozisyonun faul olmadığını kırk dereden su getirerek anlatıyor. Koyu bir öznellik, nabza göre şerbet... Daum'un, hep kıyısına kadar gelip de bir türlü dünyanın seçkin futbol adamları arasına girememesinin nedeni bu işte. Wenger gibi olmasın ama hiç değilse meslektaşı Kocaman'ın yerine koysun kendisini... Daum üzerine vazife olmadığı halde Beşiktaş'a verilen saha kapama cezasında topa girmişti. BJK yönetimi özür dilediği halde yine Kayseri maçından sonra 'anneleri' andı. Bunun adı oportünizm...

Biraz İtalya'ya gidelim. Bir maçta Nedved, 18 içinde düşüyor, Collina penaltıyı veriyor. Nedved 'Penaltı değil' deyince Collina kararını iptal ediyor... 'İdol' olmak bu kadar kolay işte...

Anelka'dan elbette böyle bir davranış bekleyemezdik. Her şeyini borçlu olduğu Wenger'e ihanet edip Real Madrid'e gittiğinden beri iyi bir ünü yok Avrupa'da... Bu konuda belgeseller bile yapıldı. Avrupa'da piyasasını kaybetmişken Fener'e geldi Anelka. Tam bu piyasayı yeniden kazanıyorken eline (!) altın bir fırsat geçti. Hiç olmazsa maçtan sonra "Evet fauldü" deseydi, Avrupa'daki kötü ününü de silebilirdi...

Ya öteki 'büyükler' ne yapıyor? Sanki elle atılan bir golle lig kirlenmiş gibi birdenbire titizlik hastalığına tutuldular. Evet, taraftar tepkisini tribünde gösterebilir. Bu tartışılır.... Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzon'un, kendi sorunlarını örtmek için bu gole can simidi gibi sarılmalarına ne demeli? Futbolcuların eline 'El değmemiş temiz bir lig istiyoruz' yazılı pankart vermek, politikayı sahaya indirmek demek değil mi? 'El değmemiş' sözünün bekâreti çağrıştırmasını ve kadını aşağılayan zavallı cinsiyetçi yanını bir başka yazıya bırakayım... Ben zaten öteden beri futbolcuların ellerinde 'mesaj içeren' pankartlarla sahaya çıkmalarına karşıyım. Ülke gündemiyle ilgili pankart taşınırsa, gün gelir futbol ve kulüp politikasıyla iligi pankart da taşınır işte. Bundan sonra futbolcuların ellerinde, "O pozisyon ofsayttı", "Bizim transferlerimiz iyidir", "3-5-2 en iyi sistem" "Futbol şubemizi eleştiremezsiniz" gibi pankartlar görürsek hiç şaşmamalı... Yöneticiler fırsatçılık yapacaklarına ve bundan sonraki maçlar için hakemlerden 'kredi' elde etmeye çalışacaklarına, aynaya bakıp şu soruyu yanıtlayacaklar: "Lig'in temiz olması için ben ne yaptım?

O golü bizim takım atsaydı ve öyle kazansaydık tavrım ne olurdu?"

Federasyon da kuralları güçlü-güçsüz, büyük-küçük ayrımı yapmadan uygulayacağına, pankartları görüp, 'Maçı oynatmayız' tehdidinde bulunuyor. Sonra ne oluyor? Maç oynanıyor. Bir hakem sarı kartları yanlış saydı diye maç tekrar ettiren anlayış, bu pankart olayını geçiştirecek herhalde. "Onlar haksız bir gol kazandı, siz de pankart açtınız, ödeştiniz" diyecek belki. Ya da öteki 'büyükler'e de haksız kazanç sağlayacak hakem hatalarını bekleyecek!

Aslında bu pankart fırsatçılığını Fenerbahçe başlattı. Beşiktaş yönetimi özür dilediği halde takımı sahaya 'Cennet anaların ayağı altındadır' pankartıyla çıkardı. Fenerbahçe, "Başkası için kabahat olan benim için mubah", " Ben kazanırsam adalet var, kaybedersem yok" ideolojisinin lideri zaten. Tahkim onların cezasını kaldırınca adalet yerini buluyor, başkasınınkini kaldırınca adaletsizlik oluyor. Bireylere küfür kabahat, kurumlara küfür olağan... Çıkış tünelinin parçalanıp konuk futbolculara saldırılmasını, son Samsun maçında olduğu gibi konuk teknik heyete maç boyu küfür edilmesini, hem de Ertuğrul Sağlam'ın dediği gibi bunun 'takımları galipken' yapılmasını gören, duyan yok... 'En büyüğün' ürettiği bu ideoloji dalga dalga amatör kulüplere kadar yayılıyor.

Bu ülkede herkes kendine 'Müslüman'...

Bu arada futbolun 'dini imanı elden gidiyormuş', kimin umurunda.

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 466
favori
like
share
corleoni Tarih: 12.11.2005 16:52
paylaşım için sağol
ozturk Tarih: 25.10.2005 11:45
hakemlerimizede AB standardı getirmek lazım..Her hafta bir hakem olayı yaşanır oldu..Tşkkrler kurt adamlar.. :70:
kurtjara Tarih: 09.10.2005 15:29
Entrikayla, gözdağıyla, pazarlıklarla, fırsatçılıkla elde edilmiş bir 'büyüklük'... başka ne denirki. :9:
HawK Tarih: 08.10.2005 22:40
Eline sağlık Kurtjara kardeşim Puslukurt kardeşim sana da aynen katılıyorum ikinizi de alkışlamaktan başka yapacak bişieyim yok
puslukurt Tarih: 05.10.2005 12:09
Anelka'nın elini maçın dört hakeminin sekiz gözünden en az ikisi görmüş olmalı. Olmalı ama faulü verecek irade ortada yok. Duruma göre tavır, formaya göre karar... 'Güçlü'nün önünde eli ayağı dolaşan, eyyamcılığa batmış bir futbol ortamı! O sözde 'güç' de, o çok böbürlenilen 'büyüklük' sahada oyunu kuralına göre oynayarak, ilkeli davranarak, kurumsallaşarak elde edilmiş bir güç değil. Entrikayla, gözdağıyla, pazarlıklarla, fırsatçılıkla elde edilmiş bir 'büyüklük'... Şimdi soru şu: O golü Konyaspor atmış olsaydı ve maçı kazansaydı ne olurdu? 'Aynı şeyler olurdu' diyebiliyor musunuz? Diyemiyorsanız, o zaman bu futbol düzeni değişmeli.

Herşeyi anlatıyor bu satırlar..
Haber için teşekkürler kurtjara..