Hasat mevsimiydi; güneş gibi açan ayçiçekleri biçiliyordu. Yavaş yavaş sonbahar mevsiminin geldiğini müjdeleyen hafif ürpertili günler gelmeye başladı. Nedenini bilemediğim derin düşünme dönemlerine girerim, ruhsal bir yolculuğa çıkarım böyle zamanlarda. Daha dün gibi gelir tarlaya attığımız ayçiçeği tohumları. Ne zaman yeşerdiler, ne zaman büyüdüler de harman ediliyorlar diye düşünürüm. Bu mevsimde içimi telaşlı bir heyecan kaplar. Tarlada esen ürpertici rüzgarlar içimi gıcıklar.
Bakışlarım uçsuz bucaksız ayçiçeği tarlalarına doğru öylesine hüzünlü ve durgun bakar. İçsel bir düşünme dönemine girerim mevsimlerin geçiş dönemlerinde. Aklımda gelip geçen zaman, yaşanmışlıkları ve yaşanmamışlıkları ile volta atar gölümün sahilinde. Anlayamadığım garip duygular sarhoş etmeye başlar düşüncelerimi. O vakit ya dünyayı boşlarım, ya da bu duyguların gerçek manalarını öğrenmeye çalışırım.
İçsel bir sorgulama başlar içimde. Kendimi sonbahar mevsimine doğru tekrar ilkokula başlatırım. Yeniden okumayı öğrenir, yeniden yazarım. Dinlediğim masalların üzerine yeni masallar öğrenerek kendime armağan ederim. Her gün bir parça daha kabuk değiştiririm, yenilendiğimi sanırım.
Kimi zaman bir kağıt parçasındaki yazılan yazılar gibi suya düştüğünde hayattan silindiğimi sanırım. Sonra yeniden yazarım, düşünürüm, duygulanırım ve yine öyle bir anda geçiş dönemlerinde ruhumu esir alan keşmekeş duygulardan arınırım.
Ne kendime, nede kimseye bir zorluk çıkarmadan hafif esen rüzgara kapılır, iç dünyamda oradan oraya savrulurum. Sormaya cesaret edemediğim sorulara karşı tüm gücümü toplayıp, kafamın onca karışıklığından ansızın kurtulurum.
Hasat mevsimi duygularımın arındığı mevsimdir. İçimde sağanak yağmurlar başlar, yıkar yüreğimin kirlenmiş sokaklarını tertemiz yapar. Her mevsim başlangıcı içimdeki özlemlerin bir gün biteceğine işarettir benim için; biten mevsimlerle birlikte.
Kendimden uzak durduğum dönemlerde beyaz bir örtü gibidir, mevsim bitişleri. Bölük pörçük anılar canlanır hayalimde.
Ayazlı geceler ve serin günler; esen rüzgarlarla birlikte onca zaman saklandığım gizli bir hazineyi çıkarır gönlümden. Hayatın tekrar tuzağına düşeceğim aklıma bile gelmeden.
Yavaş yavaş sıcak iklimlere doğru mesken tutan kuşları görürüm gökyüzünde. Yeni bir yaşama acıkmış yürekleriyle yosun kaplı kayalardan, engin dağlardan, ufku görünmeyen tertemiz sulardan, onları deli gibi savuran rüzgarla hayata doğru umutla yol alışlarını seyrederim. Aklımda bir soru takılı kalır o vakit. Geride bıraktıkları hayatlarını, buraları özlemeyecekler mi acaba diye? Bunu kendime sorarım.
Ve içimdeki cevabı bulurum. Her gidiş bir özlemin gölgesi gibi savrulup duruyor insanın içinde ve geride bıraktıklarımın özlemine dair hiçbir şey hissetmeyeceğim duygusuyla kendimi avuturum mevsim değişiklikleriyle birlikte. Ve anlarım her gidiş bir dönüşün unutulmayacak hikayesidir içimde.



Yazan : Melodi AKÇAY

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 500
favori
like
share
yasaronur Tarih: 28.09.2009 21:53
Teşekkürler
Mckodq Tarih: 28.09.2009 20:52
Teşekkürler