Anneciğim, Senin Desteğini Hissetmeye İhtiyacım Var!


Akraba teyzeler bana ‘Sen ne güzel kızsın öyle’ dedi.
Ben de ‘biliyorum’ dedim. Güldüler ‘Nereden biliyorsun?’ dediler.

‘Annem beni hep güzel kızım diye seviyor da ondan’ deyiverdim. Annemin beni sevdiğinden emindim, 5 yaşındaydım ve annem her şeyi bilirdi. Benim gerçeğim onun ağzından çıkanlardı.



6 yaşındaydım dayımın düğünü için annemin elbisesinin aynını tutturdum, sanki sevgisini sınıyordum. Mümkün değildi, ama kuaförde saçlarımı aynı anneminki gibi yaptırmak mümkündü, fazladan bir de çiçek takmışlardı saçıma elbiseyi telafi eder belki diye. Gelinden sonra en geç biz girmiştik salona, annem saçımın yapılmasını beklemişti. Böylelikle sınavı geçmişti çok mutlu olmuştum. Beni sevdiğine bir kez daha inandım.

İlkokula başladım, 3. sınıfta izci olmak istedim. Annem ‘olmaz paramız yok’ dedi. Ben üzüldüm, yine de annem haklı olabilirdi paramız yoksa ne yapsındı. Ama ağabeyim ve kızkardeşim bando takımındaydı ve onlar için para vardı. Ben bunu anlamamıştım



Orta 2. sınıfta ben adet oldum, o gün annemle limoniydik. Tuvalete girdim ve kilodumda kan gördüm, ürperdim, anneme söyledim. O da bana ‘kız oldun işte’ dedi. Ben o zaman annemin sevgisinden şüphe duydum.



Orta 3’te parasız yatılı hemşirelik lisesini kazandım. Bu hiç istemediğim bir meslekti. Aile meclisi toplandı benim için karar verdi. Kısa yoldan meslek sahibi olsun, elinde altın bileziği olur dediler ve beni İzmir’e gönderdiler. Annem benim gitmeme göz yumdu benden vazgeçti. Ben bu defa annemin beni sevmediğine emin oldum.

Emin ve öfkeli.

Bu öfke bende minnetsizliğe dönüştü. Tek başıma da var olabilirdim.



Annemle arama koca koca duvarlar ördüm. Kalbimi ona hiçbir zaman açmayacaktım artık. Ona karşı her zaman güçlüyü oynadım. ‘hallederim, sorun değil, hayır bir şeyim yok benim’, ona karşı sürekli kullandığım laflarımdı ve hayatımda olan biten her şeyi en son o öğreniyordu. Bunu çoktan hak etmişti. Bu muamelenin farkındaydı. Sorguladığında ‘ne alaka’ diye işin içinden sıyrılıyordum.



Hayatımı onun sevgisi ve desteğinin yerine geçecek sayısız şeyle doldurmaya çalıştım, 25 yıl. Eş, çocuklar, arkadaşlar, arkadaşlar, arkadaşlar, hobiler, okul, iş, uyku, yemek vs. Ama içimdeki boşluk, yalnızlık duygusu peşimi bir türlü bırakmıyordu ve tabi ki sorunlar ve hastalıklarda. Adeta etrafımdan sevgi dileniyordum beni sevmeleri için ne gerekiyorsa yapabilirdim. Çünkü ben kendimi sevmiyordum, sevilmeye değer bulmuyordum, sevilmeye değer olsaydım annem beni severdi.




Ama artık böyle yapmaya devam ederek hayatımın düzelmeyeceğini anladım. Aldığım sistem dizimleri eğitimi bana eğilmeyi bükülmeyi böylelikle kırılmadan hayatta kalabilmeyi öğretmişti. Bu bilgileri hayatıma geçirmenin zamanı gelmişti. Anneme ‘Senin desteğini hissetmeye ihtiyacım var’ dedim. Hem annemin önünde eğilmesem kimin önünde eğilecektim.



Bu yazıyı yayınlanmadan önce ona okuttum, ağladı. Olanların farkındaydı ama duvarlarımı aşıp bir türlü bana ulaşamıyordu. Ben buna hiçbir zaman izin vermiyordum. Tıpkı anneannemin anneme ulaşamaması gibi. Çünkü annem 1,5 yaşında teyzesinin çocuğu olmadığından teyzesine verilmiş. Aslında annemin teyzesinde daha rahat bir hayatı olmuş ama sistem dizimlerinin kurucusu Bert Hellinger bu konuda şöyle söylüyor, ‘Şartlar ne kadar kötü olursa olsun bi çocuk için en iyi yer anne ve babasının yanıdır.’ Yani benim gerçeğim annemin gerçeğinin yanında az acılı kalıyor. Neyse bu benim hikayem anneciğim.



Artık direnmenin naçarlığına aydım ve 38 yaşında annemin küçük kızı oldum. Emin olun bu harcadığım milyon kat çabadan daha kolay oldu. Yıllardır az gitmişim uz gitmişim dere tepe düz gitmişim birde bakmışım ki bir arpa boyu yol gitmişim. Meğer çözüm uzaklarda değil yanı başımdaymış.
‘Anneciğim, senin sevgini hissetmeye hala ihtiyacım var. Ben onunla besleniyorum.’


Yazar: Deniz Erbölükbaş

ALINTIDIR.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 320
favori
like
share