Busenin Göz Yaşları 20 Öyküsü - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Buse'nin Selma ile kavgasından sonra konaktakiler,korkuyla da olsa onu kabullenmeye başladılar.Bir şeyler yapılacağı zaman;onun da fikirlerini alıyorlar ya da yapılacak işe onu da davet ediyorlardı.Eskiden öyle miydi?..Her zaman fazlalık olarak görmüşler,Ahmet efendi konaktan ayrıldığında, onu bir karga gibi didiklemek için fırsat kollamışlardı.Bir iki laf sokuşturup,psikolojik olarak ezmeyi yeğlemişlerdi.İçlerindeki kini biriktire biriktire kavga gününe kadar gelmişler,kavgada ise ileriye Selma'yı sürerek olacakları, perde arkasından izlemeyi düşündüler.Ama düşündükleri gibi olmadı.Karşısındaki insanın ruh halinin ne durumda olduğunun hesabını hiçbir zaman yapamamışlar,yanlış hesap ne yazık ki Bağdat'tan dönmüştü.

Buse,nornal rutin günlük işlerini bitirip,odasına çekilmiş;doğumu yaklaşan çocuğuna patik,yelek örmeye bütün hızıyla devam ediyordu.Biraz da kendisine öyle teselli veriyordu.Karnının şişkinliği, kalçalarına doğru yayılıyordu.Çoçuğunun cinsiyeti hakkında ki yorumu,annesinden duydukları ile yapmaya çalışıyordu,ultrasyona girme imkanı da yoktu.Doğrusu bir anne olarak pek de önemsemiyordu cinsiyetini.Babası gibi katı ve bağnaz olmayı aklının köşesinden bile geçiremezdi".Yok, hepsi de erkek olacak" aman Allah'ım bu nasıl katı kuraldı böyle.O katı kural yüzünden bu hallere düşmemiş miydi zaten.

Oturduğu yerden karnındaki bebeğinin ayak hareketlerini dinliyordu.Tekmeler,sağa sola savruluyordu sanki."Ben,bu karanlık odadan sıkıldım,hadi çıkmak istiyorum" dercesine bir ifade vardı sanki savrulan ayak darbelerinde...Ne güzel bir duyguydu,anne olabilme duygusu.Şimdi bütün düşünceleri yavrusunun üzerinde odaklanmıştı.Varsa yoksa doğacak yavrusuydu.Kendine ait bütün olumsuzluklar, "solda sıfır" kalıyordu artık.

Kendisinin para olarak satılması, büyük bir yara olarak belleğinde her ne kadar yer etmiş olsa da;karnındaki yavrusunun dünyaya gelecek olması,bu büyük acıyı yavaş yavaş unutturmaya doğru sevk ediyor ve yaranın üzerine kabuk bağlattırıyordu...Evlat,yavru sevgisi,bütün olumsuzlukların üzerine sünger çekmeye çekmeye yetiyor,yaşama pozitif bakmasının penceresini aralıyordu adeta...

Annesinin söyledikleri sözler,kulağında çınlamaya başlamıştı:

" Hamile kadının karnının şişkinliği burnuna doğru geliyorsa doğuracağı çocuk,kız olacak;eğer kalçalarına doğru yayılıyorsa doğuracağı çocuk erkek olacak" der sonra da devam ederdi sözlerine gülerek,

"...benim karnımın şişkinliği hep burnuma doğru oldu,hiçbir zaman kalçalarıma doğru yayılmadı ki...Onun için babanızın hasretini çektiği erkek çocuk dünyaya getiremedim ne yazık ki..."

Buse,zaman zaman aynada karnını kontrol ediyordu.Annesinin dediği gibi " burnuma doğru mu büyüyor, yoksa kalçalarıma doğru mu yayılıyor acaba ?" diye.Merak,duramıyordu.Cinsiyeti onun için önemli olmasa da yine de beyninde soru işaretleri çakıyordu.

Kafasına koymuş,daha önceden de karar vermişti.Erkek olursa adına hiç kuşku duymadan ilk ve son aşkının adını Tugay verecekti.Ah, aşkıyla buluştuğu son anı geldi aklına.Acı,ızdırap ve göz yaşı vardı.Tugay,kendisine anlatılan gerçeği kabullenince nasıl yaralı bir ceylan gibi yıkılmıştı.Kolu,kanadı kırılmış ve çaresiz kalmış,göz yaşlarına boğulmuştu.Şimdi o okulunda ne yapıyordu kim bilir?

Okula bitirecek ve öğretmen olarak yurdun herhangi bir şehrinde göreve başlayacak ve zamanla kendisini unutup gidecekti.Mecburdu unutmaya.Yaşaması ve yaşamla barışık olması için Buse'sini unutmak orundaydı.Ama o Tugay'ını hiçbir zaman unutmayacak ve unutamayacaktı.

Bir ara kardeşi Emine'yi us'ladı.O da Sivas Öğretmen Lisesini kazanmış ve yatılı olarak orada okuyacaktı.Emine'nin isim olarak Tugay'dan o zamanlar,ablasının sevgilisi olarak haberi olmuştu sadece...Ama şimdi bu ismi,unutup unutmadığından doğrusu haberi de yoktu.Araya giren çeşitli nedenler ve Amasya'dan uzak olmasıyla bu konu da kapanmış oluyordu."Bel ki de her gün birbirlerini teneffüslerde görüyorlar ama farkında değiller,kendilerinden..." diye aklına getirdiği de oluyordu.

Yine düşüncelerinin başına döndü.Kız olursa yine dert edinmeyecekti.Babasının anasına davrandığı şekilde kocasının kendisine davranmasına izin vermeyecekti.Bir kaç kez bu konu sohbet biçiminde Ahmet efendinin ağzından döküldüğünde gerekli yanıtı ve ağzının payını almıştı."Erkek olursa havalanacak,kız olursa yerin dibine gireceksin ha.Siz erkeklerin genel yapısı hep böyle demek ki ha.Yoksa kız olursa satacak mısın?" Bu sözler,Ahmet efendiye soğuk suyla duş almış etkisi yapmıştı adeta...Buse,ummadığı şekilde hareket etmeye başlıyordu.Onun gençliğinden yararlanmayı düşündüğünden Buse'nin zaman zaman göstermiş olduğu tepkisi karşısında sessiz kalmayı yeğliyordu.

Kız olursa Türkan verecekti adına.Samsun Hemşirelik okulunda okurken sıra arkadaşının adıydı.O zamanlar,çok güzel anlaşıyorlar,bütün dertlerini paylaşıyorlardı.Sırdaştılar.Yedikleri içtikleri ayrı gitmez,öz kardeş gibiydiler adeta...Şimdi o da ikinci sınıftaydı.Kendisinin başına gelenlerden kim bilir ne kadar üzülmüştü.Ondan da haber alamamış ve ilişkisi kopmuştu.

Zaman zaman ellerini karnının üzerinde gezdiriyor,yavrusunu sevip okşamaya çalışırken,

"-Seni nasıl doğuracağım yavrum.." diye kendi kendine panikliyor ve elinde olmadan strese giriyordu.Gerçi hemşirelik okulunda okurken, kadının anatomisi hakkında kısa da olsa bilgiler öğrenmişti ama elinde değildi işte.Bir takım yanılsamalarla debelenip duruyordu."Acaba normal doğum yapabilecek miyim,sağlıklı olacak mı ilk geliş.Ebesi,çocuğumu çekerken ya kafasını koparırsa.Sahi ya ebesi kim olacak.Doğar doğmaz soğuk suyla ilk şok verilip bebeğin ağlaması sağlanacak mı" düşünceleri beynini kemiriyordu adeta..

Bu düşüncelerinden sıyrıldığında ise konaktaki kadınları gözlerinin önüne getiriyordu.Hele de kocasının birinci karısından olan kızı Ayten'i gördükçe kendi kendini teselli ediyordu.

" Aman canım Ayten kadar da mı olamayacağım.Yarım porsiyon bir kadın.Bu haliyle o ,üç tane çocuk doğurduktan sonra ben ise çok rahat doğurum.Korkacak ne var canım bunda.Allah,bana da bir kolaylık sağlar canım.Hem benim sağlığım da yerimde.Vücudumda da bir anormallik yok zaten..."

Selma'nın sesiyle birden irkildi.Hatta birkaç kez kapıyı tıklamıştı ama Buse'den yanıt alamayınca

"-Huu Buse gelin,neredesin.Yatıp uydun mu yoksa ha...Ben geldim.Düşmanın, kavgalın Selma geldi..."

Konuşması,insana dokunmuyordu.deli dolu bir kız olduğunu Buse de kanıksamıştı artık.Adeta yaptıkları kavga da onları kaynaştırmıştı sanki...O olaydan sonra Selma,Buse'nin yanından çıkmaz olmuş,bütün dertlerini onunla paylaşıyordu artık..Konağın diğer kadınlarını defterden silmişti.Varsa yoksa Buse'si vardı onun için...

İçeriye girmiş Buse'ye bir şeyler anlatıyordu.

"-Buse gelin.,bu sefer benim şansım açıldı gibi ha.Sana da anlatmıştım ya şu evlenmemiş emekli memuru.Haftaya anası ile birlikte komşumuz Zehra'lara gelecekler.Ben de oraya gidecem gız.Beni anası görecek,bakalım beğenecek mi.Valla çok heyecanlıyım Buse gelin.Sen de gelir misin gız..Senin fikrini de almış olurum ha..."

"-Senin için gelirim Selma abla.Hem niye panik yapıyorsun ki.Valla fıstık gibisin kız abla.Seni beğenmeyecek erkeğin aklından şüphe ederim ben..."

"-Valla Buse yenge sen bir tanesin.Canım benim.Gel sana bir sarılayım..."

İkisi de birbirlerine sarılıp gülüştüler...


Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 256
favori
like
share