Çok eski zamanlarda bir padişah ve üç kızı muhteşem saraylarında yaşarlarmış. Padişah, kızlarına karşı o kadar sert ve kötü davranıyormuş ki, onların kendi hayatlarını yaşamalarına izin vermiyormuş. Kızlarını hep esaret altında tutuyormuş.

Babalarının sert ve katı kuralları karşısında büyüyen kızlar, artık babalarının yaptıklarına dayanamamaya başlamışlar.

Padişah büyük kızının sevdiği bir genç olduğunu bildiği halde, onu istemediği yaşlı fakir bir adamla evlendirmiş. Babasına karşı gelemediği için büyük kız mecburen evlenmiş. Padişahın büyük kızı eşiyle birlikte saraydan çok çok uzaklara çekip gitmiş. Aklı hep sevdiği gençte ve babasının yaptığı yanlışta kalmış. Kocasını sevmiyormuş ama, evlendiği bu yaşlı adam ona kötü davranmıyor, geçinip gidiyorlarmış.

Kızın yıllar içerisinde üç tane oğlu olmuş. Yeni hayatına alışmış. Tek sorunu fakirlik ve babasının yaptığı hata imiş. Büyük kız babasına kızgınlığından dolayı önceleri babasından haber almak istememiş. Sonrada babasının izini kaybetmiş.

Zaman içerisinde kızın babası padişahlıktan ayrılmış. Yerine başka bir padişah geçmiş. Eski gücü olmadığı için artık Padişah sersefil yollara düşmüş. Nerde bir han bulursa orada sabahlıyor, nerede bir iş bulursa orada çalışıyor, karnını doyuruyormuş. Bu arada da büyük kızının izini arıyormuş.

Yılları hep kızını aramakla, kızına karşı yaptığı hatadan dolayı pişman olmakla geçmiş. Bu yüzden bu dünyadan göç etmeden önce kızından özür dilemek istiyormuş.

Bir gün kırda bir yerde bir kulübeye rastlamış. Bu gecede burada sabahlarım, karnımı doyururum diye düşünmüş. Kulübenin kapısını çalmış. Evin hanımı kapıyı açmış. Karşısında duran yaşlı adamı içeriye buyur etmiş. Evin hanımı bir yandan yemekler hazırlıyor, diğer yandan da sohbet ediyormuş. Padişah bu kadından bir bardak su istemiş. Kadın seslenmiş.
- Neydim demiş bir çocuk gelmiş. Amcaya bir bardak su getirir misin? Çocuk suyu getirmiş.

Biraz sonra amca yine su istemiş. Kadın bu sefer
- Ne oldum demiş. İçerden bir başka çocuk gelmiş. Oda su getirmiş. Padişah kadının hazırladığı yemeklerden yedikten sonra, yine çok susamış. Ve, kadından bir bardak yine su istemiş. Kadın
- Ne olacağım diye seslenmiş. İçeriden bir başka çocuk elinde bir bardak suyla gelmiş. Amca, kadına doğru dönerek
- Neden çocuklarına böyle isimler koydun? diye sormuş.

- Kadın bir zamanlar padişah kızıydım. Her şeyim vardı. Rahat içinde yaşıyordum. Ama babamın inadı tuttu, beni istemediğim fakir, yaşlı bir adamla evlendirdi. Onun için neydim koydum ilk çocuğumun ismini.
Yaşlı, fakir bir adamla evlenince, üstüne bir de zorluklarla karşılaşınca ne oldum dedim ve ikinci çocuğumun ismini de ne oldum koydum demiş.

Bir zamanlar padişah kızıyken iyi kötü bir şekilde yaşıyordum. Ama bugün ve bugünden sonra beni nelerin beklediğini bilemediğim için, üçüncü çocuğumun ismini ne olacağım koydum demiş.

Bu yaşlı amcanın içine kadının söylediklerinden dolayı kurt düşmüş. Kadına sen hangi yörenin padişahının kızısın diye sorunca, kadın babasının bir zamanlar görev yaptığı yeri ve ismini söylemiş. Bizim padişah yıllardır aradığı kızının bu kadın olduğunu ve ne büyük bir hata yaptığını anlamış.

Kızından af dilemiş. Kız babasının af dileğini kabul ederek babasına bu bir kader babacığım. Sen artık bir yere gidemezsin. Hep birlikte yaşayalım demiş. Ve masalımızda böylece ibret alınacak bir dersle son bulmuş.

Hatırladığım kadarıyla bu masalı sizlerle paylaşmak istedim.

(Anonim)

Yazan : Melodi AKÇAY

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 10867
favori
like
share