Eskiden iki şehir arasında tek bir otobüs çalışırmış. O da her zaman değil. İnsanlar ya, yayan yürüyerek, ya da atlı ve eşekli arabalarla yolculuk yaparlarmış. Köyden köye, kasabadan kasabaya satacakları veya evlerine götürecekleri şeyleri eşek veya atlarla taşırlarmış. Bazen bu hayvanların iki tarafına yüklenen yük dışında, semerin orta yerinede fazladan bir yük koyarlarmış.
Buna panaok denirmiş. Bu yüzden halk arasında bu panaok lafı, yük üstüne panaok sözü kullanılır olmuş. İşte! Bu, zamanlarda bir genç varmış. Yaşadığı şehirden sevdiği kız görmek için, başka bir şehre yayan gitmek zorundaymış. Atın semerinin iki tarafına bu hediyeleri yüklemiş. Sevdiği kıza bir şeyler, hediyeler götürmek üzere yola çıkmış. Yola çıktığında akşam karanlığı basmak üzereymiş. Bu iki şehrin arası yürüyerek bir gün sürüyormuş. Yolda yürürken gece iyice yüzünü göstermiş. Bu genç, yürümeye devam ediyormuş.
Bir dere kenarına geldiği sırada, biraz dinlenmek ve atını da dinlendirmek için konaklamış. Bir müddet dinlendikten sonra, tekrar yola çıkmış. Atında bir tuhaflık hissetmiş. Atı, zar zor yürümeye başlamış. Genç öyle bir şey fark etmiş ki. O dinlendiği dere kıyısından sanki, beyazlar giymiş, siluet gibi bir şeyin atın üzerine çıktığını görmüş. Atın üzerine bir ağırlık çöktüğünü hissetmeye başlamış. At ondan sonra rahat yürüyememeye başlamış.
Bir müddet sonra, at terlemeye, hızlı hızlı nefes almaya, sanki üzerindeki fazla bir yükü atmak ister gibi hareketler yapmaya başlamış. Genç bunu fark etmiş. Ama, Bir anlam veremediği için, yoluna devam etmiş. Gece boyunca bu yolda yürümüşler. Ve at hep zor ve yorgun gitmiş. Genç içinden dualar etmeye başlamış.
Ne olduğunu gece karanlığında anlayamadığı için huzursuzluğu daha da fazlalaşmış. Bir mezarlık yakınlarından geçtikleri sırada bir sabah ezanının okunduğunu duymuş. Çünkü bu yolun ilerisinde bir köy varmış. Ezan sesi de köydeki bu camiden geliyormuş. Gencin okuduğu dualar, ezanın sesi yardımcı olacak ki atın üstünden ağır bir şeyin yere atladığını görmüş ve sesini duymuş. Ve atın rahatladığını, hafiflediğini fark etmiş.
Ondan sonra, genç atla beraber sevdiği kızın yaşadığı yere doğru yola çıkmış. Zaten günde ağarmış, güneş doğmak üzereymiş. İşte! Gencin söylediği inanmazdım, eskiden anlatılanlara. Yük üstünde panaok un ne olduğunu. Bu her neyse, bu şeyde benim atımın üzerinde bir panaok olmuştu. O gece beni ve atımı şaşırttı ve korkuttu. Bir ölçüde inanmamı sağladı demiş.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 426
favori
like
share