islami menkibeler

Kutsal sesin ilk çağrısı ''oku''maktır!

Okumak bahar görmemiş gönüllere kırkikindiler yağdırmaktır. Işığa hasret yanağı gamzeli gecelere güneş yüklü kervanlar yollamaktır. Susuzluktan damarı çatlamış toprağa gözyaşı akıtmaktır.

En güzelinden bir okumadır, melek yüzlü bir bebeğin annesini tanıması.. Hayata atılan umut yüklü ilk adım, dudaklarda beliren ilk tebessüm... Ve gurbet diyarı olan yeryüzünde, yalnızlığın yıkılış gümbürtüsü..

Maddî gıdasını önce anne sütüyle alan çocuğun ruh iklimine de anne sütü berraklığında rahmet yağdırılmalı, istikbalin hazan yüklü mevsimlerinden korunmak için.

Kutsal sesin ilk çağrısı ''oku''maktır!

Her okuma kendi derinliğinde bir konuşmadır. En güzel okuma, en ''GÜZEL''le konuşmadır. Kitaplar kitabını okumak, Tur'da Musa oluştur. O kitabın teslimiyetiyle besleniş, bıçak altında İsmail oluştur. O ilahî beyanın masumiyet burcuna tutunan Meryem, çarmıhta zannedilen gökyüzü soluklu İsa oluştur.

Ve Meryem'i de İsa'yı da hakkıyla anlayanlar, okumaktaki gerçek manayı bilenlerdir.

Gönül kitabına Cibril soluklarıyla yazılan harfler, iffet dersini verir Meryem'ce okuyanlara.

Kutsal sesin ilk çağrısı ''oku''maktır!

Kâinat; harf harf, satır satır büyük bir kitap olarak durmakta karşımızda. Her kelimesi, diz çöküp okunacak bir kitap...Kâinat kitabını okuyabilmek için de aklın yanı sıra kirlenmemiş bir gönül lâzım.

Kâinatın idraki; derslerden bir ders, en güzel bir ders...

Serin servilerle dost olmuş mezar taşları, hece hece ölüm dersi vermekte hayat mektebinde. Ders alışlar, diz çöküp oturuşlar kutlu bir kabullenişle başlar. Tıpkı Hira mağarasında olduğu gibi, Rıdvan'ın gölgesinde yaşanan ruh serinliği gibi...

Kutsal sesin ilk çağrısı ''oku''maktır!

Bazı kitaplar da vardır ki, Yunus olup Taptuk'un kapısında sadakatle okunur. Okuyanı ancak öyle olgunlaştırır. Sabır ister, vefa ister talebesinde. Yunus'un okuması kendini bilmek içindir. Ve ''kendini bilen RABBİNİ bilir.'' Ancak, ''Bir ben vardır bende benden içeri.'' diyenler kendini bilir ve RABBİNE yönelir.

Okuduğu kitabın harflerini ruh tezgahında dokuyanlar, düğümünü gözyaşıyla atar. Ruh inceliğinin yansıması olan damlalar, bağrına düştüğü toprağa Cibril'in nefesi gibi hayat bağışlar.

Toprak yağmuru okur, gönüller gözyaşını...İkisi de hayattır. Biri yeryüzü toprağına, diğeri gönül toprağına..

Ve bazı dersler de vardır, onu ne kelimeler anlatabilir, ne nağmeler...Mevlâna'nın dediği gibi, ''Ben ol da bil!'' makamını tutanlar ancak idrak edebilirler o dersi. Miraca yükseliş, böyle bir derstir. Miracın kutlu konuğu, yüklendiği muştularla en büyük dersi veriri insanlığa, çağları aşan çağrılarıyla. İnsanlık, o kutsal çağrının gölgesinde yürüme bahtiyarlığına ermekle almış olur derslerden en güzel nasibini.

Eğer o kutlu rehbere getirilen çağrıya ve müjdeye kulak vermeseydi insanlık, hazan vurmuş gönül bağlarımız hiç yeşerir miydi?

Çağları aşan çağrıya yöneldik Allah(c.c.)'ım. Kullarına ilk hitabın ''oku!'' O ne tatlı kelâm...

Senini adınla okuyacağız. Ve biliyoruz ki, ilk okuma nefsin kendini bilip okumasıdır.

Değil mi ki, kendini bilen RABBİNİ bilir...
Gönül kirini, gözyaşlarıyla yıkayacak; bağrımıza attığın rahmet tohumlarına, Nebi'nin ızdırap aşısını ve uğradığımız her muhtaç gönle Seni anlatacak, Senin o muhteşem sanatını okutacağız.

Zira, kutsal sesin ilk çağrısı ''oku''maktır!

Ve

Hüzünle indi bu kitap, hüzünle okunmalı...
__________________

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 379
favori
like
share
keskinkilic_68 Tarih: 02.10.2009 08:33
bir yerde duymuştum. hüzünle okunmalı deyince aklıma geldi

"bu Kur'an sa bunun ağlaması nerde..." başka boş şeylere döktüğümüz gözyaşını O (c.c.) nun için dökemez olduk.

allah razı olsun elinize sağlık.