Gecelerden birinde bir adam, at arabasınla bir şeyler alıp sattıktan sonra, kasabasına dönmek üzere yola çıkmış. Sattıklarının karşılığında aldığı parayla da evine bir şeyler almış. O gün fazla bir satış yapamadığı için üzgünmüş. Başka geceler normalde kasabasına daha erken dönermiş. Ama, bu gece, başka köylere de uğradığı için geç kalmış. Kasabasına yaklaştığı bir sırada, atlarının irkildiğini ve huysuzlandıklarını fark etmiş. Bir anlam verememiş. “At buya. Her şeyden etkilenir diye düşünmüş”.
Biraz daha gitmiş. At arabasının üzerindeyken, kendisinin arka tarafında bir ağırlık, sanki çok ağır bir yükün konduğunu hissetmiş. Bu yükten şangır şungur diye bir ses gelmiş. Atları gibi oda irkilmiş. Ama, ilgisini çekmiş olacak ki, karanlıkta arkaya dönüp bakacağı sırada, bir elin omuzlarına yavaşça dokunduğunu hissetmiş. Tedirginlikle, birden başını arkaya doğru çevirince, gerçek insanlara benzeyen ama, masallardaki gibi daha değişik bir insan görmüş. Bu insan, ona gülümsüyormuş. At arabasını sürmesini ve yoluna devam etmesini, el işaretiyle belirtmiş.
Gece yarısı da olduğu için, adam çok korkmuş. Ne yapacağına ve karşısındaki insan görünümlü bu şeyin, ne olduğuna, arabasına ne yüklediğine karar verememiş. Bu düşüncelerle şaşırmış, kalmış. Fakat, kendi kendine de, “ taşıt fazla olamadığı için, kendisi gibi taşıta sahip olan birisinden, gece yarısında yolda kalmış birisinin onun vasıtasıyla, yükünü taşıması gerektiğini düşünmüş” Ve kendini bu düşünceyle teselli etmiş. Aslında çok korkmuş ve şaşırmış.
Korktuğu için üvendireyi bir an alıp, kendini koruma altına almaya çalışmış. O el, tekrar onun omzuna dokunup, üvendireyi geriye doğru çekmiş. Korkuyla, yol boyunca biraz daha gitmişler. Sonra, o el, bu sefer adama sırtından sertçe dokunmuş. Ama, kızgın değil. Sadece bir şeyler anlatmak ister gibi. Adam, atların dizginlerini sıkıca tutarak hırsla geriye dönmüş. Sen kimsin? Ne istiyorsun, benden diyecekmiş gibi. Tam o sırada, arkadaki insan görünümlü o şey, elinle adama Dur! der gibi işaret yapmış. O şey, sonra arabadan atlamış. Ağır olan koyduğu yükünü, yine şangır şungur diye bir sesle zorla sırtına yüklemiş. Ve gülümseyerek adama işaretle Git! demek istemiş. O kişi, gecenin karanlığında kayboluvermiş.
Adamda üvendireyi eline alarak, korkuyla atlara hızlı gitmeleri için, vurmaya başlamış. Hızlı bir şekilde yol alırken kasabasına varmış. Evine gitmiş. Ahıra atlarını bağlamış. Yanında taşıdığı feneri de yakmış. Aldığı yükleri de indirmeye başlamış.
Feneri yaktıktan sonra, arabasında parlayan bir şey gözüne takılmış. Nedir diye bu şeyi eline almış. Bakarken koskocaman bir altın olduğunu görmüş. Korku ve şaşkınlık arasında, “bu ne demek oluyor diye” düşünmüş. Sonra birden, arkasındaki o tip insanların yaptığı gibi “ onu gideceği yere götürdüğü için, bir hediye bıraktığını anlamış” Çünkü daha önceleri buna benzer olaylar duyuyormuş.
“Gülümseyerek demek ki, gerçekmiş ve bu günkü nafakamı çıkaramadığımı anlamış olacak ki, karşılığında bana bu altını bırakmış diye düşünmüş”

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1201
favori
like
share