Genç Osman'ın Rüyası
Genç Osman, Hac farizasını yerine getirme hususunda ıs­rar ettiği sıralarda, bir gece son derece önemli bir rüya gördü. Bu rüya şöyle idi: hazreti padişah üzerinde sefer elbisesi ol­duğu halde oturuyor ve Kur'an-ı Kerim tilavet eylemektedir. İki Cihan serveri (S.A.V.) Efendimiz Hazretleri yanında Cihar yâri güzin olduğu halde padişahın tilavet eylediği odaya giri­yor, başından miğferine mübarek elleriyle çıkarttığı genç pa­dişaha bir tokat atıyor. Padişah, yere düşmesi ile beraber, Efendimiz Hazretlerinin ayaklarına yüz sürmek için hamle ediyorsa da buna muvaffak olamıyor ve uykudan dehşet içinde uyanıyor. Genç padişah terden sırılsıklam olmuş göz­leri manzaranın verdiği dehşetten büyümüş, adeta göz ka­paklarından dışarı fırlamış, kademi mübarekeye yüz sürememenin çıldırtıcı üzüntüsü içinde perişan bir halde, ilk doğru kararı veriyor. Alimler toplansın. Zahir ve bâtın uleması geli­yorlar. İşte bu iki sınıf ulema arasındaki ezeli ve ebedi fark ortaya çıkıyor. Şöyleki: Padişah hocası ve Lala'sının zahire açık tabiri «Sultanım; siz bu rüyayı ve reva kaldığınız duru­mun sebebini Hac gibi bir farzı eda edeyim mi, etmeyeyim mi tereddüdüne bağlamahsınız. Size düşen Hac farizasının eda­sında en ufak tereddüt göstermeden ifayı hac etmenizdir.»
Buna mukabil, Padişahın Kaimpederi Şeyhülislâm Esad Efendi tasavvufta zamanın kutbu azamı Şeyh Aziz Mahmud Hüdai (K.S.)üsünün bir bağlısı olarak sadece rüyayı tabir et­mekle kalmadı birde Şeyhülislâm olarak fetva veriverdi. «Devlet-i Ali Osmaniyye fevkalâde karışıklıklar içindedir. Ayrı­ca Halifeler için ecdadı azamınızında tatbik ettiği gibi hac farz değildir, siz nizamı âlemi teminle vazifelisiniz» mealin­deki fetva asabi mizaç padişahın elinde parçalanarak kenara atılan bir kâğıt haline geliverdi. Genç Osman fetvayı yırttı amma içine de bir şüphe düştü. Babasının da Şeyhi olan Az­iz Mahmud Hüdai hazretlerinden gördüğü rüyayı tabir etme­sini istedi. Gelen cevap: tahtında oturması ve nizamı âlemi temine gayret göstermesi fakat akıbetin iyi görülmediği me­alinde idi...
Genç Osman, biraz şaşkın, biraz da endişe içinde İstan­bul'daki sahabi kabirlerinin, başta Eyyub Sultan Camiinde medfun yüce sahabi Eyyub el Ensarî hazretlerinin kabri ol­mak üzere, hepsini ziyaret etti. Dualar edip siyanetlerine sa­mimi bir yakarışla sığındı. Fakirlere ve talebelere mali yar­dımlarda bulundu. Fakat yinede hac yoluculuğu kararından vaz geçmediğini belirten şu emri veriverdi: "Otağı hümayunu­mu Üsküdar'daki mutad yerine kurun."

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2449
favori
like
share
notac1 Tarih: 15.05.2011 17:19
paylaşım için saol