Ah! Hala dillerde dolanan o eskimeyen güzel şarkılar. Eskiden yazılan, her zamana uyum sağlayan besteler ve güfteler. Ne güzel anlatırlarmış aşkları, duyguları, sevdaları, özlemleri, kavuşmaları ve ayrılıkları.
Bazen bir şarkıda, bir cümlede bazen de, bir melodide anlatırlar hayatı ve yaşanan duyguları. Ah! Şimdi nerede o güftekarlar ve bestekarlar. İçlerinde kaç tanesi kaldı. Belki de, parmakla sayılabilecek kadar azlar.


İnce ince, nağme nağme, sızı sızı gönle girmeler. İncitmeden, kırmadan sitemkar yazılan sözler. Sevgiliye seslenişte kırılmış gücenmiş olsa bile, en yumuşak, en dokunaklı seçilen cümleler ve kelimeler. Sanki, ayrı bir zaman diliminde ve hayatta yaşanmış gibi yazılan ve bestelenen şarkılar. Özenle dikkatlice seçilen cümleler. Hayatı ve sevgiliyi birbirine benzetmek. Betimlemelerle anlatmak. Serzenişlerde bile bir incelik, bir asalet var.
O dönemin eskimeyen bestekarları, güftekarları ve seslendirenler ne güzel yazmış ve okumuşlar. O yüzdendir ki; unutulmayan şarkılar, bestekarlar, güftekarlar ve yorumlayanlar arasında yer alıyorlar. Hangi duygu altında yazılmış ve söylenmişlerdir kim bilir? Bugünde hala böyle sanatçılar aramızda yer almaktadır. Kıymetlerini ne kadar biliyoruz bu da tartışılır? Ama, bildiğim bir tek konu var eskimeyen şarkılar ve eskimeyen sanatçılar üzerine, oda insanı bugünden alarak başka bir zaman dilimine götürüyor olmaları.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 526
favori
like
share