İKİNCİ BAB

YUSUF'UN KAÇIRILIŞIDIR

Tohumu

Anasının rahmine

Bir ilkbahar sabahı düşmüş.

Baharmış.

Dışarda rüzgar.

Dışarda dallarda,bulutlarda

Toprakta delimsirek çırpınışlar.

Bir yanda hışır hışır emeniyor börtü böcek

İrili ufaklı bütün kuşlar

Suskun buldukları korunakta

Öte yanda tabiat

Bir kadınla bir erkeğin yatakta

Terli telaşıyla yarışa yelteniyor.



Ah, bu hep zaten böyle oluyor

İnsanlar tabiatı her zaman heyecana boğuyor

Çünkü kuşlar ve böcekler gibi değil

Bulutlar ve ırmaklar gibi sevişiyor insanlar

Sevişerek çiseliyorlar dünyayı

Yalnız ilkbahar gecelerinde değil

Sevişiyorlar

Sonbaharın mağmum karanlığında

Kış gelince hakaretamiz bir soguk çattığında

Yaz olunca ısınan baygınlığın çözeltisi yüzünden

Sürgün günlerin birinin batımında

Birisi bir başkası yerine seyahat ederken

Yusuf'a doğru giden her eğimde

Her hangi bir vakte denk düşüyor

Sevişme anı.



Erkine göz değen bir beyin oğlu Yusuf

Annesi han kızıymış

Doğmuş ve bir zaman

Ev içinde,şehirde

Halayıklar,lalalar

Yaşamış göz altında.

Sonra bir gün

Birden bire

Bir değil yüzlerce feryat

Hani çocuk?

Nerede?

Onu son kez gören kim?

neden hiç bir izi yok?



Yusuf

Üç cin tarafından yedi yaşında

Kaçırılarak karışmış oldu kırklara.

Haz ciniydi ilk göz koyan:Kızguran derlerdi ona

Öyle bir cindi ki canın tam ortasında

Bu dünya, öte dünya

Nerelerden geçiyorduysa ikisi arasındaki çizgi

Yoktu ayrım yerini bu yaratıktan daha iyi bileni

Çocuklukla,gençlikle,yaşlılıkla

Geçen ömrü içinde dağılır ve toparlanırken insan

Hep duyulan

Haz cininin kopardığı gürültüden başka bir şey değildi.





Hazzı ne dışından,ne içinden tavsif edebilirsiniz

Hazdır

Dünyalar sanmayın bizi içine çeken

Hazdır dünyalardan bütün emdiğimiz

Daha başından beri

Henüz cenin iken biz

Kalbin de cesameti belli belirsiz iken

Hangimiz hazzın bize neler ettiğini bilmeyiz?

O cin hiç uğramamış olsaydı semtimize

iyi olsun,kötü olsun neye yöneldiysek

Aklımız başımızdayken veya delirdiğimiz zaman

Canımız susmayı ve konuşmayı çektiğinde

Oraya hepimizden önce varmış olurdu kızguran.



Canı hazla tanıştıran işte bu cindi

Bu cindi Yusuf'u kaçırma işinde

Şebekenin başını çeken

Peki,neden Yusuf? Ve kaçırma neden?

Derinlik kelimesi

Bu bapta işimize yarıyor

Şimdi size

Hüsnü Yusuf'tu o

Güzellik timsaliydi desem

Bilirim söylediğim tartışma açmaktan öteye geçmez

Kime göre güzellik?

Çağlar içinde konulmuş mu bir kanun?

Hem nerede görülmüş

Tek başına güzellik

Kendi ayakları üzerinde dursun?



Şehvet, hüsran, hatıra, mukavemet

Bunların çarkına kapılanda

bir güzellik doğuyor

İnsanlar hep böyle şeylerin yedeğinde buluyor güzelliği

O sebepten ola ki

Güzel yine de güzel solarken bile.

Çünkü her soluş merhamet uyandırıyor

Çünkü merhametti ona önceden rengi veren de.



Yasasız ve solup giden

Bir güzellik değildi Yusuf'un güzelliği

Yoktu tabiattan ve tarihten tanış olduğumuz

Hüsnü Yusuf'u yeden hiçbir duygu.

Hüsnü Yusuf o hüsnü Yusuf'tu ki yanı başına

Yalnızca en gerekli şey konulmuştu

Ne duygu, ne ihtiras, ne düşünce,

Ne mükemmel bir mantık...

Derinlikti Yusuf'u güzel kılan

Gerçekte Adem soyuna ait olmayan

Ve sanki bir yeminle onlara hep bağlı kalan

Derinlik.

Derinlikti Yusuf'la varoluşun bağını kuran

Bu çocuğun yüzünden başka yüzlere yansıyan şey

O bir engin ezinti, bir terennüm gibi

Devam

Diyordu devam etsin devam etse gerek

Derinlikten cayılmasın

Kopsun kıyamet.



Bu çocuk ne giyerse giysin

Giysilerin üzerinde duruşu

Neye dokunursa dokunsun ona ellerini

Yerle göğün bağlacına ermiş gibi sunuşu...

Ya Rabbi, bu derinlik ne demek oluyor?

Başını çevirirken bu çocuk

Sanki affı muhakkak bir günah

Saklıyor.

Esrar dolu kimine göre belki bu baş

Ama bilgelik güdümüyle Yusuf'a bakarsanız

Sırların güzelliğini görürdünüz

Güzelliğin sırlarıyla sarmaş dolaş.



Acunu oyalayıp acunda oyalanan

Kıvılcımlı oklardan biri değildi Yusuf

Güzel olmasına güzeldi

Ama bunu söylemek

Dile denk düşmüyor nedense

Çünkü denilmez

Silahlı bir birliğe bakıp :

Ne de güzel bir ordu!

Güzelse de güzel denilmez ordulara

Savaşı hatırlatan hiçbir şeyi gönül

Yatkın bulmaz güzel kelimesiyle anlatmaya.

Yusuf'un güzelliği

Bir çarpışma gibi içrek

Bir savaş gibi yaman

Terk ediş uyandırmıyor gidişi

Bir kalış sunmuyor durduğu zaman.



''Mutlaka başka'' dedirtiyor oluşu

Sineyi hatırlatıyor sinesi

İnsanların

sineleri olduğunu

Gözleri çok fazla

Çok fazla derin

Her şeyi ezberletecekmiş gibi zora koşuyor

Oysa ezberleyecek hiç vakit

Bırakmıyor insanlara

Çabucak

Derinleşmeniz gerekiyor Yusuf'la karşılaştıysanız,

Bitişmeniz isteniyor hakkı verilmiş bir anlamla.



Haz cini kızguran

Yazık olur, yanlış olur diye düşündü

Hüsnü Yusuf

İnsan dedikleri bu nankör, kan dökücü, cimri, unutkan

Yaratıklar arasında bırakılırsa.

Öyle ya

Dünya ahalisinden hangisi

Kendini hazır saydı şimdiye kadar

Bitişmek için

Hakkı verilmiş bir anlamla?



Haz

Güzellikten ayrılmak istemezdi

Arınmak isterdi haz

Hazzı arıtmaya güzellik yeterdi.

Kaçırılmazsa, insanlar arasında bırakılırsa Yusuf

Bir gün, nasıl olsa, er geç

Güzelliğin yanı başına bir şehvet

Bir hüsran, bir hatıra

En azından insanların o hiç vazgeçmedikleri

Bir mukavemet eklenecekti.

Güzellik bulandıkça

Haz bulandırılacak

O zaman Hüsnü Yusuf'a bakan diyecek ki

Güzel; ama bir pürüz var

Güzel; ama başıma kim bilir ne bela açar

Güzel; ama daha temiz olabilirdi.



Kaçmalı Yusuf, kaçırılmalı

Güzellik hazzı mutlaka arıtmalı

Yoksa ben

Önce ben, sadece ben, hep ben

Diyerek nev'i beşer

Pıtraklı ve pusarık bir tapınakta raks ederken

Kendinden geçecek

Hamleler, darbeler, sarılışlarla binlerce yıl

Neleri çürüttüyse

Onlarla geçinecek.



Hazzın gücü Hüsnü Yusuf'u kaçırmak için yetmedi

Yalnız yönelmek gelirdi Kızguran'ın elinden

Yönelmek, yöneltmek, yönlendirmek

Sevgilim! Sevgilim! Sevgilim!

Başka ne söylenebilirdi?



İnsan dediğin aceleci

Cinler de acele etmeli

Kızguran çabucak

Yusuf'u kaçırmak için

İki başka cinden yardım istedi

İki cin daha

Yönlendirmesi gerekti hazzın

Güzellik hırsızlığına.

Bunların ilki Sarlanan

Eylem cini.



Edim

Dünden hazırdı güzelliği

güzel olan her şeyi

Köhne yığından kaçırmaya.

Çünkü boy atmaya can atarken bir fidan

Umursamaz çokluktaki kösteği.

Eylem gerek tohumu çatlatmak için

Yalnız doğurandır doğruyu bulan

Neyse çok toprakta

Gökte ne çoksa

Bir an gelir

Biriciklik burcuna edimle varır

Eylemdir

Tazeler, harap eder, küstürür, gönül alır

Eylemle uçar bezginlikteki kir

Dirilik erki kalırsa

Yalnız eylemde kalır.



İşte Yusuf'un güzelliği

İşte arınmak isteyen haz

Bir kez ''işte'' denildiyse artık durulmaz

Bir şey bir şeye dönüşürken

Eyleme geçilecek

Ve yakadan düşecek bu bungun kalabalık

Bir oluş yönünde sıyrılan her ne ise

Edimle ilenecek çokluğa, katılığa

Eyleyenler görecek yeganelik ne imiş:

Nereden sonrası kübra

Nereden önce sagir

Kaç, kaçır, doldur ya da dök

II faut agir.



Haz cini eylem ciniyle bir araya gelince

Belki herşey yapılabilirdi

Evet, her şey

İyi ve kötü.

Acaba

İyi veya kötü şey

Aynı zamanda yerli yerince ve uygun mu?

İyi olsun, kötü olsun diye yapmak istenilen

Rast gelecek mi kendini var eden yöne?

Bunu anlamak için haz cini Kızguran

Yönlendirdi Gökleren'i

Yusuf'u kaçırmaya.

Güzelliği çalmak için çağrılan

İkinci cindi bu

Ödev cini.



Hüsnü Yusuf kaçırılacak çünkü

Bunun bir çünküsü var

Her nesnenin kendine özgü

Bir yeri var evrende

Hazzın çünküsü yoktur

Eylemin de

Haz ve eylem

Bilinmez nerede eğleşecekler

Oysa yalnız nesneler değil duygular düşünceler

Ararlar ve bilmek isterler benzerleri arasındaki yerlerini

Bu yer bir yer olmaklığı yüzünden

Ödevini gösteriyor her nesneye

Giderek

Her nesne ödeviyle

Kaybediyor nesne niteliğini

Ödevini yerine getiren ''o şey'' oluyor.



Böylelikle ormanların kimliğinden söz açıyorlar

Denizlerin kimliği, çöllerin, buzulların, sıradağların

Ve kapanmak bilmiyor bir kere açıldımı söz

Gökleren her tarafa bir şey yetiştiriyor

Armağan verir gibi,tetiğe basar gibi

Maden işçilerinin urbalarına kimlik

Kumarhane kapılarındaki kabadayılara nişan

Rujunu sürdükten sonra

Aynada kendini öpermiş gibi yapan

Sütüm yetseydi de doyurabilseydim, ne var?

Sana almazsam neyim önümüzdeki yaz

Ödevin cümleleri birer birer sayılmaz

Yerine getirmeye bile gerek yok

Tabiatla düşüyor

Tarihle

Yükseliyor durmadan

Hem ödev

Hem ödevi üstüne alan.



Hepsi üç cindir bunların.

Hazdır, eylemdir, ödevdir

Yusuf'u kaçıran.

Yusuf'u insanların dünyasında

El alemin dipsiz düşkünlüklerine tutundurmayan.


İSMET ÖZEL


not: seri devam ediyor

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1832
favori
like
share
xewn u hevi Tarih: 08.10.2005 17:29
haz cini, eylem cini, ödev cini
Halaskar Tarih: 07.10.2005 16:26
Kardeşim Bir Yusuf Masalı Serisi için sana sonsuz teşekkür ederim. Bu hikayemizin akıcılığı için asıl anlatılmak istenen umarım anlaşılmıştır.