İnsan, imtihan olmak için varlığa mazhar olmuş. Bunun tabiî bir neticesi olarak da kazanma ve kaybetme kuşakları arasında gidip-gelebilecek şekilde yaratılmış.

Dînî eserlerdeki ifadesiyle “esfel-i sâfilînden tâ âlâ-yı illiyyîne, ferşten tâ arşa, zerreden tâ şemse kadar dizilmiş olan makamlara ve derecelere girebilecek” bir mâhiyete sahiptir insan. Bu imtihan dünyasında onun yolunu aydınlatacak, varlığa bakışını değiştirecek ve onu âlâ-yı illiyyîne yükseltecek en büyük sermayesi de imanıdır.

Dünyevî-uhrevî her türlü saadetin kaynağı iman; ferdî, ailevî, ictimâî her türlü problemin kökünü kesecek olan da yine imandır.



Bugüne kadar imanın artıp eksilmesi mevzuunda kelam âlimleri farklı görüşler belirtseler de, iman edilecek meselelerin sayısının artmamasına mukabil, herkesin kalbindeki imanının kuvvetinin artıp-eksilebileceği ehl-i sünnetçe kabul edilen görüştür. Bir çok âyet-i kerîme ve hadîs-i şeriflerde buna telmîhler vardır.

“Ey İnananlar! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitap'a ve daha önce indirdiği Kitab'a inanın, inanmakta sebat gösterin.”

Ayet-i kerimede iman edenlere hitaben “iman edin” denmesi bunu ifade ettiği gibi, sahabe efendilerimizin birbirlerine “gel bir saat Allah’a iman edelim, imanda derinleşelim” demeleri de bunu göstermektedir. Bir hadis-i şerifte Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm)

“imanınızı Lâ ilâhe illallâh kelime-i tevhîdiyle yenileyin” buyurarak hem imanın artıp eksilebileceğini göstermiş hem de bunun bir vazife olduğuna işaret etmiştir.


İnsan imanını devamlı canlı ve taze tutmalıdır. Zîra uzun ve çetin bir yolda sönmüş, eskimiş, kendisine faydası olmayan bir iman hiç bir işe yaramayacaktır. Dünyada huzurlu, kabirde rahat, mîzan ve sıratta endişesiz olmanın en birinci yolu sağlam ve sarsılmaz bir imana sahip olmaktır. İmanın her zaman yenilenmesinin gerekliliği adına bir kaç sebeb saymak mümkündür:

Bir; insan şahsı itibariyle daima yenilenmektedir. Bu yenilenme onun hem maddî yapısı hem de manevî yapısı ve psikolojisiyle ilgilidir. İnsan zaman altına girdiği için onun her bir günü bir model hükmüne geçip farklı bir insan olarak kabul edilebilir. Ömrünün seneleri, günleri hatta saatleri adedince farklı bir fert sayılabilir.

Hücrelerinin her zaman yenilenmesi, bütün vucudunun senede iki defa yapı değiştirmesi de bunu göstermektedir. Psikolojik olarak da insan bir saat içinde çok farklı tavırlara girebilmektedir. Üzücü bir olay karşısında sarsılırken, sevindirici bir haberle de âdetâ uçabilmektedir. Maddî ve manevî yönleriyle bu kadar değişime açık duran insanın, tavırlarının her şeklini iman nuruyla nurlandırması için daima imanını gözden geçirmesi ve onu yenilemesi gerekmektedir. Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm), günde yetmiş-yüz defa istiğfar ettiğini ifade etmektedir.

Bunun iki açıklaması olabilir: Birincisi, kendi mukaddes ve mualla seviyesine ve kendi düşüncesine göre hoşlanmadığı ve günah kabul ettiği şeyler olmuşsa bunlar için istiğfar ediyor. İkincisi de her gün vicdanında, imanında terakkî ettikçe bir önceki makama bakıp istiğfar ediyor.

İki; insanın şahsında böyle değişiklik olduğu gibi mekan olarak kabul ettiği, yerleştiği şu alem dahi her zaman değişmektedir. Güneşin yeniden doğuşuyla başlayan her bir gün, kâinât kitabının farklı bir sayfasıdır. Yeni bir gün yeni bir âlem demektir. Bağrında yeni şeyleri barındıran, sevinciyle, hüznüyle, iyilikleriyle, kötülükleriyle yeni bir âlem. Bu âlemleri aydınlatacak olan ziya da imandır. İnsan her gün, girdiği yeni âleme iman boyasını çalmalı ve onu nurlandırmalıdır.

Üç; insanın, nefis, hevâ, vehim ve şeytan gibi bir çok düşmanı bulunmaktadır. Bunlar her an insana hükmedebilmekte ve onu hayvandan daha aşağı bir hâle düşürebilmektedir. Bunların tek amaçları, insana vesveselerle, şüphe ve vehimlerle saldırıp, onun iman nurunu söndürmektir. Bu kadar düşmana karşı insanın mukâvemeti ancak imanının kuvvetiyle olabilir. İnsan daima kemâlâta talib olmalı, mevcut imanı, marifeti, iz’ânıyla yetinmemelidir. “bu kadar yeter” demek yerinde durmak değil, aksine bir düşüştür. Çünkü çevrenin olumsuz etkisinin yanında yukarıda sayılan düşmanlar, mevcut imanı sarsmakta, yok etmeye çalışmaktadırlar. Bir büyük zâtın ifdesiyle “insan, kendi inanç dünyasını bir çorap söküğü gibi bozup tekrar örmelidir. Her gün yep yeni bir dilekle, dipdiri bir iradeyle Allah’ı dilemeli, imanını artırması için dua dua yalvarmalıdır.” Kulluk uzun soluklu ve zor bir meseledir.


Bu yolda her gün için ayrı bir niyet etmeli, yepyeni bir niyetle kulluğa, Allahı tanımaya, iman, marifet, tevekkül, zevk-i ruhânî yörüngeli bir hayata “vira bismillah” demelidir.

Dört; insanda, dinin esâsâtına muhâlif düşen ve bazı akîde imamlarınca da küfür derecesinde tesiri olan söz ve fiiler eksik olmamaktadır. İş ve ailesinde istemediği bir durumla karşılaşınca sarfettiği sözler, bir musibete maruz kaldığında kaderi tenkit sayılabilecek ifadeler her insandan sâdır olabilmektedir. Bütün bu tehlikelere karşı da insan her vakit şuurlu bir şekilde imanını gözden geçirmeli, Lâ ilâhe illallâh kelime-i tayyibesiyle onu yenilemelidir.


İman, insan için olmazsa olmaz bir esastır. Ötelerde tek geçerli akçe imandır. Bizler çoğumuz itibariyle imanı, taklîdî olarak ailelerimizden tevârüs etmişizdir. İnanılacak şeylere onların telkîniyle inanmış, müslümanlığı aile ocağında öğrenmişizdir.

Ancak akîde imamlarımızın çoğuna göre taklîdî imanın çok da faydası yoktur. Böyle bir iman bir kaç şüpheyle sönebilecek kadar zayıftır. Bize düşen şey ise ailemizden tevârüsen aldığımız bu bilgileri kendimize mâl etmemiz, kendi iman dantelamızı kendimiz örmemizdir. Şahsımızda ve çevremizdeki değişimleri, nefis ve şeytan gibi düşmanları nazara alıp her gün Allah’a iman adına marifetimizi artırma yolunda olmalıyız.

Zaten önemli olan, herkesin kendi vicdanında Allah ile irtibatını gözden geçirmesi, eksiğini, kusurunu görüp telâfiye çalışmasıdır. Büyük bir zâtın ifadeleriyle “Madem Allah, İslam’ı en kâmil nizam olarak göndermiş, bizler de onu kâmilâne yaşamaya tâlib olmalıyız. Kim bir şeyi yürekten arzu eder ve bu konuda ciddiyetini ortaya korsa, mutlaka istediği şeyi elde eder.”


Rabbim vicdanlarımıza kendi istediği şekliyle marifetini duyursun,


Âmin..

Abdullah Kadiroğlu

Ab

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 501
favori
like
share