okudum cok gururlandım sızlerlede paylasmak ıstedım saygılar..


Tek başına 21 PKK'lı teröristin arasına girdi
Usta ailesinin en sevilen oğluydu Hanifi. 22 yaşında askere alındığında sevinçliydi. Çünkü vatanı için en iyi hizmeti vereceğine inanıyordu. Askerliği seviyordu. Keskin nişancıydı, korkusuzdu. Hem de teröristlerin yuvasına girecek kadar cesur bir yüreğe sahipti. 1994 yılının Mart ayının 26'sında şehit olduğu haberi Usta ailesinin üzerine kara bir bulut gibi çöktü. Hanifi nasıl ölürdü, nasıl şehit olurdu. Onun hayalleri vardı, annesinin beklentileri vardı, oğlunu evlendirecek ve mürüvvetini görecekti. Yetimdi çocukları Fatma Ana'nın. 6 çocuğuna hem annelik hem de babalık yapmıştı. Ev temizlemiş, gündeliğe gitmişti onları okutmak ve yaşatmak için. Ancak en sevdiği en çok değer verdiği oğlu çok uzaklara gitmişti. Hanifi vatanı uğruna şehit olmuştu.

ÖLDÜĞÜNÜ BENDEN SAKLADILAR

Fatma Ana oğlunun şehit olduğunu hemen öğrenememiş. Diğer çocukları ondan saklamışlar, işte Fatma Ana'nın ağzından oğlunun şehit olduğu haberi: "03.26.1994, Diyarbakır, Silvan Dağlan arasında, çatışmada şehit olmuştur. Çatışmaya gidilirken, oğlumun bütün malzemeleri, helikopterden atılıyordu. Yemekleri olsun, battaniyeleri, olsun. Dağlarda botlarını 25 gün çıkarmadan yaşamışlar. Oğlumun ayaklan yara olmuştu. Yırtık elbiselerini herkese gösterirsem, devlet utanır. Oğlum şehit oldu ve 5 erkek çocuğumu yine askere yolladım. 1994'te seçimlerin yapılacağı sırada şehit olmuş. Ertesi gün, bizim evimize iki asker geldi. Askerlerin geldiğini pencereden gördük ve çocuklarım bana, anne bak oy kullanmadın askerler seni almaya geliyorlar, dediler. Askerler kapımızı çaldılar ve oğlumun yaralandığını söylediler.

Bir anneye oğlunun acı haberini getirmek, söylemek o kadar kolay mı? Ben de askere, oğlum o zaman bana bulunduğu hastanenin telefonunu verin, arayacağım, dedim. Telefonu kardeşine verdiler. Kardeşi eve girip telefon etti. Telefonla konuşurken, oğlumun elinden telefon düştü. Ben de çok korktum. Oğlum ne oldu dedim. Yok, anne birşey yok, abim yaralanmış, dedi. Diğer oğlum, hemen beni askerlik şubesine ***ürdü. Askerdeki oğlumun öldüğünü telefona bakan oğlum, öğrenmiş ve ondan dolayı telefonu elinden düşürmüş. Ben de diğer oğluma inandım. Çünkü hiçbir anne oğlunun acı haberini kabul edemez. Bundan dolayı oğlumun öldüğünü diğer oğlum telefondan konuştuktan, bir saat sonra öğrenebildim. Askerlik şubesinden çıktık. Arabaya bindik. Diğer oğluma ne oldu, kardeşinden bir cevap alabildin mi, dedim. Oğlum da, anne eve gidip kardeşimin nüfus cüzdanını almamız gerekiyor dedi. Oğlum bana hâlâ, askerdeki oğlumun öldüğünü söylemedi. Eve geldik ve oğlum bana dedi ki: Anne ne kadar saf ve yüreğin temiz birisin, Hanifi, çatışmada, şehit olmuş dedi. O an nasıl olduğumu tahmin edebilirsiniz. Dünya adeta başıma yıkılmıştı. Üç gün yataktan kalkamadım."

ŞEHİT OLMAK HANİFİ İÇİN ÖNEMLİYDİ

Şehit olmanın oğlu Hanifi için ayn bir önem taşıdığını söyleyen Fatma Ana onunla ilgili konuşurken gözyaşlarına boğuluyor: "Oğlum, Hanifi çok iyi ve dürüst bir insandı. Askerliğinin bitmesine iki gün kala, operasyona katıldı. Bize telefon açtı. Anne nasılsın, iyi misin? Anne burada arkadaşımın
kellesini bana getirdiler, dedi. Ben de oğluma, oğlum kim ne derse desin, atla gel, ne olur, senin ölmeni istemiyorum, dedim. Oğul da, anne ben kesinlikle gelmem ve ben kellemi koltuğumun altına koyup çatışmaya gideceğim. Seni şehit annesi yapacağım ama şehit olursam ağlamayacaksın, dedi. Ve nitekim oğlum öldüğü zaman ben ağlamadım. Benim oğlum vatanı, namusu ve şerefi için şehit olmuştur."


CESUR BİR YÜREK TAŞIYORDU

Fatma Ana onun askerlik yaptığı dönemde korkulu günler geçirdiğini çünkü hergün bir şehit haberi duyduklarını söylüyor. Oğlunun cesur bir yürek taşıdığını belirten Fatma Ana oğluyla son konuşmasını şöyle anlatıyor: "Askerliğinin bitmesine iki gün kala, bana telefon etti. Anne nasılsın dedi. Ben de, Hanifı oğlum, annen kurban olsun sana dedim. Diyarbakır'da durumlar nasıl, hergün şehit oluyor, ben çok korkuyorum, kendine dikkat et, olur mu oğlum, dedim. Sonra oğlum, anne biraz önce bir arkadaşım, kucağında kellesi gitti, dedi. Ben o arkadaşımın acısını almadan eve gelmeyeceğim, dedi. Ben de şehit olacağım, dedi. Fakat, ölürsem benim arkamdan ağlamayacaksın dedi. Hemen şimdi bir operasyon var, operasyona hazırlanıyoruz, komutanımız herkes annesini arayıp helallik alsın, dedi, inşallah arkadaşımın acısını almadan geri dönmeyeceğim, dedi ve o bizim son konuşmamız oldu. Oğlum da isteğine kovuştu. Arzu etti ve başardı. Allah bütün şehitlere rahmet eylesin


Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 283
favori
like
share