sakarya mimarileri

Sakarya ve çevresinin doğası ve yaşam biçimleri sivil mimariyi de etkilemiştir. Ayrıca yörenin birinci deprem kuşağı içerisinde bulunması, zaman zaman meydana gelen depremler ve su taşkınlıkları da mimariyi etkileyen olaylardır. Bunun sonucu olarak da ahşap karkas tekniği yörede uygulanmış ve zararların en alt boyuta indirilmesine çalışılmaktadır. Taş temeller üzerine dikey ve yatay olarak ahşap taşıyıcılar kullanılmış, araları tuğla veya kerpiçle kapatılmıştır. Yapıların üzeri de yatay veya kırma çatılarla örtülmüştür.

Osmanlı döneminde bu yöre akarsuların taşıdığı alüvyonlar yumuşak bir toprak örtüsü oluşturmuş, ayrıca yeraltı suları da zemin altı yumuşaklığına neden olmuştur. Ayrıca seller ve depremlerden ötürü Osmanlılar bölgeye önemli olarak yerleşmemişlerdir. Yalnızca düzeltilen alanlara küçük köy yerleşimlerinin dışına çıkılmamıştır. Nitekim XVII. Yüzyılda buraya gelen Kâtip Çelebi Cihannüma isimli eserinde “Ada Nahiyesi” isimli küçük bir uğrak yerinden söz etmiştir. Burası da bugünkü Adapazarı’nın ilk yerleşim yeridir.

XIX. yüzyılda Charles Texier buradan küçük bir köy olarak söz etmiştir. Ayrıca A.de Moustier 1862 yılında buradan “Adaköy” isimli 10.000 nüfuslu bir şehir olarak söz etmiştir. Sakarya nehrinin doğu ve batı kolları arasında bulunan Tığcılar Köyü ve çevresinde pazarlar kurulduğundan ilk yerleşim olmuştur. Bunun yanı sıra Erenler Mahallesi’nde avlu içerisinde tek katlı ahşap çatılı, kiremit örtülü moloz taştan yapılmış eler bulunuyordu. Bu evlerin iç ve dış yüzleri samanlı çamur sıva ile örtülmüştü. Bu evlere toprak bir avludan girilmektedir. Çoğunlukla sofalar U biçiminde olup oturma ve yatak odaları ile mutfak bu sofanın sonunda bulunmaktadır. Avluda ise hayvanlar için ahırlar ve depolara yer verilmiştir. Günümüzde bu ilk yerleşimi gösteren evlerin yerini iki katlı betonarme evler almıştır.


Sakarya’nın Adapazarı Tığcılar Mahallesi’ndeki evler ahşap veya ahşap karkaslı bağdadi sıvalı iki katlıdırlar. Bazı örneklerde üç katlı olanlar ile de karşılaşılmaktadır.

Sakarya’da XIX. yüzyıldan sonra yapılmış evler çoğunlukla ahşap, bağdadi sıvalı iki ile üç katlı yapılardır. Bu yapıların sokak ile bağlantıları bulunmamaktadır. Dışa açılan pencerelerin tümü ahşap kafeslidir. Üst katlarda çardaklar (balkon) ve çıkmalar bulunmaktadır. Bunlar daha çok bahçeye ve avluya yöneliktir. Evlerin ana kapısından taş döşeli büyük bir sofaya geçilmektedir. Bu sofanın bir kenarında toprak bir fırın ile mutfak, diğer kenarında da odunluk, kömürlük gibi ve ambar gibi bölümlere yer verilmiştir. Sofadan birkaç basamakla üst kat sofasına çıkılır. Merdiven sonunda ikinci sofanın etrafında yatma ve oturma odaları, helâ bulunmaktadır. Odalarda Türk evlerinin geleneksel öğelerinden dolaplar, yüklükler ve sedirlere yer verilmiştir.



Sakarya’nın İstasyon caddesinde daha çok şehrin zengin kesiminin oturduğu büyük evler bulunmaktadır. Bu evlerin zemin katları kesme taşlardan örülmüştür. Bunların bazılara taş bazıları da taş temeller üzerine ahşaplar. Evlerin ana girişleri evlerin ön yüzlerinde ve ortada bulunmaktadır. Giriş katlarında ortada bir sofa yanlarında birer oda bulunmaktadır. Üst katlar büyük bir sofanın çevresinde 4-5 yatak odası ile oturma odaları sıralanmıştır. Bu evlerde en üst kat daha çok konuklara ayrılmıştır.

Evlerin odalarındaki döşeme ve tavanlara özen gösterilmiş ve bunların çoğu ahşap bezemelerle süslenmiştir.

XIX.yüzyıldan sonra Ermenilerin yaşadığı Kömür Pazarı’nda bulunan evler genellikle üç katlı olup, ahşap veya ahşap karkastan yapılmışlardır. İstasyon Caddesi üzerindeki evlerle yapı üslubu bakımından büyük benzerlik göstermektedirler. Bu evlerin zemin katlarında ortada sofa ve bunun iki yanında oda ve mutfaklara yer verilmiştir. İkinci katta ise, yine ortada bir sofa bulunmakta olup, çevresine odalar sıralanmıştır. Bezeme olarak ahşap tavanlar ve dolap kapakları, ahşap işçiliğinin ortaya konduğu motiflerle bezenmiştir. Tavanlarda yağlı boya resimlere de yer verilmiştir.


Sakarya’nın Çark Caddesi’nde ise daha çok bahçe içerisindeki konaklar bulunmaktadır. İstanbul konaklarının bir bakıma benzerleri olan bu yapılar harem ve selamlık olmak üzere iki ayrı bölümden meydana gelmiştir. Buradaki evler iki veya üç katlı olup, dışa taşkın üst katlarında oymalı çardakları ile dikkati çekmektedir. Çoğunlukla dış cepheler beyaz yağlı boya ile boyanmıştır. İçlerinde özenli bir işçilik uygulanmıştır. Yüksek tavanlar, ahşap bezemeli olduğu gibi yağlı boya motif ve resimlere de yer verilmiştir. Evlerin pencereleri ahşap kafeslidir. Kapılarında oymalar ve birbirlerinden farklı görünümde madeni tokmaklara ve kilitlere de rastlanmaktadır.

Sakarya yöresinin Hendek, Geyve, Karasu ilçeleri ile Taraklı’da da kendine özgü yöre mimarisini yansıtan yapılarla karşılaşılmaktadır. Bu evler çoğunlukla bir yamaca yaslanmış iki katlı ahşap karkastan yapılmış olup, bağdadi sıvalıdır. Evlerin üst katları çıkmalarla dışarı taşırılmıştır. Buradaki konak tipi evler ise Türk sivil mimarisinin kendisine özgün örneklerini ortaya koymaktadır.

Sakarya’nın ilçelerinden Taraklı XIX. yüzyıldan günümüze gelen evleri ile tanınmıştır. Taraklı’nın kentsel yerleşim dokusu bozulmamıştır. Günümüzde sit alanı ilan edilen ve koruma altına alınan ilçede 120 civarında ev bulunmaktadır.


Yavuz Sultan Selim döneminde Sadrazamlık yapan Yunus Paşa’nın Taraklı’da bir cami yaptırmış olması yörenin önem kazanmasına neden olmuştur.

Taraklı’da iki, üç ender olarak da dört katlı evlerden oluşan sivil mimarinin önemli yapıları bulunmaktadır. Bu evler arazi konumuna göre biçimlendirilmiş sokakların çevresinde, bahçeler içerisinde, birbirlerinin görünümlerini engellemeyecek şekilde yapılmışlardır. Dar ve dik sokakların çevresindeki bu evlere Arnavut kaldırımlı yokuş ve rampalardan çıkılmaktadır. Arazinin eğimli oluşu evlerin planlarını da etkilemiştir. Evlerin giriş katlarında depo ve kilerlere, hizmetçi odalarına, ocaklı fırınların bulunduğu mutfaklara yer verilmiştir. Evlerin üst katları dışa açılan geniş dikdörtgen pencerelerle aydınlatılmıştır. Bu pencerelerin bazılarına kafesler, kim geldi pencereleri, cumbalar ve vitraylar yerleştirilmiştir. Odalar ortadaki bir sofanın iki yanına sıralanmıştır.

Taraklı evlerinin yapımında çoğunlukla ahşap yığma ve ahşap karkas teknikleri kullanılmıştır. Duvarlar içeriden ve dışarıdan çamur sıva ile sıvanmış, dışları beyaz badana ile boyanmıştır. Ayrıca geniş yüzeyli duvarlar, sıvaların çatlamaması için tahta mastarlarla bölünmüşlerdir. Bu mastarlar aynı zamanda süs ögesi olarak da kullanılmıştır. Evlerin içerisindeki odalarda dolap ve tavanlarda ahşap bezemelere yer verilmiştir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 511
favori
like
share