[COLOR=#f5f4e0]* Dünyanın en büyük metropollerinden biride Roma’dır. Tiber ırmağının kıyılarında yedi tepe üstüne kurulmuştur. Antik Roma’nın uygarlık merkezi olmuş ve hristiyanlığın merkezi olarak da kabul edilmiştir. Kentin içinde 3 milyonluk nüfusu ile bağımsız Vatikan devleti hala tüm hristiyanların genel merkezi durumundadır.

Uygarlıkların beşiği olarak da adlandırılan Roma eski antik kentle yeni kent dokusu içinde kaynaşmış durumdadır. Antik Roma içinde Forum, tarihi merkez Capitol, Piazza del Rotonda ve Piazza Nova, görkemli rönesans binaları, saraylar, ünlü Aşk Çeşmesi..18.yüzyıl Grand Tour, Piazza di Spagna Roma’nın aklımıza hemen geliveren birkaç isimden biridir.. Pek çok müze yalnızca sabahları açık ve büyük bir kısmıda pazartesi günü tüm gün kapalıdır. Bazı müzeler Pazar günleri ücret almaz.Ama çoğu müze ve anıt ücretlidir. Roma alışveriş açısından da büyük bir çeşitlilik sunar. Dünyanın en önemli markalarına ev sahipliği yapan İtalya’nın büyük mağazaları bu kenttedir.Ayakkabıdan çantaya, parfümden çukulataya, hazır giyimden mücevhere kadar birçok dünyaca ünlü markalar bulunmaktadır. Ayrıca yeni moda akımları, genç tasarımcılar bu kentte kendilerini kabul ettirmeye çalışırlar.

Roma aynı zamanda yine dünyaca ünlü İtalyan yemeklerinin merkezi konumundadır. Kentin her bölgesinde kendine has lezzetler barındıran, gerçek Roma mutfağına rastlamak olasıdır. Pizzalar, makarnalar ve çeşitleri, hamur yemekleri Roma Mutfağının temel yemek çeşitlerindendir. Ayrıca İtalyan bağlarından üretilen nefis şarapları da sofralarından eksik olmaz.

[COLOR=#f5f4e0]* Bu olağanüstü kentin villaları, tapınakları, antik banyo ve amfitiyatroları, arenaları arasında insan bazen hangi çağda yaşadığını unutur. Sokaklarda dolaşırken ansızın karşınıza yerleri süpüren cübbeleriyle din adamları ya da ellerinde uzun tesbihleriyle rahibeler çıkabilir. Ya da çok uçuk giysisiyle, zincirlerini sallayarak birkaç motorsikletli genç dar sokakların duvarlarına sürtünerek yanınızdan hızla kayıp giderler . Kenti tanımanın en ideal yöntemi adım adım bütün sokakları dolaşmaktır. Her yol, her meydan kendine özgü bir ruha, bir kişiliğe sahiptir. İspanyol merdivenlerinden Tiber’e dek uzanan eski kentte dolaşirken kulaginiza Italyanlarin bol gürültülü konuşmalari ve kahkahalari çalinir.

Italyanlar büyük aileleri severler. Kalabalik sofralardan hoşlanirlar.Uzun yemek saatlerinde saatlerce sohbet ederler. Çocuklarla birlikte yaşlilarda ayni mekandadir. Ve hepsi bir agizdan konuşur. Sicakkanli Akdeniz insanlarinin kendine özgü coşkusuyla hem kendileriyle hem de dünyayla barişik yaşarlar. Hayat felsefeleri güzel, rahat yaşamak ve yaşamin tüm nimetlerinden faydalanmak üstüne kurulmuştur. Özgür ruhlariyla hemen hemen tümü de sanatçi duyarliginda uzun serenatlarla sevgililerine şarkilar söyler, kayiplarinin arkasindan agitlar yakarlar. Her ani coşkuyla kutlayan Italyanlar’ın kadınları çok güzel, erkekleri çok yakışıklıdır. Onları böyle farklı kılan ya da böyle olağanüstü gösteren de kimliklerine sinmiş özgüven ve yine yaşam felsefelerindeki özgürlük tutkusudur.

Roma’ya gidince elbette Vittorio Emmanuel’in devasa anıtının önünden geçmek, Trevi çeşmesine dilek tutup para atmak, Pantheon’a bir uğramak gerekir. Vatikan ‘da, San Pietro meydanında Papa’nın rengarenk giysili İsviçreli muhafızlarının arasından geçip Katolik dünyasının merkezi Bazilika’ya giderseniz. Girişten hemen sonraki Aziz Pietro’nun heykelinin ziyaretçiler tarafından öpülmekten aşınmış ayaklarını görebilirsiniz. Michelangelo’nun eseri muazzam kubbe, aynı ustanın eseri Sistine şapelinin duvar ve tavan resimleri ve tüm Roma sizi bugünkü uygarlığın temeli olan rönesansı bir daha tanıma fırsatı verir.

[COLOR=#f5f4e0]*

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 448
favori
like
share
NaZ Tarih: 06.10.2009 23:28
Tatil rehberi bölümunden buraya alindi