Oyun tarihinin en iyi yapımlarından olan MGS, Snake Eater ile geri döndü!


İkinci Dünya Savaşı�nın ardından, dünya Doğu ve Batı diye ikiye bölünmüştü. Bu da yeni Era � soğuk savaşının başlangıcıydı.

Tarih 16 Ekim 1962 - Birleşik Devletler Başkanı, Sovyetler Birliği�nin nükleer silahlarını Küba�da konuşlandırdığına dair bir mesaj alır. Nükleer savaşının giderek yaklaştığı netleşirken dünya da bunun korkusunu yaşamaya başlamıştır. Gergin geçen görüşmelerden sonra Sovyetler, ayın 28�inde misillerini Küba topraklarından çekeceğini kabul eder. Daha sonra Küba misil krizi olarak bilinen bu olayın çözülmesiyle, insanlığı tehdit eden başka bir olayın daha atlatıldığı görülür.

Bununla birlikte krizde sonuca bağlanan özel bir durum vardır. Batıya iltica etmiş Sovyet bilim adamı olan Nikolai Stepanovich Sokolov, Sovyetler Birliği�ne tekrar gitmek zorundadır. Birleşik Devletler Hükümeti bu şartı kabul eder ve Sokolov�u ülkesine gönderir; fakat Birleşik Devletler Sokolov�un korkunç bir silahın tasarımcısı olduğunun farkında değildir. Şimdi Sovyetler, Sokolov�u ellerine aldıklarına göre bu silahın geliştirmesine devam edebileceklerdir. Eğer bu silah tamamlanırsa yeni bir korku çağı başlayacaktır.

Tarih Ağustos 1964 - Durumun farkına varan CIA, Sokolov�u ele geçirmek için yeni bir plan yapar. Groznyj Grad�taki Büyük Sovyet Kalesi�nin güneyine yerleştirilmiş olan Sokolov�un araştırma bölgesine bir FOX birimi gönderilir. Eski SAS üyesi Major Zero�ya liderlik eden FOX, hem özel kuvvetler hem de gizli kıyafetleri açısından artık yeni nesil özel kuvvetler birimi olarak karşımıza çıkar. Bu FOX biriminin amacı, düşman bölgesine gizli bir ajan göndermek ve onu uzaktan radyo frekansıyla yönlendirerek düşman bölgesinde solo yılan görevlerini yapmasını sağlamaktır.

Tarih 24 Ağustos - Yalnız asker ordunun dışından saldırıya geçer. Adamın kod adı Naked Snake(Çıplak Snake)�tir.

MGS relives yesterday to survive tomorrow...

Snake Eater�a Pakistan üzerinden uçarken başlıyoruz ve az sonra Snake görev bölgesine inmek için atlayışını gerçekleştiriyor. Başarılı sayılabilecek bir atlayışın sonunda da kendimizi vahşi bir ormanın içinde buluyoruz. Oyunun geçtiği başlıca mekan orman olunca, bu olay haliyle oynanışa da yansıyor. Öncelikle Snake artık silahlı düşmanlarına karşı mücadele ederken doğa şartlarına da uyum sağlamak zorunda.

İlk olarak bulunduğumuz ormanlık bölgelerin dar alanlar olmadığını belirtmeliyim, yani aklınıza eski MGS oyunlarındaki dar koridorların orman şekline bürünmüş halleri gelmesin. Alanlar geniş olduğu için bir noktadan bir noktaya giderken farklı rotalar izleyebiliyoruz, bu nedenle yakalanma riskiniz de daha fazla oluyor. Bunun yanında eski oyunlarda işinizi çok kolaylaştıran radarınızın artık oyunda bulunmayışı gözünüzü dört açmanız gerektiği anlamına geliyor. Aslında eski oyunlara nazaran ormanda bulunmanın en büyük etkisi açık alanda olmanız. Açık alanda olduğunuz için tehlikenin nereden yaklaştığını kestirmek çok daha zor. Eski oyunların genelde koridorlardan oluşan kapalı mekanlarda geçmesi ve harita dizaynlarının gizlenmeye el verişli olması nedeniyle Snake düşmanları arasından rahat bir şekilde sızabiliyordu; fakat Snake Eater�da hareketlerinize daha çok dikkat etmelisiniz. Bir kere hangi ağacın ya da çalının arkasına saklanırsanız saklanın açık alanda olduğunuz için görülme riskiniz var. Ayrıca ortamdaki seslere de kulak vermelisiniz. Yürüyen her kim olursa olsun yerdeki çalı çırpılar nedeniyle yerini belli edebiliyor. Bazen düşmanınızı göremeyip çıkarttığı sesleri duyduğunuz oluyor, bu nedenle güven içinde ilerlemek için sık sık birinci kişi görüş açısıyla çevreyi kolaçan etmelisiniz.

Ormanın zemini her zaman çok sessiz bir şekilde ilerlemenize olanak tanımayacağı için bu da MGS�nin klasik oyun stilini değiştirmiş, yani eskisi gibi bir düşman nöbet tutarken arkasından yaklaşıp boynunu kırmak, ya da silahınızla onu gafil avlamak çok maharet isteyen bir iş olmuş. Düşmanlara arkalarından yaklaşmaya kalktığınıza belli bir mesafeye kadar fark etmiyorlar fakat öldürücü hamleler yapabilecek kadar yaklaştığınız anda olayı fark ediyorlar. Alarm durumlarında saklanacak yerlerin eskisi kadar çok olmaması ve alarm verildiğinde beliren Evaison/Caution zamanının 2 dakikaya yakın sürmesi, bu riskli hamleleri oyun içerisinde sık aralıklarla yapmaya çalışmanızı engelliyor. Yani aslında MGS 3�ün kuralı öldürmek değil, hayatta kalmak. İşte burada da kamuflaj maharetleriniz ortaya çıkıyor.

Saklanacak yeri kendiniz yaratın!

Oyun çıkmadan önce de üzerinde durulduğu gibi aslında saklanacak yeri kendiniz yaratıyorsunuz. Evet, arkasına eğilip sinebileceğiniz bir duvar yok ama ortama uyum sağlayarak o duvarı kısmen de olsa yaratmanız mümkün. Çalılıkların arasına yatıp kamuflaj kıyafetinizi uygun şekilde değiştirdiğinizde, belki de sizi saklayacak olan bir duvardan daha fazlasına sahip oluyorsunuz; yani ortama göre görünmez olmak Snake�in ellerinde. İsterseniz bir timsah başı maskesini kafanıza geçirip nehir ve bataklığa uyum sağlamanız bile mümkün. Kısacası bir sürü farklı kamuflaj giyisinizle kendinizi görünmez yapmalısınız.

Ekranın sağ üst köşesinde bir gizlilik sayacı bulunuyor ve o an ki durumunuz, çevre şartları, yüzünüzü nasıl boyadığınız, üzerinizdeki kıyafet, aldığınız pozisyon ve hareket dereceniz gibi bir çok etken gizlilik derecenizi belirliyor. Düşmanlarınız da sizi bu orantıda farkediyorlar, mesela ormanın içinde kar kıyafeti giyecek olursanız haliyle en uzaktaki asker bile sizi sezecektir? Unutmadan net üzerinden indirebileceğiniz kamuflajlarda mevcut.

Yalnız tek görünmez olan kişinin siz olduğunu da sanmayın, sizin gibi değiştirme şansları bulunmasada askerlerin de ortamlara uygun kamuflaj giyisileri olduğu için onları farketmekte her zaman çok kolay olmuyor, bu nedenle hareket sensörü ve gece görüş dürbünü gibi teçhizatlar çok önemli rol oynuyor. Fakat kesinlikle Thermal Googles işinize en çok yarayacak eşyanız olacaktır. Eskisinden farklı olarak artık Predator filmindeki gibi bir görüntü veren Thermal Googles, en iyi gizlenmiş düşmanlarınızı ve hazırladıkları booby tuzaklarını bile görmenizi sağlıyor, aynı şekilde çalıların arasındaki hayvanları bile bulup görebiliyorsunuz.

Yalnız itiraf etmeliyim ki zaman zaman oyunda zorlandığınız anlar olacak, hatta bazen kısmende olsa hile bile yapacaksınız. Şimdi oyunda hareket etmek zor, ard arda bir kaç kez düşman tarafından görülüp yüksek güvenliğin sağlandığı zamanın geçmesini bekleyince de ister istemez biraz sıkılıyorsunuz. Bilirsiniz MGS�de mekanlar; sahne arası geçişlerle birbirine bağlanır. Bazen gitmeniz gereken yere - alarm, düşman demeyip hiç kimseye aldırmadan � arkanıza bakmadan koşarak gidiyorsunuz. Diğer ekrana geçtikten sonra da alarmlar susmadığı için ya yine saklanıp ortalığın yatışmasını bekliyorsunuz ya da ölüp oyuna son kaldığınız yerden sakin bir şekilde devam ediyorsunuz. İşte MGS�nin yeni oyun stili asıl kendini burada belli ediyor zaten, artık ortalıkta dolaşıp askerlerle eğlenemediğiniz için Snake Eater�ın tadı oynanış olarak öncekilerden farklı olmuş. Aslında bu bir yandan daha iyi olmuş bir yandan da daha kötü. Mesela Sons of Liberty�de askerleri gafil avlayıp Dog Tag toplamak ayrı bir keyifti, MGS3�te askerlerin Dog Tag�leri bile yok, bu da zaten oyunun mantığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bunun dışında harita dizaynları da doğal olarak yine farklı, mesela kapalı alanlarda artık güvenlik kameraları yok ya da oyunda aktif olarak dolapların içine saklanıp duracağınız anlar yok, yani aslında dolaplar var ama bunları kullanmaya gerek duymuyorsunuz. Havalandırma boşlukları ve tüneller gibi hareket ederek ilerleyebileceğiniz gizli saklı yerler ise daha önem kazanmış.
Big Boss

Senaryoya çok fazla girmek MGS için tabiki yanlış olur fakat Hideo oyunu çok güzel bağlamış ve oyun sonunda yine sizi şaşırtmayı beceriyor. Bunun yanında bazı oyuncuların sıkıcı olduğunu düşündüğü telsiz konuşmaları önceki oyunlara göre oldukça kısaltılmış, ki bence bu konuşmaların uzun uzun olması çok daha iyiydi! Aralarda yine uzun ara videolar var ama telsiz konuşmaları ciddi ciddi kısalmış. Belki bu nedenle senaryo bana önceki oyun(İlk oyunla zaten kıyaslamıyorum!) kadar kadar karışık gelmedi. Yine de Hideo iyi iş çıkartmış tabi ki.

Hedefe atış yapmak için birden fazla şansınız olmayabilir!

Silahlarınızın hemen hemen hiç birinde lazer olmadığı için nişan alıp nokta vuruşu yapmak eskisi gibi kolay değil, bu nedenle nişan alırken çok dikkatli olmalısınız. Hatta ilk başlarda bazen Mk22 ya da M1911A1 gibi rahat nişan alabildiğiniz silahlarla hedef alıp ateşlediğinizde tam on ikiden vurduğunuzu sanıp yanıldığınız olabiliyor. Aslında bunu önce oyunun bir hatası sandım fakat daha sonra çok dikkat edildiğinde herşeyin daha hassas olduğunu gördüm. Bunun yanında düşmanla yüzyüze kaldığınız çok yakın mesafe durumlarda panikle ard arda atışlar yapıyorsunuz ve isabetli atışların verdiği zararın bazen olması gerekenden az olduğu da görülebiliyor.

Diğer bir nokta ise tüm teçhizatınızı aktif olarak taşıyamamanız; belli bir ağırlığa kadar belirleyeceğiniz item�lerinizi önceden olduğu gibi istediğiniz an kullanabiliyorsunuz. Diğer eşyalar ise çantanızda kalıyor ve pasif olan bu teçhizatlarınızı buluduğunuz duruma göre aktif eşyalarınızla yer değiştirerek kullanıyorsunuz.

Snake Eater

Snake�in çevre şartlarına dayanıklı olabilmesi için yemek yemesi de gerekiyor. Snake Eater çıkmadan önce en çok merak edilen noktalardan biri de buydu aslında. Snake�in açlık göstergesi ne kadar doluysa Snake�te o kadar dayanıklı oluyor. Mesela bir sarmaşığa tutunup sarktığınızda ya da yüzerken suyun altında ne kadar kalabileceğiniz buna bağlı. Çevrede kuş, akrep, örümcek, meyve, mantar, yılan, yengeç, kurbağa, fare ve keçi gibi daha bir çok hayvan var, ayrıca bunlar kendi içlerinde de farklı cinslere ayrılarak çeşitlilik yaratıyorlar. Bunların dışında ağaç diplerinde sıkça rastlayacağınız mantarlar, nehirden yakalayabileceğiniz balıklar, mağralarda karşılaşacağınız yarasalar da besin olarak kullanılabiliyorlar. Tabi bu hayvanların arasında tehlikleli olanlar da yok değil. Timsahları çok sinirlendirirseniz sizi tek hamlede dişlerinin arasına alıp öldürebiliyorlar, ya da akrep, örümcek ve yılan gibi hayvanlar zehirleriyle dayanıklılık seviyenizi inanılmaz bir hızla düşürüyorlar. Neyseki bu tehlikleli hayvanlar oyuna saf zorluk olsun diye konmamış, yani amaçları gelip size zarar vermek değil. Oyunun bu konuda oldukça detaylı olduğunu söyleyebilirim, hayvan çeşitliliği bir yana, mesela nehre girdikten sonra üzerinize sülüklerin yapışması ve onları sigaranızı kullanarak üzerinizden atmanız, dağıttığınız kovanlardaki arıların size ya da düşmanlarınıza dert olması, gıda zehirlenmesi, çöl-dağlık bölgelerde öldürdüğünüz askerlerin üzerine akbabaların üşüşmesi falan çok hoş olmuş.

Snake�in diğer bir özelliği de rambovari bir şekilde kendini tedavi edebilmesi, öncelikle çevreden edineceğiniz Ration�larla sağlığınızı artık düzeltemiyorsunuz. Ration�lar sadece açlık seviyenize etki ediyor. Tüm oyun boyunca bulacağınız çok az sayıda yaşam paketi var ve bunları da mümkün olduğunca kullanmamalısınız. Dediğim gibi Snake yaralandığı zaman kendi tedavisini dikiş atarak, yaralı bölgeyi dezenfekte ederek, vücuttaki kurşunu çıkartarak, yanıklarına merhem sürerek ve daha bir çok şekilde tedavi ederek yapabiliyor. Aynı şekilde gıda ya da hayvan zehirlenmelerine karşı da bitkilerden elde edebileceği panzehirleri kullanabiliyor. Sonrasında sağlığınız başka bir maddeye gerek kalmadan yavaş yavaş düzeliyor. Cure denen bu tedavi ekranı ciddi anlamda detaylı olmuş açıkçası, kırılan kemiklerinize kadar her şey detaylıca işlenmiş ve oyunun kuralının hayatta kalmak olduğu sanki bir kez daha anımsatılmış.
Snake�in yakın dövüş teknikleri de geliştirilen özellikler arasında, düşmanınızı farklı şekillerde tutup yakalama, bıçakla boğazlarını kesebilme gibi birbirinden farklı 6-7 hareket yapabilmek mümkün. Üstelik Mk22 ya da M1911A1 kendi dahili bıçaklarıyla kombine olarak kullanılabiliyor. Yine orman içerisinde ağaçlara tırmanıp, dallardan sarkarak ateş edebilmekte yapabildiğimiz hareketlerden bazıları. Oyun boyunca M37, SDV - Sniper tüfeği ve AK-47 gibi bir çok tanıdığımız silahın yanında Scorpion gibi farklı silahlara sahip olabilmemiz de mümkün; ayrıca oyun sonunda elde edebileceğimiz bonus silahlar da bulunmakta.

Gerçekten yaşayan bir orman yaratılmış...

Açıkçası MGS3�te yaratılan orman kesinlikle beklentilerimi karşıladı. Oyunun orman bölümlerinde kullanılan dizaynlar kesinlikle tekdüze değil. Bataklıklar, nehirler, çukurlar, tepeler, yıkılmış ağaç kütükleri kullanılarak adeta canlı bir orman yaratılmış. Oyunun her sahnesi ayrı bir kare aslında, yani hiç bir yer, bir ötekine benzemiyor. Nehir kısımlarında bulunan sis tabakası, yağmur, rüzgar, farklı mekanlarda bulunan değişik ağaçlar, çevredeki hayvanların ortama katkısı falan birleşince ortaya gerçekten çok iyi bir çalışma çıkmış. Zaten başınızı kaldırıp ağaçlarla güneşin buluştuğu noktalara bakınca görünen sahne olayı özetliyor. Dağlık ve mağralık bölgelerde oyunda bulunacağımız açık mekanların diğerlerini oluşturuyor. Özellikle su altı kanallarıyla iç içe geçmiş mağaralarda geçen bölümlerde, meşalenizi yaktığınızda atmosfer çok iyi bir hal alıyor. Oyun farklı zaman dilimlerinde de geçtiği için gece geçen bölümleri oynama fırsatıda buluyoruz. Araştırma üsleri ve bazı karargahlar gibi kapalı mekanlar da diğer bölümler arasında.

Bahsettiğim gibi oyun alanları geniş olduğu için haritanızı kullanmazsanız zaman zaman yolunuzu şaşırabilmeniz de mümkün. Bunun dışında oyunun akışı çizgisel olarak hazırlanmamış; yani mesela ormandayken tüm bölümleri gezmeden de yolunuza devam edebilirsiniz, fakat ormanın diğer bir noktasında gitmenize gerek olmayan fakat sonunda görmediğiniz bir yer olabilir. Yine mağralık bölgelerdeki bir çok gizli delik ve oyukta ekstra eşyalar olabiliyor.

Grafiksel kalite olarak oyunda tabi ki teknik açıdan görsel bir ilerleme var; yalnız oyun açık alanlarda geçtiği için ve yaratılan ormanla beraber doğa açığa vurulduğu için sanki grafikler göze çok daha iyiymiş gibi geliyor. Aslında teknik açıdan önceki oyunla çok fazla fark yok ama ikinci oyunun gri tonlarda geçen atmosferiyle Snake Eater karşılaştırılınca dışardan bakıldığında MGS3 ister istemez öne çıkıyor. Ne bileyim, dalların arasından vuran güneş ışınları, yeşillikle örtülü ortam, karanlıkta meşalenizi yaktığınızda oluşan sahneler falan hepsi çok iyi. Oyunun ara geçiş sahneleri ise yine insanın ağzını açık bırakacak derecede güzel zaten. Kontrollerde ise yine temelde pek değişiklik yok, bazı küçük farklılıklarla yeni hareketlerinizi uygulayabilmeniz mümkün. Yalnız ormanlık bölgelerde nadirde olsa bazı yerlerde eğilip sırtınızı yaslamak sorun çıkartabiliyor bazen, karakterimiz burada eğilip sürünmek arasında kararsız kalabiliyor. Düşmanlarınızın hareketleri ise yine çok iyi, sizi görünce üzerinize atılmak yerine kaçıyor destek istiyorlar ya da saklanıp ani manevralar yapıyorlar. Dolby Pro Logic II ile sesler de inanılmayacak biçimde kaliteli hazırlanmış. Yazının başında bahsettiğim düşmanın nereden yaklaştığını belirten çıtırtılar, yaşayan doğanın sesi, karakter seslendirmeleri, müzikler... hepsi müthiş ve ben bunlara söyleyecek söz bulamıyorum.

Açıkçası Metal Gear Solid 3: Snake Eater PlayStation 2�de çıkmasını beklediğim son oyundu ve beklentilerimi de büyük ölçüde karşıladı. Sons of Liberty gerçkten MGS için bir devrim niteliğindeydi, zaten MGS3�ten de bu kadar değişiklik beklemek yanlış olurdu; fakat belirtmeliyim ki Snake Eater, Sons of Liberty�den her yönüyle üstün bir oyun değil. İki oyunun da birbirlerine göre üstün olduğu noktalar var. Bunun nedeni de oyun stilindeki değişiklik kuşkusuz. Daha öncede söylediğim gibi sizi üzecek en büyük şey oyunun bitmesi olacaktır. Oyunu oynayıp bitirdikten sonra da Hideo Kojima�ya bir teşekkür edip ardından MGS4�ü yapması için dua edin...

Karakterler

Snake: FOX özel kuvvetlerinin üyesi. Lakabı �Jack�. The Boss�un son öğrencisi. The Boss tarafından birebir yok etme, casusluk, psikoloji vs.. 50�lerin tüm dövüş sanatları öğretilmiştir. CQC onunla birlikte oluşturulmuştur.

Zero: FOX özel kuvvetlerinin komutanı. Snake�e görevi boyunca radyo vasıtasıyla yardım ediyor. SAS�taki deneyimlerine dayanarak, soğuk savaş bölgesindeki � casusluk elementleriyle özel kuvvetleri birleştirip tamamıyla yeni bir takım olan � FOX takımının gizli görevleri yapmasına yardımcı oluyor. Görevlerdeki katkılarını gördükçe tavsiyelerinin gerçekten önemli olduğunu göreceksiniz.

Para-medic: FOX�un destek takımında. Radyo yoluyla tıbbi ve cerrahi bilgileri sağlıyor.
Koyu bir film hayranı.


Sigint: FOX�un destek takımında. Silah, ekipman ve benzeri teknolojiler hakkında bir uzman. Snake�in kullandığı dürbün, maske gibi birçok şey Sigint�in buluşudur.

Volgin: Tam adı Yevgeny Borisovitch Volgin�dir. Bir GRU albayıdır. Saldırılarında elektrik akımını kullanır. Batıda ��Şimşekpatlatıcı (Thunderbolt)�� olarak nam salmıştır.

Ocelot: Albay Volgin�in büyük yardımcılarındandır. Büyük bir takım olan GRU Spetsnaz takımına liderlik eder. Kurşun sektirmede bir dahidir, fakat savaş yeteneği zayıf olan biridir.

Eva: Snake�i destekleyen bir bayan KGB ajanı olan Eva, NSA eski kod kırıcılarındandır.
Mavzer kullanır. Motosiklet hayranıdır.


Sokolov: Tam adı Nikolai Stephanovic Sokolov�dur. Gizli OKB � 754 bürosunun müdürüdür. Aynı zamanda Shagohod�un tasarımcısı ve geliştiricisidir. Khruschev şirketinin mali yardımıyla birçok silah geliştirmiştir. Karısını ve kızını Birleşik Devletlerde bırakmış bir aile babasıdır.

Cobra Takımı: İkinci Dünya savaşı (WWII) sırasında farklı ülkelerden en iyi askerlerin bir araya gelerek oluşturduğu gizli özel bir güçtür. Savaştan sonra bu takım dağıldı, fakat The Boss tarafından tekrar toplandı. Üyeler savaştaki duygularına göre kod adı kullanır.

The Boss: The Joy olarak da bilinir. İkinci Dünya Savaşı�nda müttefiklere (Dünyadaki en iyi askerleri içeren) Kobra Birimi�nde liderlik ederek zafer getiren bayan kahramandır. Snake�e 50�lerin tüm imkanlarını kullanarak bildiği her şeyi öğretir. Snake�le birlikte CQC�yi oluşturur. SAS�taki Major Zero, meslektaşlarından biriydi.

The Sorrow: Savaş kabiliyetinin yetersizliğine rağmen bir medyum yeteneğine sahiptir. Ölülerle konuşabilir ve onlardan savaşlarla ilgili bilgi alır. Ölülerin ruhunu içine çekebildiği gibi onların dövüş kabiliyetlerini de kullanabilir.

The Fear: Bir bubi tuzağı uzmanıdır. Her iki dirseği de çok oynaktır. Ağaçlara tırmanabilir ve ağaçtan ağaca atlayabilir. Williem Tell adında bir tatar yayı ve Little Joe adında bir de tabanca taşır.

The Fury: Bir Sovyet uzay kıyafeti giyer ve alev püskürtücü taşır. Savaştan sonra resmi olmayan bir görev için uzaya kozmonot olarak gider. Dünyaya geri dönerken atmosferde vücudunun büyük bir kısmı yanar.

The Pain: İki metrenin üzerinde dev bir adamdır. Bir arı kümesini kontrol eder.
Vücudunda kurşun arı olarak adlandırdığı zehirli arıları taşır ve onları ağzından gönderir.

The End: 1860�larda doğmuş (Yüz yaşın üzerinde) eski bir nişancı. Tüm eski nişan tekniklerinin babasıdır. Vücudunun içinde ve dışında yosunlar vardır. Yosunların fotosentezinden sağladığı enerjiden dolayı günlerce aç, susuz, hareketsiz kalabilir.
Shagohod:

Tasarım: Sokolov / Granin Tasarım Bürosu
Çalışıp çalışmadığı: Bilinmiyor
Geliştirildiği Yıl: 1961
Dövüş Ağırlığı: 152,5 ton
Ortalama Uzunluk: 22,800 mm
Uzunluk: 8,200 mm
Genişlik: 6,400 mm


Teçhizatı:
12,7 mm DShKM ağır makineli Silah
(300 kurşun) x 2
12,7 mm DShKM AA makineli silah
(360 kurşun) x 1
100 � Varil Makineli Silah Yuvası x 1
9K112 Kobra Misiller x 6
SS � 20 Pala Sınıfı Nükleer Misil x 1
Maksimum Hız: 80 kph
Menzil: 650 km

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 283
favori
like
share