Ne kadar zamandır şöyle deyim yerindeyse "oturaklı" bir fantezi oyunu oynamadınız?


Ne kadar zamandır şöyle deyim yerindeyse "oturaklı" bir fantezi oyunu oynamadınız? Bir düşünün bakalım. Birkaç hafta, birkaç ay? Yoksa hatırlayamadınız mı? Üzülmeyin, Morrowind imdadınıza yetişti.
Açıkçası benim bu seride en son hatırladığım oyun "Elder Scrolls : Daggerfall". Arkasından da hikaye tarzı "Elder Scrolls Adventures : Redguard" gelmişti. Morrowind ile birlikte fantezi üçlemesi tamamlanmış oldu. Devamı olur mu bilinmez ama olması hayırlı olabilir... Nedenlerine gelince; Aslında çok fazla sebep saymaya gerek olmamakla birlikte, Bethesha'nın muhteşem bir iş çıkardığı açık. Grafik motoru gerçekten çok güzel dizayn edilmiş. Düşük konfigürasyonlarda bile (örnek benim sistemim, PII 350, 128Mb ram ve GF2Mx 400) çok zorlamadan ama hafif ıkınarak oynanabiliyor. Bu konfigürasyonda bile efektlere inanamıyorsunuz. Müziklere dokunmaya dahi gerek yok. Ortama çeken, sizi oyunun bir parçası hissettiren müziklerden ne beklerseniz bulabiliyorsunuz aynen. Kaldı ki ses efektleri de aynı şekilde güzel. Kullandığınız ya da etkileşebildiğiniz bütün nesnelerin kendine has bir sesi var. Oynanışta ufak sorunlar var ama bunlar gözardı edilebilir. Mesela yürüyüşümüz bana biraz yavaş gibi geldi. Birçok takip etme sahnesinde koşmazsanız NPC lerin sizden daha hızlı gittiğini fark edeceksiniz.
Morrowind, Vvardenfell adalarında geçiyor. Hikayemiz bir gemide başlıyor. İlk bakışta ortamın gerçekten göz alıcı şekilde iyi tasvir edilmiş olduğu belli ediliyor. Su sesleri, geminin gıcırtıları vs. Gemimiz karma ırkların oluşturduğu Seyda Neen kasabasının limanında demirli durumda. Gardiyanı takip edip geminin dışına çıkana kadar bize ekran kartınızın meziyetlerini gösteren meziyetler eşlik ediyor, çıktıktan sonra ise "Daha yeni başladık" dercesine güzel efektlerle ilerliyor. Gemiden çıktıktan sonra ilk olarak kendimize bir karakter yaratmamız lazım. Karakterimizi on farklı ırk arasından, birçok farklı surat, yüz arasından seçip yaratıyoruz. Daha sonra da ırkımızı belirliyoruz. Ben uzun saçlı bir "High Elf" olmayı seçtim. Neyime lazım, karizma her zaman önemli etkendir bu tarz oyunlarda. İskelenin bekçisiyle birlikte ilk kapımıza ilerliyor ve içeri giriyoruz. Burası oyunun tamamının belirlendiği yer olarak geçiyor. Yapımcılar beş yüz saatlik oyun süresi vermişler. Bu noktada rahibe vereceğiniz cevaplar, bu oyun süresini belirleyen etken oluyor. Konuşmanız bittikten sonra masanın üzerinden kağıdınızı alıp yolunuza devam edin. Yemek masasının olduğu odada, masanın üzerinden bıçağı, küfelerin içinden de yolculukta işinize yarayacak materyalleri alın. Bu arada dikkat ederseniz, oyundaki taşınabilir bütün nesneleri alabileceğinizi fark edeceksiniz. Buradaki ince nokta ise bunları kimse görmeden almanızda. Yoksa herkesin tanıdığı bir hırsız olabilirsiniz ki bu iyi kişi imajınıza hiç uymaz. Güvensizlik hiç kimsenin dostunuz olmadığı bir diyarda son uğraşmanız gereken sorun olmalı. Bu noktadan sonra yapacaklarınızın sınırı neredeyse hayal gücünüzle sınırlı. O yüzden oyunu bırakıp teknik bilgilere geçme vakti gelmiş bulunuyor bana göre...
Oyundaki kavgalar garip bir şekilde gerçekçi. Garip çünkü ben ağzım açık şekilde kendim dövüşüyor gibi hissettim. Normalde tuşa bastığınızda adamınızın atak yapmasını beklersiniz. Morrowind'te ise karakteriniz fare oynatmanıza göre dövüşüyor. Yani sağa doğru bir hamle yaparken kavisli bir şekilde vurabiliyorsunuz. Ortalama 350 silah olduğu da düşünülürse bakın hele cümbüşe. Her farklı silah için 3 farklı kombinasyon bulsanız, bu bile oyunu her bitirişinizde sizi en az bir kez daha şaşırtacak demektir neredeyse.
Karakter görüntüleri de aynı şekilde sizi şaşırtıp sarsacak gibime geliyor. Hem FRP hem de RPG olarak görebilme imkanı sunulmuş ki bize oyunun bir miktar daha göze hoş gelmesini sağlayan bir etmen olmuş diyebiliriz. Çünkü karakterimizi yönetmek ile karakter olarak oynamak tamamen farklı tatlar verecektir kuşkusuz. Kaldı ki kişiler oluşturulurken kullanılan teknikleri sadece yeni jenerasyon ekran kartı kutularında okuyabiliyor olmamız da sanırım kaliteyi rahatça açıklayabilir.
Bu kadar güzellik arasında belki garip, belki de kötü olan bir şey var ki o da eşyaların tamamen etkileşimli olmaması. Yani elinizdeki herhangi bir nesneyi (ekmek, bıçak, kutu vs) ortalıktaki birine fırlattığınızda bir hasar vermemesi. Belki bunun eklenmesi daha iyi olabilirdi. Ama bunun yanında kullanılan fizik motorunun işleyişinde bazı ince detaylar da var. Örneğin dalından kopardığınız bir meyve zamanla tekrar oluşmaya başlayacak ve olgunlaştıktan sonra yere düşebilecek.
Peki içinde bulunabileceğiniz ortamlar neler? Çok fazla çeşitli olmakla birlikte genel konu kasabalar, evler, zindanlar veya mağaralarda geçecek. Ve görünüşe göre dizaynlarının neredeyse tamamı birbirinden farklı olacak. Ayrıca oyunla birlikte gelen editör sayesinde oyuna %70 - %90 arası müdahale ya da ekleme yapabileceğiniz belirtilmiş. Hatta daha şimdiden hali hazırda yaratılmış dört farklı kasaba ve onlarca farklı gemi mevcut. Yaptığınız tasarımların farklılıkları ve içlerinde kullanabileceğiniz eşya çeşidi de farklılaştıkça gitgide kendinizi daha fazla bu evrende hissetmeye başlıyorsunuz.
Bu güzel oyunun eksik yanları da yok değil tabi ki. Düşük sistemlerde yavaş çalışması, gereğinden fazla hafıza istemesi, iki cd halinde gelmesine rağmen sadece ilk cd ile oynanması, Surround ses desteği olmayışı ve kendine kolayca sizi hapsedebilmesi(!) sayılabilir. Ne olursa olsun, alınması ve oynanması gereken hatta arşivlere konulmayı hak eden bir oyun var elimizde. Bethesda'yı kutluyoruz. İyi eğlenceler...

Önerilen sistem özellikleri:
800 MHz ya da daha hızlı Intel Pentium III veya AMD işlemci, 256 MB RAM, NVIDIA GeForce2 GTS ya da ATI Radeon 7500.

Uyumlu Ekran Kartları:


NVIDIA GeForce4
NVIDIA GeForce3
NVIDIA GeForce2
NVIDIA GeForce 256
NVIDIA TNT2
ATI Radeon 8500
ATI Radeon 7500
ATI Radeon 7200
ATI Radeon
ATI Rage 128
Matrox G550
Matrox G450
Matrox G400

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 278
favori
like
share