Bakalım içeride ne varmış? Yandım Allah!!!


Necromania�yı oynadıktan kısa bir süre sonra, ona �stratejik deathmatch� ismini taktım. Strateji olarak geçse de, aslında oyunun deathmatch olayından hiç farkı yok. Üstten görünümlü bir kameranın olduğu ve üzerinde bol bol odalar ve mağaralar bulunan haritalarda, yapay zekaya karşı mücadele ediyoruz. Genelde amaç, onları öldürmekten çok, gerekli anahtarları bulup bulunduğumuz bölümden ilk çıkan kişi olmak. Yani aslında adam öldürmek birincil görevimiz değil ama, birisini en kritik zamanda öldürdüğümüz zaman kazanma yolunda büyük bir adım atmış olabiliyoruz.

Sürpriiz!

Toparlamak gerekirse, genel mantık �diğer elemanlarla kapış, gerekli anahtarları bul, onları tuzağa düşür ve bölümden kaç git� şeklinde gelişiyor. Çeşitli tuzaklar kurulabiliyor olması ve sürekli bir kovalamacanın yaşanması, ilk oynamaya başlayınca oldukça zevkli geliyor ancak bir süre sonra hep aynı şeyi yaptığımızın farkına varıyor ve aslında tüm bu amaçların yanında hiçbir amacımız olmadığı kanısına varıyoruz. Halbuki başlangıçta gösterilen demo�lar, hiç de kötü gözükmüyor ve oyunun enteresan bir yapım olacağını işaret ediyordu. Hele ki sansürlü iskeletleri gördükten sonra, merak seviyesi tavan yapacaktır, ama çok fazla birşey beklememeniz gerektiğini tekrardan hatırlatayım.

4 ana bölümümüz var, bunların her biri de kendi içlerinde 5 level�a ayrılıyorlar. Yani, toplam 20 level�lık bir macera söz konusu. Seçebileceğimiz 7 farklı karakter bulunuyor. Bunlar; Stone Golem, Magician, Knight, Orc, Beast Master, Skeleton ve Fog Woman. Bu kadar farklı karakter olması ilk başta göze hoş geliyor ancak daha sonra anlıyoruz ki, tipleri ve bir özel güçleri dışında diğer bütün herşeyleri aynı, pek farklılık yok. Yalnız her karakterin güç ve hız seviyeleri fark ediyor, neyse ki bunu düşünmüşler. Stone Golem oldukça hantal hareket ediyor ancak vurduğu zaman deviriyor. Knight ise, Golem�e göre daha etkisiz vurmasına rağmen, çevikliği ile ön plana çıkabiliyor.

Bölüme başladığımızda karşılaştığımız üstten görünüm, bana bir ara çok eski oyunları hatırlattı. Kamerayı zoom yapabiliyoruz ancak zoom yaptığmızda görüntüde bozukluklar meydana geliyor. Ekranın sağ tarafında, herşeyimiz olan mana çubuğu var. Sihir kullanırken, tuzak hazırlarken burası azalıyor. Düşmanlardan darbe aldığımız zaman da kendisi sağlık görevi görüyor ve yine azalıyor. Onu dolu tutmak için bol düşman öldürmeli, ya da mana havuzlarına girmeliyiz. Alt kısım Inventory benzeri ve ikiye ayrılmış. Sol tarafta, bölüm içinde kilitli olan kapılarda kullanıp bölümü tamamlamamızı sağlayan anahtarlar depo ediliyor, sağda ise sihir olarak kullanabildiğimiz tuzaklar bulunuyor. Zaten oyunun geneli de bu tuzakları kurup sonuca gitmek üzerine kurulu.

Benim tuzağım seninkini döver

Buradaki tuzakların hiçbiri karakterden karaktere farklılık göstermiyor. Hepsi aynılarını kullanıyor, yalnız daha önce de belirttiğimiz gibi karakterlerin sadece özel güçleri birbirinden farklı. Orc özel güç olarak, düşmanlarının geçtiği yerleri ayak izi olarak görebiliyor. Knight ise, Magic Ring özelliği ile çevresindeki düşmanlara büyük çapta hasar verebiliyor. Magician ise, görünmezlik özelliğini devreye soktuğu zaman tehlikeli olabiliyor.

Bölümlerde pek detay bulunmuyor. Bölüm içinde karşılaşacağımız ana tuzaklar var ancak hepsi tekrarlı. Giyotinler ve alev üfleyen heykeller devamlı karşımıza çıkacak ve bir düğme ile kapatılmayı bekleyecekler, tabi düşman tam oradan geçerken açıp onu yok etmeyi de düşünebiliriz. Bizim üzerimizde bulunan tuzaklardan bahsetmek gerekirse; adamımızı mouse ile kontrol ederken, NumPad tuşları ile bu tuzak ve sihirleri kullanabiliyoruz. Turbo sihiri sayesinde, hızlı hareket ediyor ve arkamızdaki bir düşman ya da tehlikeli bir giyotinden hızlıca kurtulabiliyoruz. Bunu kullanırken manamızın da ne alemde olduğunu kontrol etmemiz gerekiyor. Bomb sihiri ile, arkamızda bizi kovalamaka olan düşmanlara acı bir süpriz yapabiliriz. Aniden bıraktığımız bir bomba ile arkamızdaki düşmandan kurtulabiliyoruz.

Bir diğer tuzak ise alevler. Kapı ağızlarına ya da yol üzerine sıralı biçimde bıraktığımız alevler, düşmanlara ciddi hasar verebiliyor ve en kritik anlarda bize yardımcı olabiliyor. Bu arada oyunda bir düşmanı öldürdüğümüzde ya da biz öldüğümüzde, bölümün başka bir noktasından tekrar spawn oluyoruz. Diğer bir tuzak ise, magnet. Tutorial�ı da oynarsanız, oyunun bize tavsiye ettiği olay, genelde magnet tuzağını giyotinlerin ortasında kullanmak. Tuzağı kurduğumuz yerde bir el oluyor, eğer bir düşman bu ele yakalanırsa, saniyelerce onunla cebelleşmek zorunda kalıyor, tabii eğer tuzağı giyotinin altına kurmuşsanız, kaçamadan can veriyor kendileri.

Bölüm içlerinde bulmamız gereken anahtarlar; sandıkların, fıçıların ya da iskeletlerin üzerlerinde oluyorlar. Tabii genelde bölümlerin başları, bunların içlerini araştırmak ile geçecektir. Eğer düşmanlara acı bir süpriz yapmak istiyorsanız, mana emici tuzağı sandıklar, fıçılar ya da iskeletler üzerinde kullanabiliyorsunuz. Bu sayede, buraları araştırmakta olan bir düşmanın mana seviyesinde düşüş oluyor. Son olarak, en çok işe yarayan tuzaklardan birisi de teleport. Şöyle ki, bir teleportu stratejik bir noktaya, diğerini de yine tam giyotinin altına koyduğumuz zaman, düşman ne olduğunu bilmeden giyotinin altına ışınlanıyor ve sonrası malum.

Aslında tüm olay da bundan ibaret, başka da birşey yok. Tüm bu tuzakları, stratejik biçimde kullanarak düşmanlardan önce bölümü tamamlamamız gerekiyor. Yalnız düşmanlara birebir saldırıp öldürmemiz şu yönden de işe yarıyor. Alınan anahtarlar, birisi tarafından öldürüldüğünde yere düşüyor ve yerdeki anahtar torbasını kaparak, daha önce başkasında olan anahtarlara biz sahip olabiliyoruz. Tabii, aynı şey bizim için de geçerli. Öldüğümüz zaman anahtarları düşürüyor ve başkasına kaptırabiliyoruz.

Aman dikkat!

Çevre üzerinde değişik birkaç öğe ve bonus daha var. Gezinirken, ara sıra kılıç, zırh, ayakkabı gibi nesnelere rastlıyoruz. Eğer kılıç alırsak, atak gücümüz artıyor, zırh bizi saldırılara karşı daha sağlam koruyor, ayakkabı da gücümüzü arttırıyor. Ayrıca yine etrafta gezinirken, yerdeki fare ve örümceklere dikkat etmemiz gerekiyor. Bir yandan onlar da bizi ısırmaya çalışıyorlar. Hem bölüm içi tuzakları, hem düşmanların tuzakları ve hem de böyle çevresel etmenlerle uğraşmamız şart. Yalnız, bir zaman sonra aslında hiçbir yeniliğin gelmediği ve hep aynı şeyleri yaptığımız ortaya çıkıyor. Daha fazla tuzak ve uygulanabilecek daha yaratıcı stratejiler sunulabilirdi. Genelde hep aynı tuzakları kurup başarı sağlamaya çalışıyoruz. Yapay zeka da, genelde bizim düşündüğümüz tarzda tuzaklar kullanıyor ve çabuk tarafından sonuca gitmeye çalışıyor.

Sesler vasat olmasına rağmen, bu tip bir strateji oyununa göre Necromania�nın müzikleri gerçekten çok güzel. Menülerdeki huzurlu müziğin yanında, bölümün başlaması ile birlikte sert rock rüzgarları esmeye başlıyor. Baktınız ki oyun size birşey vermiyor, o zaman müzikleri dinlemek daha mantıklı bir yol olabilir. Necromania: Traps of Darkness, güzelmiş gibi başlıyor ancak aslında çok monoton bir yapım olduğu ortaya çıkıyor. Bu yüzden, birkaç dakika oynayıp sıkılmak yerine, sizi saatlerce monitöre bağlayacak başka oyunlar üzerinde uğraşmak çok daha mantıklı olacaktır.

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 334
favori
like
share