"Müsned" de ve Ebû Hatim'in "Sahih"in de Abdullah b. Mes'ud'un rivayet ettiği hadiste Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
"Bir kula herhangi bir üzüntü veya tasa isabet eder de:
"Allah'ım! Ben Senin kulunum, erkek ve kadın kullarının oğluyum. Benim canım senin elindedir. Hükmün bende geçerlidir. "Kaza"n adaletlidir. Sana ait olan isimlerinle senden istiyorum. Nefsini isimlendirdiğin isimlerinle istiyorum. Kitabında indirdiğin, yaratıklarından birisine öğrettiğin isimlerinle istiyorum. Kur'an'ı kalbimin hayatı / baharı, gözlerimin nuru, üzüntümün cilası, tasamın şifası yapmanı istiyorum." derse, Allah onu hüzün ve tasasını alır ve bunların yerine sevinç verir." diye buyurdu.
Bunun üzerine sahabe:
"Ey Allah'ın Resulü! Bunları öğretmeyelim mi?" dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de:
"Elbette ki, bunları işitenin bunları öğretmesi gerekir."buyurdu.
(Ahmed b. Hanbel'in "Müsned"inde (3712) Abdullah b. Mes'ud'un rivayet ettiği hadisin isnadı zayıftır. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
"Allah kimin hakkında hidayet vermeyi dilemişse, onun kalbini İslâm'a açar..." âyetini okudu ve hadisi zikretti."
İbn Cerir'in tefsirinde (13852, 13853, 13854) Amr b. Merra yoluyla, O'nun da Ebû Cafer'den -ki o da Abdullah b. Musevvir'in babasıdır- gelen hadisi rivayet etmiştir. Bir rivayette de (13855) Abdullah yerine Amr gelmiştir ki bu bölümde tahrif ya da nüshada kopukluk oluşmuştur. Bunu da tefsiri tahkik eden yazar beyan etmiştir.
Yine İbn Cerir'in tefsirinde (13855) Amr b. Merra yoluyla, ondan da Ebû Ubeyde, ondan da Abdullah b. Mes'ud'un rivayet ettiği hadis vardır. Rivayete göre dedi ki:
"Allah kimin hakkında hidayet vermeyi dilemişse, onun kalbini İslâm'a açar..." âyeti nazil olunca Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) soru soruldu ve bunun üzerine "Nur kalbe girdiği zaman..." hadisini zikretti.
Bu hadisi Dârekutnî "el-İlel" adlı eserde 5/188 kusurlu bulmuş ve "Doğrusu Amr b. Merra'dan gelen ondan da Ebû Cafer Abdullah b. el- Musevvir'den mürsel olarak Nebi'den (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurulan rivayettir. Nitekim Sevri de bunun böyle olduğunu söylemektedir." demiştir.)
Hadisi şerif, gerek marifet, gerek tevhid ve gerekse kulluk konularını içeren bir hadistir.
Burada kulun:
"Ben senin kulunum, erkek ve kadın kullarının oğluyum." diye dua etmesi, baba ve analarını ve atası olan Âdem ve Havva'ya kadar giden nesli içerir. Bu duada bir yakarış ve Allah'ın huzurunda olduğuna dair bir yalvarış bulunmaktadır.
Bununla beraber kendisinin ve atalarının, yaratanın kölesi olduklarını da haykırmaktadır. Köleye de efendisinden başkasının kapı açmayacağı, ondan başkasının ikram ve ihsanda bulunmayacağı ve şayet efendi si kölesine bakmaz ve onu ihmal edecek olursa, kölenin bu durumda helak olacağı ve kendisine kimsenin destek çıkmayacağı hatta çok ezilip helak olacağı anlatılmaktadır.
İşte söz konusu bu itirafın altında şunları haykırılmış oluyor:
"Bir an dahi olsa sana olan ihtiyacımdan beni ayırma. Senden başka sığmağım yoktur. Kölesi olduğum efendimden başkasına da sığınmam."
Şüphe yok ki bu itirafta da, efendisi olanın, terbiye eden, işleri evirip çeviren, emreden ve yasaklayan olduğu ortaya çıkmaktadır. Hiç kuşkusuz bu, kölenin yapacağı iş değildir. Bilakis hür olan efendilerin yapacağı iştir.
Kullara gelirsek; bunların yapacakları da ancak ibadettir. Nitekim onlar itaat eden kullardır. Şu âyetlerde olduğu gibi Allahu Teâlâ, onları kendisine nispet etmiştir:
"Sana uyan azgınlardan başka, kullarımın üzerinde hiçbir nüfuzun yoktur." (Hicr, 42),
"O çok merhametli Allah'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman "selâm" derler (geçerler)." (Furkan, 63)
Her kim onlara zulmedecek olursa, bilmeli ki onlar Rab ve Kahhar olan Allah'ın kullarıdır ve O'na nispet edilmişlerdir. Tıpkı evlerin O'nun mülküne; Mescid-i Haram'ın kendisine nispet edilmesi, devenin kendisine izafe edildiği, cennetin ve Resulünün kulluğunun kendisine nispet edilmeleri gibi. Şu âyetlerde böyledir:
"Eğer kulumuza (Muhammede) indirdiğimizden (Kur'andan) şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin. Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini de çağırın; eğer doğru sözlü kimseler iseniz." (Bakara, 23),
"Kulu Muhammedi geceleyin, Mescid-i Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören Odur."(İsra, 1),
"Allah'ın kulu (Hz. Peygamber) kalkmış O'na dua ederken, neredeyse (cinler) onun etrafında keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi." (Cin, 19)

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1760
favori
like
share