Rüzgarda yaprak gibi savruluşunu izliyorum. Görmesem de haberlerini alıyorum. Dağılmışsın, yorgunmuşsun, ızdırabın dinmiyormuş. Boş bir hayal uğruna çıktığın yolda, nereye gideceğini bilmeden dolaşıyormuşsun.
Kalacak Yerin Yoksa Bana Gel!
Kalacak Yerin Yoksa Bana Gel!
Kimse söylemese de hissediyorum aslında, rüyalarımda görüyorum. Gecenin bir yarısı, kalbime hançer saplanıyor. Kan sızıyor içinden, seziyorum. O anda zorda olduğunu, mutsuzluğunu anlıyorum, aramızdaki kilometreler seni duymama engel değil.
Kim bilir hangi okyanusun ortasında dalgalarla boğuşuyorsun? Kendini zorla içine düşürdüğün çukurlarda, debelendikçe daha da batıyorsun. Ne yer, ne içersin? Cebinde paran kalmamıştır belki, hayat kumarında attığın zarlar kötü gelmiştir. Sıcacık evimizde bir tas çorba pişiyor hala, ekmeğimiz de var şükür! Geçiştiriyorsundur zamanı, zaten kendine dikkat etmezsin. Çay, sigarayla bitirirsin gününü, için bayılırsa bir simit atarsın ağzına, biliyorum. Güzel bir ev yemeği çekerse canın, bana gel!
Her arkadaşına bir iki parça eşya bırakmışsındır. Düzenini kuramamışsındır mutlaka, dağılıp gitmiştir ruhun. Temiz bir gömlek ve çorap için, o akşam kaldığının dostunun eşine rica etmişsindir yüzün kızararak. Ne güzel alışmıştın oysa, sabah dolabını açınca mis kokan kıyafetler bulmaya. Hangi takımının içine ne gömlek giyeceğini düşünmezdin, zaten hazırdı. Renkleri uygun, ütülü, hazırlanmış bir giysiyi üstüne taktığında, bir de tıraş olunca, ne yakışıklı olurdun. Şimdi kirli sakalın vardır yüzünde ve mutlaka kolunda iz yapmışsındır gömleğin. İçinde gül yaprakları dolu, güzel kokulu küvetlerde yıkanıyordun. Ne kadar kirlin varsa topla, bana gel!
Akşamları işten çıkıp yorgun argın, nereye gideceğini bilmeden yollarda dolaşıyorsundur. Yük olmayı da sevmezsin bilirim. Kimsesizliğin acısı, bir düzenin olmaması boğuyordur seni. Etrafa parçaları dağılmış kırık bir çerçeve gibi hissediyorsundur. Birine, bir yere ait olmak, sahip çıkılmak istiyorsan; kalacak yerin yoksa bana gel!
Hata yaptığını anlamış ama gururundan itiraf edemiyorsan; huzurun kaçtıysa, hayallerin yıkıldıysa, kendini boşlukta ve karanlıkta yürüyor hissediyorsan, hala içinde aşkın varsa, hasretimi duyuyorsan, bana gel!
Akşamları birlikte yemek yemeği, filmin ortasında maç için kavga etmeyi, aynı yatakta tenimin kokusunu duyarak sarılıp uyumayı, geceler boyu süren sevişmelerimizi, yatmadan önce sana kitap okumamı, balkonda içilen akşam kahvelerini, bitmek bilmeyen yaşam sohbetlerimizi, göğsüme koyup başını huzur bulmayı ve seni her şeyden çok seven bir kadını özlediysen, çık gel! Gel çünkü ben her an kapının çalınmasını bekliyorum….

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 252
favori
like
share