İrgatın Oğlu - Ersin Ünal
Mehmet’in babası kasabada zengin bir ağanın yanında ırgatlık yapıyordu köyde hiçbir geliri yoktu birkaç yıl çalışıp para biriktirmek ve köyüne dönmekti amacı.Mehmetin dedesi genç yaşta vefat ettiği için babası henüz üç yaşında yetim kalmıştı.
Mehmet haftada bir gün gelen babasını çok özlüyordu Cuma günlerini sabırsızlıkla bekliyordu daha yedi yaşında olmasına rağmen çok zekiydi ve her şeyi anlayabiliyordu.
Babası her geldiğinde eli boş gelmezdi oğluna şeker, çikilota, bisküvi getirirdi kasabadan her gelişinde. Evin bir oğlu olduğu için çok severdi Mehmet’i.

Benim oğlum okuyacak ya subay olacak ya da doktor olacak diyordu akrabalarına umutluydu Mehmet’ten.

Yıllar çok çabuk geçmişti Mehmet lise ikide okuyordu kasabada öğrenci yurdunda kalıyordu okuldan geldiği gibi derslerine çalışıyordu.

Günlerden cumaydı ve okul çıkışında hafta sonu olduğu için köyüne gitti. Kasabadan gelen köy arabasından indi evlerinin yolunu tuttu evlerinin önünde o zamanların en lüks arabası park etmişti kendi kendine meraklandı Mehmet acaba bu araba kimin diye.

Yavaşça anasına sürpriz yapmak için kapıyı araladı evin içerisinde misafirler vardı o zamanlar Mehmet misafirlerden nedense çekinir utanırdı zar zor içeriye girdi misafirlere sıkıla sıkıla hoş geldiniz diyebildi.

İçeride kendi yaşlarında bir kız vardı ve bu kız Mehmet’in ilgisini çekmişti sarı saçlı ele gözlü çok güzel bir kızdı ama kimdi bu kız sonradan öğrendi gelen misafirler babasının patronuydu Mehmetin ilgisini çekende babasının patronunun kızı Emeldi. o gün Mehmetin babası çalıştığı yerden ayrılıp köyde biriktirdiği para ile hayvancılık ve tarım yapacaktı.

Ağası Mehmet’in babasını çalışkanlığını çok beğendiği için kendi arabasıyla getirmişti köyüne.

Mehmet babasının ağasının kızı Eme ile birkaç dakika sonra arkadaş olmuşlardı. Tesadüf aynı okulda okuyorlardı.

Emel ile Mehmet evlerinin bahçesinde oturup sohbet ettiler.

Mehmet’in içine sımsıcak bir duygu kaplıyordu ne zaman Emelin gözlerinin içine baksa..

O gün birkaç saat Emel ile bahçede sohbet ettiler.

Emel ile Mehmet kasabada okulda da arkadaşlıklarını devam ettirdiler. Zamanla arkadaşlıkları sevgiye dönüşmüştü. Mehmet

Geceleri Emeli düşünüyor Emelde Mehmet’i düşünüyordu.

Ne zaman buluşsalar el ele tutuşup gelecek için hayaller kuruyorlardı.

Emelin varlıklı bir aile kızı olması Mehmet’i kara kara düşündürüyordu Emelden korkusu yoktu ama arkadaşları aklını çelebilirdi Mehmet’in altıncı hissi çok kuvvetli olduğu için kendi kendine hayır dedi Emel arkadaşlarına uyup beni bırakmaz diyordu.

Bir gün hiçbir şeyden habersiz Emelle buluşmaya gitti. O zamanlar sevgililer genelde kasabalarda pastanelerde buluşurdu, pastanede birkaç dakika bekledi az sonra Emel içeriye girdi ama morali bozuk olduğu yüzünden belliydi.

— Hayırdır Emel ?

—Yok bir şey Mehmet

Hayır dedi Mehmet senin canın sıkkın daha lafı bitmeden Emelin arkadaşları baskın yaparcasına pastaneden içeriye girdiler.

Önce okulun kabadayısı geçinen Tolga girdi söze;

- Sen Mehmet gitte köyünde köy kızlarıyla arkadaş ol sen kimsin ki Emelle arkadaş oluyorsun.

- Mehmet ;Emel dedi bu kim ne karışıyor bir şey söylesene.

-Emel ;Sanki alay edercesine evet Tolga doğru söylüyor Mehmet sen bir ırgat oğlusun seninle arkadaş olamayız dedi . Mehmetin o sanki dünya yıkılıyordu başına o öfkeyle Tolgayı bir yumrukta hastanelik etmişti. Hırsla çıktı pastaneden.

Ne zaman hüzünlenip acı çekse kaldığı yurdun karşısındaki Türbeye gider orada dualar ederdi.

Yine Türbenin başına geldi ellerini açıp Yarabbi burada yatan zatın yüzü suyu hürmetine bana yardım et dedi dua ederken ağlıyordu iki gözü sanki iki çeşme gibi akıyordu.

Mehmet liseden sonra üniversiteyi kazanmıştı ama gidememişti. Babasının imkânı yoktu Mehmet’i okutmaya. Daha küçük yaştan beri şiirler yazardı ne zaman sıkılsa derdini şiirlere anlatırdı.

Yıllar su gibi akıp gitmiş Mehmet askerden gelmiş şehirde işe başlamıştı. Hobi olarak yazdığı şiirleri gazete ve radyolara gönderiyordu ara sıra şiir yarışmalarına giriyor ve de çoğunda birincilik alıyordu. Yaşadığı şehirde tanınmış bir şair olmuştu gazetelerde köşe yazarlığı yapıyor kendini mutlu edebiliyordu.

Bir gün gazetede ki ilan ilgini çekmişti okuduğu kasabada şiir yarışması düzenlemiş katılma şartları ve tarihi yazıyordu büyük ödülse elli bin lira olduğunu yazıyordu gazetede.

O gece sabaha kadar uyuyamadı Mehmet kasabının adına yakışır öyle bir şiir yazmıştı ki kendi bile inanmıyordu bu şiiri ben mi yazdım diye.

Ertesi günü bulunduğu ilden kasabaya gitti şiirini kurula teslim etti.

Birkaç gün sonra şiirinin birinci olduğunu yine gazeteden öğrenmişti Mehmet çok mutluydu içindeki sevinç anlatılır gibi değildi.

Gazeteyi okurken telefon çaldı arayan şiir kurulu başkanı aynı zamanda kasabanın belediye başkanıydı ödül tarihini ve törenini bildirmişti Mehmet e.

Bir hafta sonra ödül töreni için çok şık giyindi Mehmet içinde tarifi olmaz heyecanla kasabaya gidiyordu bindiği otobüs kasabaya yaklaştıkça heyecanı daha da artıyordu.

Birkaç dakika sonra otobüs kasaba garajına gelmişti Mehmet koşar adımla belediye binasına girdi az bir zaman sonra tören başlamıştı kasabının belediye başkanı kürsüye çıktı konuşması bittikten sonra ödülü kazanan şiir ve şairini anons etti dah sonra belediye başkan ı;

—Şair Mehmet ÖNAL’I kürsüye davet ediyoruz deyince Mehmet in ayakları tutulmuştu sanki nasıl heyecanlıydı görmeliydiniz alkışlar solunu çınlatıyordu sanki .Kasabının belediye başkanı Emelin babası Mustafa beydi.

Mehmet kürsüye geldi elli bin lira olan çekini belediye başkanının elinden aldı,

Heyecanı yatışmıştı sanki biraz mikrofonu eline alarak başladı konuşmaya;

Değerli belediye başkanım sevgili kasabalı hemşerilerim öncelikle bana bu ödülü layık gördüğünüz için sizlere çok teşekür ederim.

Bende bu kasabaya bağlı bir köydenim izin verirseniz kazandığım bu ödülü kasabada bulunan şehit aileleri derneğine bağışlamak istiyorum diyerek çekini dernek başkanı Emel hanıma uzattı. İşte o zaman alkış sesleri daha da gür çıkmıştı Solonda. Mehmet kirada otuyordu ve bu para ona belki küçükte olsa ev almaya yetecek kadar paraydı ama hiç düşünmeden ödülünü şehit ailelerine bağışlamıştı. Evet okul yılarlarında aşık olduğu ve onu pastanede ırgat oğlusun diye küçük düşüren Emel hanım şehit aileleri derneği başkanı olmuştu çünkü bir yıl evvel kardeşi Tahsin güney doğuda şehit düşmüştü.

Kaderin acı tesadüfüydü bu belkide Mehmet çeki dernek başkanı Emel hanıma uzattığında kısa bir sürede olsa göz göze gelip bir birlerine bakıştılar.

Tören bitmiş solondaki misafirler yavaş yavaş dağılmaya başlamıştı solonda belediye başkanı birkaç belediye personeli ve Emel hanım dan başka kimse kalmamıştı Mehmet te müsaade isteyip solon kapına doğru yöneldiğinde omzuna bir el deydiğini hissetti döndüğünde Emel ile göz göze gelmişlerdi

- Emel ;Mahçup bir sesle Şey dedi o sensin .

-Mehmet ; evet dedi ben Mehmet ,yıllar önce saf temiz duygularıyla oynadığın pastanede ırgatın oğlu diye alay edip gururunu iki paralık ettiğin ,ırgatın oğlu Mehmet ben......................

************************************************************
ZENGİNLİĞİN VE FAKİRLİĞİN TEMİNATI YOKTUR.
************************************************************
Not; Hikaye ve hikayede geçen isimler tamamen kurgu ve hayal ürünüdür.



Ersin ÜNAL

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 368
favori
like
share