Yağmur - İsa Avcı - Yaşam - Yaşam Hikayeleri

Hasan furkan okuldan eve döndügünde gökyüzü bir bastan diger basa simsiyah
bulutlarla kaplanmisti.Annesi yine mutfakta cesit cesit nefis yemekler
hazirlamakla mesgulken,kücük prenses her zamanki gibi agzinda cevirip
durdugu emzigi ve dalgin bakislariyla oyuncaklari arasinda oynuyordu.

Cantasini,uniformasini cikartip kapinin arkasina asti.Kücük prensesin
yumusacik pamuk yanaklarindan öpüp,divana bagdas kurup, yari araladigi
perdeden kararan gökyüzünü seyreden dedesinin yanina sokuldu.

Annesi elinde ici köpüklü kahve dolu fincanla tam iceriye girmistiki,
kulaklari sagir edercesine siddetli bir gökgürlemesi koptu.K.prenses
aglamaya basladi.H.furkan icinde hücrelerine kadar derin bir ürperti
hissetti.Gökgürlemeleri artarak devam ediyor,uzaklarda simsekler cakip,
yildirimlar düsüyordu.

-dede korkuyorum

Elinde tuttugu ici köpüklü kahve dolu fincandan höpürtülü bir yudum ceken
dedesi gülümseyerek:

-korkma H.furklan korkma. Su tepemizde dönüp duran dünya bile bir bomba olup
patlasa korkma. Icin rahat, yüregin hos olsun.Bak bana keyiflen ve huzur-u
kalplen kahvemi iciyorum.

-Sen ihtiyarsin, hem dedeler korkmazlar.

-Ondan degil h.furkan ondan degil.Ihtiyarlar da, yetiskinler de öyle bir
korkar ki, lakin eger sende bilseydin herseyin bir sebebi,bir hikmeti
var.Bilseydin her olayin bir amaci, bir vazifesi var sen de korkmaz ve tüm
bu olaylari sebebler dairesinde cereyan eden olaylar silsilesi oldugunu
düsünerek cizgi film seyreder gibi seyrederdin.

Yine de cok korktu.Oysa daha bugün fen bilgisi dersinde suyun üc özelligini
ve yagmurun olusumunu,atmosferi,simsekleri ve gökyüzünde agacin kökleri
biciminde olusup aninda kaybolan isik hüzmelerini ögrenmislerdi ama
onlarinda bir sebebi bir amaci oldugunu ve onlardan korkulmamasi gerektigini
ögrenmemislerdi.

Yagmur önce tane tane düstü topraga.Topraktan buram buram kokular yükseldi
gökyüzüne.Giderek siddetini artirdi ve saganak oldu yagdi sonra
yagmur.Dedesi bu sefer perdeyi kornisin sonuna kadar cekmis saganagi
seyrederken; belki de kabaran okyanus dalgalari ardindaki karanlik köselere
düsen yildirimlari,ormanin derinliklerinde sik agaclarin kalin yapraklari
arasinda birbirine sokulmus kus yavrularini ve denizin isiksiz diplerindeki
yosunlu taslarin arasina gizlenmis yengecleri,deniz atlarini düsünüyordu.

Yasina ragmen cevik bir hareketle ayaga kalkan dedesi h.furkanin elinden
tutarak beraberce balkona ciktilar.H.furkan yine dedesinin hafizasindan
nelerin gectigini düsünürken ve isin nereye varacagini merak ederken
adamakilli islanmislardi.

-Baba!! simdi cocuklugun sirasi degil.Üsütüp hastalanmadan cabuk iceriye
girin.Bak Rabis de sizin pesinizden geliyor.

Dedesi dizlerini demir parmakliklara dayamis vaziyette;gözlerini kapayip
kollarini iki yana acmis, kulaklari damlalarin seslerinde dalmis gitmisti.

-Sen simdi Avusturya kitasini bildin mi? h.furkan

Bayan kanguru adli cizgi film seyretmisti.Orada basarili bir is kadini olan
bayan kangurunun kesesinde nice zahmetlerle yetistirip büyüttügü oglu,
fidyeciler tarafindan kacirilmisti.Polise haber verildigi takdir de öglunu
öldüreceklerini söyleyen fidyecilere karsi kendi tekniklerini kullanmaya
karar vermisti.Kisa sürede boks ve tekvando ögrenen bayan kanguru yüreginin
derinliklerinden kopup gelen evlat sevgisininde tahrikiyle yalniz basina
fidyeciler cetesini cökerterek evladina tekrar kavusmus ve ona bir daha
izinsiz kesesinden cikmamasini tembihlemisti.

-kangurularin ülkesi degil mi dede?

-Iste o kitanin gercek sahipleri olan, dünyanin aciya en dayanikli
halklari,ac ve susuz olarak günlerce deve misali cölün kavurucu sicaginda
yolculuk yapabilen ve kainatta herseyin bir yaradilis hikmeti olduguna
inanan Aborjinler yagmur hakkinda ne demisler biliyor musun?

-Bilmiyorum dede ne demisler?

-Demislerki "Insanlarin ekseriyeti ömürlerinde birgün olsun dahi yagmur
altinda islanmanin zevkine varamadan bu dünyayi terkediyorlar."

Ve öksürmeye baslayan dedesi devam etti:

-Ama biz en iyisi hayat tarzlarini anlayamadigimiz fakat yadirgayip tenkit
etmedigimiz aborjinleri bir kenara birakmak ve annenin sözlerine kulak
vermek.Hadi hasan furkan cabuk iceriye. sobanin basi benim ha ona göre.

Oda sicacikti ve sobanin basinda kücük prenses sicakligin verdigi rehavetle
agzindan düsürmedigi emzigiyle uyuya kalmisti.

-alin su havlulari ve kurulanin cabuk. ben size hemen birer ihlamur kaynatip
getireyim.

Her ikiside k. prensesin uykusunu bölmemek icin agizlarini elleriyle
kapatarak öksürüyorlardi.

-Gördün mü hasan furkan bedenimiz ne kadar da zayif.Birkac yagmur damlasi
yetti bizi hasta etmeye.Hem giriversin bir hurdebi mikrop bedenimize, o da
yeter bizi hasta etmeye.Hem insanlar niye hasta olurlar sen bildin mi?

-Bilmedim niye hasta olur insanlar dede?belki de doktora gitsinler diye mi?

-Allahin safii ismi tecelli etsin diye ama biz hemen sicacik ihlamurlarimiz
icelim ve hastalanmamaya bakalim.

Ihlamurlarini ictiklerinde yagmur coktan dinmis, simsiyah bulutlar dagilmis
ve gökyüzünde incecik ebemkusagi olusmustu.Dallarda kuslar ötüsmeye
baslamis,solucanlar camurlarin icinde kivrim kivrim kivranirken kücük
prenses rüyasinda deniz kizi olmus bir deniz atina binerek okyanuslarda
yolculuk ediyordu.


İsa Avcı

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 283
favori
like
share