Busenin Göz Yaşları 23 Öyküsü - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Vatan Yahut Silistre'nin prova çalışmalarında Tugay'ın Emine'ye karşı hissetmiş olduğu elektriklenme; eski bir aşkın küllerinden doğacak yeni bir aşkın çağrışımını müjdeliyor gibiydi...Buse ile yaptıkları yemin, hala kulaklarında yankı yapıyordu.İlk ve son aşkları olacak ve ölene dek ayrılmayacaklardı.Bu yemini yaptıkları papatya pastanesinde,dünyalar onların olmuştu.Bu birliktelik,hiçbir zaman bozulmayacak ve filizlenen aşkları,daha da büyüyecek,ilerde evlenip meyvelerini verecekti.

Aşklarının gücü, yüreğindeki tik-tak'ların ve damarlarındaki kanın devinimini hızlandırmıştı adeta. Yaşama;neşeyle sarılıyor ve geleceğe umutla bakıyordu.Her şey şimdi daha anlamlıydı...

Tan vakti ağarırken; güneş,ilk ışınlarını ilk kez ona gönderiyor,gece;yıldızlar ve ay dede,Tugay'ın hayal dünyasına sessizce giriyor,gökkuşağı zenginliğinde renklendiriyor ve ruhundaki bütün kabusları silip,atıyordu...

...Sonrasında Buse'yi bir anda kaybedişi, onun yıkımı olmuştu.Amasya'da buluştukları "papatya pastanesindeki" söylediklerinin şaka olmasını çok istemiş,hatta kendisini o şekilde inandırmaya çalışmıştı uzun süre...Buse'nin söyledikleri gerçeğin ta kendisiydi.Yalın ve acımasızlık gün gibi aşikardı.Tugay'ın kabullenmekten başka çaresi kalmamıştı doğrusu...

"...bak işte sevgilim,şaka değil.Karnımdaki şişkinliği görüyorsun değil mi?.." Sonrasında da eklemişti: "...bu şişkinliğin senden olmasını beklerken;kader,beni kimin kollarına atıp da;seni,benden;beni,senden uzaklaştırıp bilinmeyen yerlere hazan yaprakları gibi fırlatıp attı!.."

Buse'nin ağzından çıkan bu sözler,beynine kör bir merminin adres sormadan gelip saplanması gibi saplanmış ve bütün düşünce yetisini adeta dumura uğratmıştı.Beyninden başka,vücudunun tamamı tarumar olmuştu.Göğsüne; taş ocaklarındaki balyozlar, hiç ara vermeden makineli tüfeğin seri atışı gibi adeta saplanıyordu.Anlamı yoktu,yaşamanın.Her sabah; güneş,eskisi gibi doğmuyor,yıldızlar ve ay dede,eskisi gibi parlamıyordu,üzerine.Geceleri gökyüzüne baktığında;kayıp giden yıldızların sayısı belirsizdi artık.Ama daha önceleri öyle miydi?.. Bir yıldızın kaydığını ya görür ya da görmezdi.Buse'sini yitireli,yıldızları da seyretmenin zevkini alamıyordu.Çünkü bütün yıldızların kayıp gittiğini hissediyordu...

Vatan Yahut Silistre oyunun provasında Zekiye rolündeki Emine, onun eski anılarını anımsatmış oluyordu,böylece...

Prova sırasında yaralı olarak kollarına düştüğü anda; Emine'nin gözleriyle teması, aylar öncesinin Buse ile olan aşkına duyduğu heyecanı, yüreğinin gizemli kuytularında hissetmişti adeta...Emine'nin siması,Buse'nin kini andırıyordu.Sanki bir ikiziydi.Emine'nin gözleriyle,kendi gözleri çakıştığında;Buse'nin gözlerinin karanlığında kaybolması gibi kaybolup gitmişti...Ne olduğunu anlamış değildi doğrusu.Bu denli benzerlik olamazdı.O anda kendisinden öyle geçmişti ki;rol icabı,Zekiye yerine Buse adının,ağzından çıktığının bile farkında değildi.

Emine de bu olup bitenlerin farkında olmadığı gibi;Tugay'ın, ablasının sevgilisi olduğunu nereden bilebilirdi.Ablası,kocaya gitmeden önce bir şeyler anlatmıştı ama anlattıklarını da unutup gitmişti.Anımsadığı kadarıyla pastanede buluşacağı sevgilisinden bahsetmiş,hatta adını bile fısıldamıştı.Şu anda hiçbir şey hatırlamıyordu.

Sivas Öğretmen Okulunun yatakhanesinde; akşam ,son etüdden sonra zil,çalmış ve bütün öğrenciler yatakhaneye çıkmışlar,birazdan yatmak için son hazırlıklarını yapıyorlardı.

Kimileri, lavaboda sakal tıraşı olmaya hazırlanıyor, kimileri ayaklarını yıkıyor,kimileri de koridordaki dolaplarının içini dizayn ediyordu.

Diğer taraftan da kendi aralarında dersler ve öğretmenleriyle ilgili sohbetlerinden geri kalmıyordu:

"-Ya arkadaş,şu psikoloji hocası var ya,bana kafayı taktı ,iyi mi...Bu gidişle bir türlü düzgün not alamayacağım,neredeyse sınıfta kalacağım."

"-Benim de edebiyat hocasıyla başım dertte ya. Ödevleri çok ağır geliyor bana.İşin gücün yoksa roman okuyup, özet çıkaracaksın.Sanki zamanımız var da..."

Lavaboda yan yana tıraş olanlar ise zaman zaman okuldaki aşklarından bahsediyordu:

"-Bu hafta sonu, manitamla Cumhuriyet meydanında buluşacağız.Aşkımız dolu dolu gidiyor valla.Bakışları, beni benden koparıp alıyor arkadaş..."

"-Bak,sen ne güzel mutlusun.Benim mutsuzluğum da üzerimden yağmur gibi akıyor.Bir aydır beraber çıktığım kız,bir üst sınıftan hıyarın biriyle çıkmaya başlamaz mı?...

"-Yani?"

"-Senin anlayacağın benim kıçıma tekmeyi vurdu,tamam mı?.."

Tugay,arkadaşlarının bu tip konuşmalarına sadece kulak misafiri oluyor,sessizliği yeğleyip kendi dünyasına çekiliyordu."

İki gün sonra Vatan Yahut Silistre provaları yeniden başlayacak,şimdiden o günün gelmesini dört gözle beklemeye başlamıştı bile.

Tugay,yatakhanesindeki ranzasında boylu boyunca uzanmış yine hayal alemine dalmıştı.

Bir saat sonra yatakhanenin ışıkları, nöbetçi öğrenci tarafından kapatılmış,uyku saati başlamıştı.Çok geçmeden arkadaşlarının çoğu,horluyor,bazıları da uykularında konuşuyordu.

Tugay'ın ise hala gözlerine uykunun zerresi bile girmemiş,yatakta sağa sola kıvranıp duruyordu.Buse'ye benzeyen kızın hayali, gözlerinin önünde canlanıyordu...

Emine ise aynı saatlerde kendi yatakhanesinde uyumaya hazırlanıyordu.Vatan Yahut Silistrenin provalarını, o da gözlerinin önüne getirmişti.Rolünü iyi ezberlediğine seviniyor,ne konuşacağını,nasıl rol yapacağını çok iyi biliyordu...




Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 573
favori
like
share