Busenin Göz Yaşları 24 Öyküsü - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Kız kurusu Selma,odasında aynanın karşısında süslenip püsleniyor,değişik libasları, üzerine yorulmadan giyip çıkarıyordu.Kahverengi renkli,yakası kapalı olan bluzunu aynanın karşısında beğenmemiş,

"Aman canım,bu renk beni oldukça karanlık gösteriyor.Zaten olur olmaz kısmetlerimi de teperek ruhum da kapkaranlık oldu...En iyisi beyaz bluzumu giyeyim.Hem yakası da hafiften açık.Köylü olduysak;modernleşmekten de uzaklaşmadık ya...Az çok elimizden geldiği kadar modayı da takip ederiz hani...Etek yerine pantolon mu giysem acaba?..Yoksa etek de mi karar kılsam?...Yine de değişiklik olsun pantolon giyeyim.Üzerine de kısa kollu beyaz bluzumu giydim mi tamamdır...Spor takılmış olur,karşımdaki damat adayının yüreğini hoplatırım valla.
Gözlerimin etrafına da biraz makyaj yaptım mı,bak sen o zaman Selma'nın çalımına.Selma oldu,bir artist.Türkan Şoray ne ki yanımda,sol da sıfır..."

Bu düşünceler içerisinde aynanın karşısında süslenmesini tamamlamaya çalışıyor,hafiften de Amasya'nın türkücüsü Seyit Al'ın söylediği türkülerden mırıldanmaya çalışıyordu.

Vakit öğleden sonra saat ikiye yanaşıyordu.Beklenen misafir, komşusu Zehra'ya gelmiş ya da gelmek üzere olmalıydı.Zehra,bir hafta öncesinden;

"-Selma kız,emekli memur ile annesi bir hafta sonra seni görmek için bize gelecekler.Sen de gelirsin.Çay sohbeti gibi ufak bir toplantı yaparız.Eğer damat adayı ile konuşup anlaşır,birbirinizi beğenirseniz;bu işi oldu bil.Tamam mı tatlım..." diye kulağına çıtlamış,Selma da Zehra'nın bu konuşması karşısında sevincini açıkca belirtmekten çekinmemiş,gülmüştü.O da haklı olarak yuva kurup,çocuk sahibi olmak istiyor;yalnızlıktan kaçıp kurtulmanın çaresini evlilikte olduğuna kendini inandırmaya çalışıyordu...

Selma,makyajını tamamladıktan sonra Buse'nin odasına yöneldi.Onunla birlikte gitmeliydi.

"Birlikte olursak kendime güvenim daha iyi gelir,daha sağlıklı karar verebilirim" diye düşünüyordu.

Buse'nin odasının kapısını birkaç kez çalmasına rağmen yanıt alamıyor,ses-seda duyulmuyordu.Bir kaç kez daha kapıyı tıkladı.Yine ses yoktu.Kapıdan ayrılıp,balkona doğru yöneldiğinde; avluda,Buse'nin Gülpembe'yle ilgilendiğini gördü.Buse,avlunun bir kenarına oturmuş,Gülpembe'ye okuldaki dersleriyle ilgili bir şeyler öğretmeye çalışıyordu.

Buse,Selma'yı yanında süslü-püslü görünce Selma'nın içinden geçenleri hissedip,hafiften gülümsedi.Selma'nın yapmış olduğu kaş göz hareketlerinden de Gülpembe'nin bu işten haberdar olmaması için uyarıldığını da anladı.

Buse:

"-Gülpembe, canım.Bugünlük dersimize burada nokta koyalım.Yarın kaldığımız yerden devam ederiz ha..."

"-Tamam, cici anneciğim..." cici anneciğimi yürekte söylüyordu.

Buse ile Selma merdivenlerden yukarıya çıktılar.

"-Buse,biliyorsun ki;bugün,komşumuz Zehra'lara gideceğiz.Benim şu mesele için.Hani anlarsın ya..."

"-Ben de unutmuşum. Peki o zaman,üzerime yeni şeyler giyeyim de gidelim."

Buse ile Selma kavgadan sonra can ciğer dost olmuşlar, Buse'nin dayağı işe yaramış, Selma'nın aklını başına getirmiş, şimdi Selma'nın tek güvendiği kişi Buse olmuştu.

Zehra'nın kapısını tıkırdatdığı zaman; yüreği heyecandan dışarıya fırlayacakmış gibi hissediyordu kendisini...Kapı açıldığında Zehra ile göz göze geldiler.Zehra'nın bakışları,beklenen misafirlerin geldiğini doğrular gibiydi...Ayakkabılıktaki yabancı ayakkabıların olması da işin ciddiyetini doğruluyordu.Derin bir nefes alıp yüreğinin atışlarını dizginlemeye çalıştı.Zehra,gözlerinin altından gülümsüyordu;panik yapma dercesine...

Misafir odasına girdiklerinde damat adayı ve anasıyla karşılaştılar. Onlar da ayağa kalkmışlar, bekledikleri gelin adayını merak ediyorlardı.

Damat adayı,Selma'nın beklediğinin tam tersiydi.Hayalinde kel kafalı olarak düşlerken saçları alnından yukarıya doğru kirpi sıklığında kafasıyla bütünleşiyordu.Saçları,tamamen beyazlamış ama dökülmemişti.Kalın kaşları ve gözlerinin karası,yüzünün ifadesini biraz itici duruma soksa da bakışları,süt dökmüş kedi uysallığını andırıyor,uslu bir çocuk gibi anasının dizinin dibinde oturuyordu...Sıradan tokalaştılar.Damat adayı Selma ile tokalaşırken:

"-Ben,Salih." Diye fısıldadı.

"-Ben de Selma."

Salih ve Selma isim olarak tanışmış oldular böylece. Karşılıklı oturmuşlar,birbirlerini süzüyorlardı.Havadan sudan konuşuyorlar,sohbetin boyutları tatlı bir şekilde değişiyor ve tatlılaşıyordu...

Damat adayının annesi, oğlunu kanatlarının altına almış;onun geleceği hakkında planlar ve yorumlar yapıyordu.Bunları yaparken de; gözlerini kartal gibi Selma'nın üzerine dikmiş,onu ince elekten eleyip süzmeyi de ihmal etmiyordu doğrusu.Bakışları çakmak çakmaktı.Her şeye sahiplenme ve "ben" egosu yatıyordu.Dediğim dedikler cinsinden olduğu izlemini veriyordu ilk etapda...Konuşmalarıyla oğlunun elinde kalan tek varlık olduğunu,onu da evlendirdiğinde elinden uçup gitmesinden korktuğu için gelecek gelinin ilk önce kendisine hizmette kusur etmemesi gerektiğini ima ediyordu,konuşmalarında.

Kadın konuşmalarını;sanki Selma,şimdiden yeşil ışık yakmışcasına ona doğru yapıyordu.
"-Bak kızım,bizim tarla taban işlerimiz olmaz.Allah'a şükür kimseye muhtaç olmadan da geçinip gidiyoruz.Benim rahmetliden kalan iyi kötü bir emekli maaşım,oğlumun da memurluktan emekli maaşı var.İkisi bir olunca rahatlıkla,kimselere muhtaç olmadan yaşantımızı sürdürüyoruz...Oğluma gelecek kızı şimdiden çok şanslı görmekteyim.Oğlumun maşallah ağzı var,dili yok.Ben ne dersem onu yapar..." Bu arada konuşmalarını oğluna tasdik ettirircesine:

"-Öyle değil mi,Salih oğlum?.."

Salih,sahibinden kamçı yemeye hazırlanan eşek gibi kendisini büzmüş:

"-Evet,ana.Aynen senin dediğin gibi.."

Halbuki Salih,anasının konuşmalarını dinlemiyor,bön bön Selma'ya tepeden tırnağa kadar bakmaya devam ediyordu.

Selma,yaşının geçkin olmasına rağmen zeki bir kızdı.Karşısındaki kadının oğlu üzerindeki hakimiyetini hemen sezmiş,bu etkisinin kendi üzerinde de uygulayacağından hiç şüphesi olmadığına adı gibi inanmıştı.

Kadının konuşmalarını dinlerken,kendisi de kafasından yorum yapıyordu:

"...Salih'i bir elime geçirirsem,seni yola getiririm kaynana.Nasıl olsa senin bir ayağın çukurda.Sen, tahtalı köyü boylayana kadar sana hizmette kusur etmem.Biraz sıkıntı çekerim ama varsın olsun.Aslan gibi damat adayı duruyor karşımda.Pek kız gibi süzülüyor ama ben ona da razıyım.Hele bir elime geçireyim,onu aslanlar gibi kükretmesini bilirim ...Bu adama varmak,evde kız kurusu gibi kalmaktan daha iyidir..."

Zehra'nın kaş göz işaretiyle, mutfağa geçip çay servisi yapması için uyarıldığını,bakışlarını Zehra'dan tarafa çevirince anladı.Mutfağa geçtiğinde;hemen fısır fısır konuşmaya başladılar.

"-Kız,damat adayını beğendin mi?"

"-Beğendim Zehra kardeş.Bundan iyisi can sağlığı.Ağzı var dili yok,adamcağızın.Ben, bu yakışıklımla ömür boyu mutlu olurum kız..."

"-Hadi bakalım,çay servislerini yap bakalım..."

Çay servisleri yapılıp,bir hafta sonrası için de Selma'nın Allah'ın emri,peygamberin kavliyle oğlu Salih' e istenmesine karar verildi...




Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 374
favori
like
share