Busenin Göz Yaşları 26 Öyküsü - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Vatan Yahut Silistre oyunun ikinci prova çalışmaları için son hazırlıklar da tamamlanmak üzereydi.Bu oyunda rol alacak öğrenciler,tiyatro salonuna giriş kısmında toplandılar.Provalar başlamadan önce kendi aralarında sohbet ediyor,arada bir gülüşüyor hatta şakalaşıyorlardı bile...

Zekiye rolündeki Emine,biraz heyecanlı olmasına rağmen rolünü ezberlediği için az da olsa kendine güven gelmiş hissediyor,bu sefer fazla hatalar yapmayacağına inanıyordu.

Zekiye'nin sevgilisi rolündeki İslam beyi oynayan Tugay ise hala görünürlerde yoktu.
Askerlerin manga komutanı Abdullah çavuş ve Miralay(x)rolündeki Sıtkı bey'de kendi rolleri hakkında bir şeyler anlatmaya çalışıyorlardı...

Nihayet koridordan telaşlı yürüyüşüyle Tugay da gözüktü.Emine,bakışlarını,sevgilisi rolünü oynayan İslam bey'e çevirdiğinde farkında olmadan yüreğinin derinliklerinde inceden inceye tatlı bir sızının belirdiğini hisseder gibi oldu.

Tugay,uzun boylu,siyah saçlı,yakışıklı yüz hatları ve kendine güvenli tavırlarıyla;ilk anda her genç kızı rahatlıkla ağına düşürebilecek özelliğe sahipti.Ama onun uçarı bir yapısı olmadığı gibi;içine kapalı, kendi dünyasıyla baş başa kalmayı tercih eden içsel bir ruh hali vardı...

Arkadaşlarına yanaştığında:

"-Selam arkadaşlar,biraz beklettiğim için özür dilerim hepinizden.Rolümü ezberlemeye çalışıyordum.Biraz kafam da karışık.Okuduklarımı bir türlü hafızamda toparlayamıyorum zaten."

Miralay Sıtkı rolündeki öğrenci ise:

"-Amma yaptın ha Tugay.Sende de kafa yoksa,ben ölmeliyim arkadaş.Asıl benim rolüm çok zor ya.Üstelik de dram ağırlıklı.Sen, sevgiline yanıyorsun.Ben ise yıllar öncesi,oğlumu kaybettim ona yanıyorum."

"-Yanmayan var mı ki arkadaş,herkes vatanın kurtulması için ailesinden bir sürü şehir vermiş..."

"-Haklısın."

Tugay'ın gözleri,Emine'ye takıldı.Rol icabı olan sıcak yaklaşımlarından dolayı,az da olsa ilk zamanlardaki ürkeklik uçup gitmiş,aralarında karşılıklı bir etkileşim doğmuştu.Geç de olsa Emine'ye elini uzatıp tokalaştı.Bu tokalaşma,rol arkadaşının gönlünü almaya yönelik jest gibiydi...

"-Nasılsınız Zekiye hanım?Daha doğrusu rol icabı, Zekiye sevgilim."

"- Teşekkür ederim İslam bey.Daha doğrusu rol icabı İslam sevgilim."

Karşılıklı birbirlerine gönderme yapmış oldukları bu espriden dolayı gülümsediler.Bu gülümseyiş,gizli bir şeylerin açığa çıkmaya hazırlanacağının haberciliğine hazırlanıyor hissi veriyordu.İkisi de bunun farkındaydı.

Miralay Sıtkı bey de,her ikisinin bu kösnül gülüşleri karşısında:

"-Oooo,askerlerimin aşkını kutlarım doğrusu.Ne güzel bak.Set dışında bile aşklarını itiraf ediyorlar..."

Bu arada tiyatro öğretmeni yanlarına gelip:

"-Tamam mıyız çocuklar?Hadi bakalım provamıza başlayalım.Bu, son çalışmamız olacak,ona göre.Şimdi beni can kulağı ile dinleyin bakalım.Neyse,öncelikle sahnemizdeki yerlerimize alalım.Orada ne yapmamız gerektiği hakkında rahatlıkla karşılıklı konuşuruz..."

Öğrenciler,hep bir ağızdan:

"-Peki hocam" diye konuşmasını tasdiklediler.

Öğretmen;otuz, en fazla otuz beş yaşlarından yukarı çıkmayan orta boylu,cevval bir bayandı.Kendisini tam manasıyla mesleğine adamıştı.Bir şeyler öğretmek için bir dakika bile boşa zaman heba etmez,öğrencileriyle içli dışlı olurdu.Onların ders harici güncel sorunlarıyla da ilgilenmekten çekinmezdi.

Yine güle oynaya hep birlikte sahneye yöneldiler...Bayan öğretmen,öğrencilerini karşısına almış,gerekli öğütleri sıralamaya başlamıştı:

"-Çocuklar,kendinizi rollerinize öyle kaptıracaksınız ki;seyircide yaşatmış olduğunuz izlenim çok etkili olacak.Yani seyirciye buraya uyumaya değil,tiyatro oyunu izlemeye geldiğini kafalarına sokmuş olacaksınız...Özellikle İslam bey ve Zekiye rolünü oynayan arkadaşlar,kesinlikle bireysel düşünüp ;utanıp,sıkılmayacaklar.Konuşmalar ve hareketler içten olacak.Örneğin;İslam bey,Zekiye'ye sevgilim diye hitap ettiğinde içten yürekten çıkacak bu kelime...
Vurgu güçlü olmalı: s e v g i l i m!.. gibi."

Sahne düzeni,birinci perdeye göre ayarlanmıştı.Zekiye rolündeki Emine'ye dönerek:

"-Hadi bakalım Zekiye,sen cepheye gidecek olan İslam bey için,odanda oturmuş kendi kendine sevda konuşmaları yapacaksın."

İslam bey,sen de;Zekiye'yi görmek ve onunla vedalaşmak için odasının penceresinin altında dolaşıyorsun.Zekiye'nin konuşmalarını duymuş gibi penceresinin dibinde öksürmeye devam edeceksin..
Fazla anlatmaya gerek yok.Rollerinizi biliyorsunuz zaten...Sıkıştığınız zaman imdadınıza yetişirim."

"-Tamam hocam."

"-Öyleyse birinci perde oyununu başlatalım..."

Emine,bu provada Tugay' a karşı yüreğinin derinliklerinden bir şeylerin kopup geldiğini hissetti.Aşk çağrışımları yansımasını yapıyordu,yüreğinin odacıklarında.Bu,aşk mıydı,neydi?..Bu zamana dek böyle güzel bir duyguyla tanışmamış,ilk kez rol arkadaşı Tugay'dan;içten, samimi bir yaklaşım aldığına inanıyordu.

Uzun boylu, yakışıklı İslam bey rolündeki sevgilisi, yaralı olarak kollarına düştüğünde;gözlerine bakarken,o da gözlerini, onunkinin çekiciliğine teslim etti.Birinci provada olduğu gibi kayıtsız kalmanın bir anlamı yok diye düşündü.

"İşte buna aşk derler. Ben de aşığım artık. Ve sevgilim de yanımda.Şu anda dünyanın en mutlu insanları arasındayım.Bu mutluluğumu,Buse ablama iletmeliyim.Duyduğu zaman kim bilir nasıl sevinecektir.Öyle inanıyorum ki Buse ablam da,benden fazla sevinecektir aşık olduğuma.Hele de bir sevgilimi görmüş olsa,kim bilir ne güzellikler düşünecektir benim için...Nasıl olsa on beş gün sonra okullar tatil olacak.O zaman kardeşlerimi alıp,köye yanına gitmeliyim ve onun kulağına bu müjdeyi vermeliyim.

X=Bugünkü albay rütbesi.


Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 315
favori
like
share