Gücünü, kuvvetini yediğin yemekten, yaptığın spordan aldığını düşünüyorsan, bu güç ve kuvveti alamayanlara zulmedersin Geldiğin yere salt kendi çabanla geldiğini söylüyorsan, ilahlaşır, firavun olursun Kuvvetini, seni yaratan Rabbinden aldığına inanıyorsan, güzel kul olur ve yaratılmışlara hizmet edersin


Güzel söz söylersen taşların, ağaçların içinden gizli kulakların çıktığını göreceksin; onlar senin sözünü dinlemek için yarışacaklar; çünkü güzel söze bütün âlem kulak kesilir "Beni kimse dinlemiyor" diyorsan, henüz güzel sözün anası olamamışsın Çirkin söze de her şey kaya kesilir; söylediğin söz kayaya çarparak sana geri döner
Halk çoğu zaman güzel sözü duymaz, duysa da anlamakta zorlanır Güzel sözü duymak büyük ustalık ister, güzel sözü duyabilmek sanattır Söylediğin sözün güzel olmasına dikkat etmen, senin gönlünün aydınlığına işarettir Yarın herkesi kendi sözleri kuşatacaktır Yarın, ruhunu, kötü sözlerine esir etmek istemiyorsan, bugünden dilini güzel sözlere alıştır ya da sus!


Âlemde boğaz taşımayan hiçbir varlık yoktur Bitki, boğazıyla ( kök ) topraktan yer, büyür ve sonra hayvanın boğazına yem olur Hayvan, boğazıyla yer ve insana gıda olur İnsan, boğazıyla beslenir ve toprağın boğazına yem olur Sen ruhun boğazıyla yer içersen, toprağa yem olmaz, âleme sultan olursun Dünya, yemler diyarıdır; kim dünyaya değer vermişse, kendini ona yem etmiştir Kim de ruhunu katık yapmışsa, o, ebediyyen yücelmiştir



Dünya hayatı bir hayalden ibarettir Senin zihin dünyan bu hayali aşarsa, o zaman hakikat yurduna varırsın Her varlık bir şeyle beslenir; sen ilim ve irfanla beslenirsen, sonra dağılıp hayal olacak olan bedeninin ifrazatına mahkûm olmazsın


Mide, hayaller ülkesidir, gönül ise hakikatler Mide ile beslenirsen, kandan mürekkep rüyalar görürsün; gıdanı gönülden alırsan, ruhun sonsuz âlemlerin saygın konuğu olur İlahi ilham gönlüne misafir olmuyorsa, gönlünü dünya saldırısından koru İlham kan ve irin yurduna gelmez; o, asude bahar ülkesinin misafiridir
Yeryüzü gıdasıyla beslenirsen zalim olursun, gökyüzü gıdasıdır insanı meleklerden üstün yapan Savaşların gıdası topraktır; barış ancak, gökyüzünde sofra kuranların egemenliğinde boy atar Yeryüzünden beslenirsen, bir gün sen de toprağa lokma olursun; gökyüzünden gıda alırsan Lokman olursun


Kinin ve hasedin senin gözünü ve gönlünü kaplamış, güzellikleri görmüyor ve duymuyorsun Kalbini onlardan aşkla temizlersen gözüne ve gönlüne ışık gelecek ve güzelliklere garkolacaksın Göz bakar, gören o değil, gönüldür Gönlünü çamurla dolduranlar, âlemi bataklık olarak görürler Onların dünyalarında bataklık bitkilerinden başka bitki, su aygırı ve domuzdan başka da hayvan yoktur Gönüllerini nurla dolduranlar ise, alemi, gönüllerine düşmüş bir kitap gibi görürler Âlemleri kitap gibi gören gözlerin sözleri cennet nağmelerinden farksızdır


Şüphesi olan insana bakın, onda dünya öne çıkmıştır; çünkü dünya şüphe batağıdır; oraya düşüp de kurtulan pek olmamıştır İnsan "acaba"ları pek sever, sanki onda bir sır vardır; oysa, gönül yurdunda "acaba vatandaşı" barınamaz


Her huy bir koku verir Kötü huyun kokusu da kötü kokar Kötü huyun kokusunu burun alamaz, onu gönül duyar Nice gönülleri zaman zaman kötü huylarımızın kokusuyla rahatsız etmişiz Kötü huylu insanın iyi iş yapması şuna benzer: Çok pis kokan tabağa süt koyarsınız; fakat o süt, o kötü kokudan dolayı içilmez olur
Yapılan her iş koku yayar Kötü ameller de kötü koku yayarlar Allah dostları bu kokuları alırlar ve o mekândan uzaklaşırlar Sen bu gidişi zamansız bulursun; çünkü gönlün kokulara kapalı duruyor


Besmele, her varlığa onu incitmeden yaklaşmanın sırrıdır Besmelesiz atılan her adım, atom bombasından daha öldürücüdür Atom cesetleri öldürür, Besmelesizlik gönülleri Besmele, sonsuz yurdun pasaportudur, o yoksa nereye gidiyorsun?
Besmelesiz yemekler midemizi bozdu Besmelesiz nesiller yurtları talan eyledi Besmelesiz diller, gönülleri viran eyledi Besmelesiz beyinler, mutluluğu uzak eyledi


Beden dükkânında eskicilik yapacağına, gönül yurdunda devlet kursana!


"Allah" diyorsun ve sana "buyur" denmediğini sanıyorsun; senin "Allah" diyebilmen, "buyur"u da içinde barındırmaktadır Seni yaratan seni sevmeseydi, sana adını andırır mıydı hiç?


Kendi yüreğinin dilini çözersen, âlemdeki bütün dilleri anadilin gibi konuşur ve anlarsın Kavga, anlayamamanın ve anlaşılmamanın çocuğu Kendi yürek dillerini çözemeyenler, hatta böyle bir dilin varlığından bile habersiz olanlar, dünya barışından söz ediyorlar: Hıhh!


Yeryüzünde "bu benimdir" diyebileceğin, can dâhil, bir şeyin varsa, sen gücünün zirvesine erememiş ve özgürlüğün tadını henüz alamamışsın


Ey güzel insan! Ey aşkın doruklarında yaratılış gerçeğine dokunup gönül nağmeleriyle mest olan! Mirac'ı gerçekleştirenin nurunda kendi özünü seyreden!


Yeryüzü, sen yaşayasın diye yaratıldı Ay ve Güneş, senin nurundan ışık aldı ve sana aydınlık oldu Denizler, senin gemilerin yüzsün diye coştu Irmaklar ve dereler, tarla ve bahçelerin sulansın diye akmaya izin aldı Gökkuşağı sana gülümsesin diye yedi renge büründü Rüzgâr, sana nefes olsun diye esiyor Yıldızlar ve gezegenler, etrafında pervane gibi dönüyor ve seni tavaf ediyor


Ey insan! Bilseydin kendi kıymetini, kıymet bilmezlerin önünde eğilmez ve gerçek özgürlüğün tadını tadardın Biliyor musun, cennet, dünyada ruhunu özgür kılabilmişlere verilecek olan armağandır Cennet, özgür kalabilenlerin yurdudur Cennet, yalnız Allah'a kul olanların ebedi vatanıdır

Dr Ali Taşçı


Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 409
favori
like
share
ultimatom Tarih: 11.10.2009 00:46
Konu buraya daha uygun teşekkürler güzel kardeşim