Busenin Göz Yaşları 28 Öyküsü - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Buse, kardeşleriyle birlikte olmanın mutluluğu içerisinde onların etrafında pervane oluyor,sevinçten havalara uçuyordu.Dile kolay,babasının cenazesinden sonra bir daha görüşememiş,hasretler içerisinde kıvranıyordu...Yedi ay çok uzun bir süreydi...Yedi asır gibi...

Annesi her ne kadar:

"-Fazla yorulma kızım, zaten hamilesin. Ben ,senin yapacağın işleri yaparım..." diye söylemiş olsa da Buse, yerinde duramıyordu. Anne yüreği işte; hiç dayanabilir miydi:

"-Olmaz anne, sizler benim misafirimsiniz. Hem neyin nerede olduğunu pek bilemezsiniz. Hele bir sizler şöyle karşımda oturun bakalım. Sizlere şimdi yiyecek bir şeyler hazırlayayım..." diye annesinin tez canlılığını gidermeye çalışıyordu.

Yarım saate kalmadan yer sofrasına birlikte oturdular. En küçük kardeşi Songül, kahvaltısını yapmaya çalışırken; diğer taraftan da ablası Buse'ye bir şeyler anlatmaya çalışıyordu:

"-Ablacığım, benim karnem hep pekiyi. Hem de yıldızlı tarafından..."

Şengül kardeşi de müjdesini vermek için sabırsızlanıyordu:

"-Benim karnemin not ortalaması da doksan. Ben de sınıfımı geçtim. Seneye gireceğim imtihanlarda senin okuduğun okulu tutturmaya çalışacağım..."

"-Hadi bakalım canım. İnşallah Samsun Hemşireliği kazanırsın da benim içimde kalan eksikliği sen tamamlamış olursun. Hemşirelik mesleği hala içimde bir uhde olarak gizemliliğini korumakta..."

Buse, bu konuşmasından sonra da kardeşlerinin tamamına yönelik:

"-Afferim sizlere... Benim kardeşlerim işte böyle başarılı öğrenciler olarak bilinmesi lazım. Sizlerle gurur duymaktayım..."

Emine ise küçük kardeşlerinin konuşmalarını kesmek istemiyor, müsait ortamda; ona, aşkından bahsetmeyi düşünüyordu.

Konaktakiler, Buse'nin annesi ve kardeşleri gelmiş diye "hoş geldin" e geldiler. Çocuklar, çocuklarla hemen kaynaştı. Çocukluk duyguları; kin,nefret,kibir,kıskançlık diye saçma sapan kavramlardan uzak;güneş gibi pırıl pırıl,tertemizdi...İnsancıl bağlarla kaynaşmak için hiçbir sınır ve engel tanımıyordu.

Gülpembe, Songül'ün elinden tutmuş dışarıya çıkartmış, toprağa çizmiş olduğu oyun çizgileri üzerinde oynamaya başlamışlardı bile... Şengül de onların oyununa katılmıştı...

Kız kurusu Selma da, Buse'nin annesini yanına almış;haftaya kendisine dünürcü geleceklerini ballandıra ballandıra anlatıyordu...

Nihayet, Buse ile Emine baş başa kaldılar. Kardeşi Emine'yle hasret gidermeye çalışıyordu:

"-Eeee,öğretmenim anlat bakalım.Okulundan memnun musun ha?..Ne var,ne yok?Sınıfını geçip geçmediğini sormayacağım.Zaten geçmişsindir...Arkadaşlarınla aran nasıl?"

Emine'nin beklediği ortam gelmişti nihayet:

"-Sınıfımı geçmez olur muyum ablacığım. Bak, bundan başka sana çok özel ve güzel harika bir haberin müjdesini vereceğim...Umarım sevinirsin..."

"-Neymiş,tatlım benim.Senin sevindiğin bir şeye benim sevinmemem olur mu hiç...Tabi ki ben de sevinir,mutlu olurum...Hadi meraktan çatlatma beni...Yoksa aşık mı oldun kız?.."

"-Evet abla aşık oldum. Nasıl da tahmin ettin."

Buse, gülümseyerek:

"-Gayet doğal kardeşim, aşık olman. Bu senin sağlıklı bir ruh halin olduğunu gösterir. Peki, kimmiş bakalım bu şanslı çocuk, adı neymiş?Tabi ki okuldandır değil mi.Anlat bakalım yakışıklı eniştemizin özelliklerini..."

"-Bir üst sınıftan Tugay adında uzun boylu yakışıklı bir çocuk..."

Buse,Tugay adını duyar duymaz, yüreği "cıızzz" etti.Şimşekler çaktı beyninde.Kısa bir sükuttan sonra kendi kendine "...sadece bir tane mi Tugay var canım memlekette.Başka Tugay'lar olamaz mı?.." diye eski aşkını anımsatan düşüncelerine gem vurdu.

Emine, hararetli bir şekilde çantasını karıştırmaya başlamış:

"-Abla, sana sevgilimin resmini göstereceğim. Bakalım beğenecek misin? Hah buldum.Yalnız ben,çok sıkıştım.Tuvalet ihtiyacımı giderip gelene kadar sen de resmi incelemiş olursun.Al bakalım,resmi."

Buse, kardeşinin uzattığı resmi alıp, bakmadan yaka cebine koydu.

"-Tamam Emine. Sen gelene kadar ben de, vişne ezmesinden şurup hazırlayayım, karşılıklı içeriz."

"-Peki."

Buse, şurupları hazırlayıp, sandalyeye otur oturnaz;eli ,yaka cebindeki resme ilişti.

Şuruptan bir yudum almıştı ki; gözleri,resimdeki yakışıklı gencin üzerindeydi.O anda boğazındaki bir yudum şurup,kayganlığını yitirmiş, kaskatı kesilip,düğüm halinde kalmasıyla nefessiz bırakmıştı adeta...Gözleri,yuvasından çıkacakmış gibi ileriye doğru fırladığını hissetti.Bir anda kaynar sular,başından aşağıya dökülüp her tarafını haşlamış,dünyası kararmıştı.Evet,bu genç kendi sevgilisi Tugay'dan başkası değildi.

"Kader,ağlarını böyle de örecekmiş ne yazık ki!.."düşünceleriyle bütün belleği allak bullak olmuş,sağlıklı düşünme yetisi bir anda uçup gitmişti.Tugay ise şimdi kardeşi Emine'nin yüreğine taht kurmuş bir sevgiliydi...Resmi göğsüne bastırdı:

"Sevgilim,şimdi ben tamamen yandım!..Yandım!..Yandım!.."mırıltıyla söylediği sözlerinin ardından iki damla göz yaşı,yanaklarından aşağıya doğru süzülürken,çağlayan halinde akan göz yaşları ise yüreğinin derinliklerine doğru akıp gitmekteydiler...

Bir an, düştüğü bu çıkmazdan kurtulup,tekrar kendisini toparlamaya çalıştı.Kardeşi Emine'ye karşı pot kırmamalı,renk vermemeliydi..."Bu şekilde Emine görürse yanlış anlar " diye göz yaşlarını sildi.

Emine, içeriye girdiğinde Buse,hala melül melül resme bakıyordu...

"-Ablacığım,sevgilimi beğendin mi?.Aaaa abla, senin yüzün neden birden bire sararmış?"

"-Yok bir şey Emine. Fazla ayakta durduğum için tansiyonum düşmüş olabilir.Hamilelik de var ya...Hiç farkında değilim,yüzümün sarardığını..."

"-Aman abla kendine dikkat et.İşte abla sana söylediğim;aşık olduğum genç, bu.Adı da Tugay."

"-Doğrusu çok sevindim.Ben de senin kadar mutlu oldum.İnşallah ilerde okullarınızı bitirdiğinizde evlenirsiniz ve ömür boyu birlikteliğiniz devam eder.Gönlümün sesi,böyle söylüyor..."

"-Sağ ol,ablacığım.Sen var ya bir tanesin.Allah,seni de mutlu etsin e mi.."

"-Benden geçti kardeşim.Benim ki bundan sonra zoraki mutlu olmaya çalışmak gibi bir dayatmaya benziyor...Neyse boş ver,hadi şuruplarımızı içelim...



Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1512
favori
like
share