Kelebekler ölüyormuş.Gece kelebekleri, köprünün üzerinde, milyonlarcası ölüp yola dökülüyormuş.Yol kayganlaştığı için trafik kazaları artmış.

Acaba,her gün yolda gördüğüm onlarca köpek ve daha çok ta kedi cesedi de yolu kayganlaştırıyor mudur? İlk çarpmada değil belki,sonrakilerde,iç organlar etrafa dağılınca,herhalde deri çabuk parçalanmıyordur. İçinde kalan yumuşak parçaların ve sıvıların üzerinde kaygandır, kesin.

Hiç sürücü koltuğunda oturmadığım için bilmiyorum.Araç kullanmaktan hep kaçındım,özenebilirdim ben de, sevebilirdim. Hep o korku, ya bir dilsizi ezersem! ya buna alışır, normalmiş gibi görürsem!

Kendimdeki -olabilecek- değişimden korktum. Ya inandıklarım, doğru saydıklarım bana ait değilse! Ya ahlakım da kelebeklerin kayganlaştırdığı yol gibi vıcık vıcıksa!

Ya son basamakta-şeytanla pazarlıkla çıktığım-acının çığlıklarını duymaz olursam, şen kahkahalara koşan ayaklarım, beni kınadığım yerlere götürürse!

İçimdeki zorbadan korkuyorum.

O var, biliyorum. Kontrol edilemez, sınırsız ve vicdansız. Kalın kabuklar içinde tutsak; çıkabilse dışarı kırıp dökecek.

Ona daha ne kadar engel olabilirim?

Dilimin-pısırık-zehiri onu mutlu etmiyor, daha fazlasını istiyor. Kaçarak,daha ne kadar onu dizginleyebilirim ki!

Yönlendir, diyor iç sesim,

Nefret etmeyi beceremez ki bir korkak. Ben korkup kaçındıkça, o kabuğunu zorluyor, yiyor beni, içeriden.

Paket paket sigara-tiksinerek-,ağır iş, amelelik, dostu kovup düşman bahçesinde kötülükle flörtler, deli gibi tüketici sporlar...

Çatlatacak kabuğunu, salsam ötekini yiyecek, salmasam beni.

...

Neyse ki kelebekleri anlatan sunucu sebepsiz intihardan bahsetmedi.

Hep yaparlar, kıyıya vurarak -sebepsiz- intihar eden balinalar vs. Hiç, bir dilsiz, intihar edebilir mi? O ancak bize özgü. Yani insana.

Kendinden utanabilene, yada ötekini utandırmak isteyene.

...

Gene bir haberde hayvan hastanesinde tedavi gören kedi ve köpeklerle ilgiliydi. Kedilerde aids, köpeklerde kanser yaygınmış.
Buyur burdan yak!

Herhalde kediler eşcinsel! veya uyuşturucu bağımlısı! değil. Köpeklerde de sigara içme, cep telefonu kullanıp, nükleer atıkları gömme gibi alışkanlıklar! yok. Bildiğim kadarıyla kemik ve dışkı gömüyorlar.

Ama benim sivri aklım kedi sahiplerinin hassas, hassasların eşcinsel, eşcinsellerin aids olduğu gibi bir genelleme zinciri kurabilir?

Köpeklerin de köpeksever sahipleri olmalı? Maço ruhunu ne yapsa ehlileştiremeyecek, doğal gıdası bilimum radyasyon yayıcılar olan; tahammül için sabır, sabır için çile, çile için varlığı yeter şart olan muktedir sahipleri olmalı? Beğenmediniz mi?

Geçelim öyleyse.

Şu benim zorba, içimdeki, ondan galiba herkeste var. Yoksa hiç bir canlı soyunu süremezdi. Avını ötekine ikram eden bir canlı, hiç görmedim.

Ancak çıkarı varsa, veya korkusundan. Korkuyla verilen bir şey de kaybedilmesinden korkulan başka bir şey için değil midir?Bir şeyi kaybetmekten korunmakta da çıkar var gene.
Belli ki vazgeçilenden değerli.

Bir ağaç, sırnaşık kiracısına git demiyorsa, ondan bir faydası olduğu için. Yoksa herkes ölürdü açlıktan veya hastalıktan!

Demek ki kibarlık/verimkarlık yapmacık bir şey! Demek ki yaşam liberal!

İçimizde -varolduğunu sandığım- zorba, iş çıkar hesabına gelince liberalleşiyor. Ama özünü sürdürme kavgasında tutarlı bir inada sahip!

Öyleyse ben,işine gelince liberalleşen bir zorbayım. Şimdilik kendime. Kabuk kırılınca olacaklardan mesul değilim.

Kırılmazsa da murdar...

Rukiye Sayar

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 845
favori
like
share