Tuz Tadı - İsa Avcı - Tuz Tadı Hikayesi - Yaşam Hikayeleri

Her akşam muhakkak çıkar gelirdi yanına kardeşim kardeşim diyerek.Hasta yatağında ağrıyan başını allı pullu poçusuyla sıkıca bağlamış yatıyordu kardeşi nice zamandır.Bir de buna ömrünün son demlerinde unutkanlık illeti eklenmiştiya;işte onun bu hali yürekleri közler gibi yakıyor,onun ekmeğini yemiş,suyunu içmiş olanları hüngür hüngür ağlatıyordu. Hekimler böyle bir illetin karşısında çaresizdi.Sabrı, tahammülü ve hoş muameleyi tavsiye etmekten başka reçete yazamıyorlardı.
-yine geldim güzel kardeşim bak yanındayım.
-sen mi geldin ana? Yine kulaklarıma İbiş devenin acı acı inlemeleri geliyor yoksa babam seferden mi döndü?
Babası kervancıbaşıydı.Trenle gelen tuzları develere yüklerler en ücra köşelerdeki köylere,mezralara dağıtırlardı.İbiş ise onun kendi elleriyle büyüttüğü devesiydi.
-ah benim güzel ablacığım!
-yok yok babam seferden değil seferberlikten dönüyor değil mi?Hani sen hep derdin ya adı yemendir,gülü çemendir,giden gelmiyor acep nedendir diye. Bak! babam sarı tüylü ibiş devenin üzerine binmiş gülümseyerek geliyor.Sahi ana! yemen neresiydi? Vatan toprağımız mıydı?
Kararmış,kanlanmış gözlerini tavanın sabit bir noktasına dikmiş sayıklayan kardeşini uzun uzun seyretti yanaklarına süzülen gözyaşlarını silerek.
-Kardeşim yine dudaklarımda tuzun tadı kalmış.Bana bir bardak soğuk su verir misin?
Nihayet onu tanımıştı hatta kendisine kardeşim bile demişti.İçini bir ferahlık kapladı.Gözyaşlarını silerek soğuk suyu yudum yudum içirdi.
-berhudar ol kardeşim.Ne de güzel suydu öyle.Buz gibi hem doydum hem susuzluğa kandım.Tıpkı Kezban Pınarın suyu gibi. Sahi sen bildin mi Kezban kadınıkardeşim.Babasını,kardeşini ve kocasını Çanakkale’de şehit veren Kezban kadını bildin mi kardeşim.Henüz kundaktaki bebeğiyle yayladan dönerken susayan atını pınarın soğuk sularında sulayıp otlaması için yeşil çayırlara örklerken,her nasılsa minik bebek kundağından kurtulup -hoop- diye pınarın sularına dalıvermiş.Kezban kadın döndüğünde köpüklü sularda yüzen minik bebeğin taze cesediyle karşılaşmış da saçını başını yolmuş.Hayattaki biricik varlığını kaybetmenin acısıyla kanlanmış gözlerini pınarın köpüren sularına dikip günlerce hiç ayrılmamışbaşından öyle kalmış adı Kezban pınarı diye. Sen bildin mi kardeşim?
-Bilmez olur muyum hiç ablacığım şimdi kurudu ya seninle az mı su taşıdık çadırımıza, az mı davarımızı suladık o pınardan.
-Pınarın başından ayıldığında da doğruca bebeğinin mezarı başına gelir;toprağını düzeltir,yabani otları,dikenleri temizlermiş.Bir defasında taşlar arasından çıkan çatal dilli yılan zehrini kusmuş da eline hiç hissetmemiş Kezban kadın.Akşama kadar mezarın otlarını temizlemeye devam etmiş birer birer.
Sanki tavanda bir beyaz perde anlatıyordu geçmişi bir filmi seyreder gibi.
O sırada odaya oğlu Ali girdi.
-hoş geldin teyze
-hoş bulduk Ali.Anneni hekimlere bir daha mı göstersek ha.
-Bu illet hekimlik değil teyze.Tek çare sabır ve dua.
-Hasan sen mi geldin?Seni biz davullarla zurnalarla Kore’ye savaşa göndermemiş miydik?Savaş bitti mi yoksa.Şükür kavuşturana.Düşmanı denize döküp kurtardınız mı vatan toprağı Kore’mizi hele anlatsana.Sahi Hasan Kore neresi?
-rahmetli babamı hatırlıyor.
-ah benim güzel ablacığım sen bu hallere düşecek kadın mıydın?
-Ahmet sen misin evladım.
-hayır anne,benim Ali.
-Ali sen misin evladım peki ya Ahmet? Ahmet dönmedi mi henüz? Onunda eline kınalar yakıp uğurlamıştım Kıbrıs’a. Dönmedi değil mi daha Ahmet?Kıbrısı düşmana bırakmadı değil mi Ahmet?Zaten benim Ahmet’im düşmana bir karış toprağını bile vermez.
-Anne bırak artık şu otuz yıllık hatıraları.Onlar şehit oldular sende Şehit anası. Onlar hiç bir zaman dönmeyecekler.
-dönmeyecekler ya. Hiç bir zaman dönmeyecekler değil mi?Onlardan geriye yüreğimde derin bir acı kaldı bir de dudaklarımda tuz tadı.Ali evladım bir bardak su. Dudaklarımda yine tuz tadı..

İsa Avcı

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 407
favori
like
share