Herşey Unutuluyor - Zeynep Akıllı - Sevgi Hikayeleri

Genç bir kızken öyle asiydi ki..Ne bir ana sözü dinler, ne bir baba sözü dinler. Sanki bir erkek çocuğu. Yaşı gelse de 19-20 lere; onun aklı fikri hala sokakta elektrik tellerine fırlatacağı toplarda ve oynayacağı misket oyunlarında. Ama kolay değil dört tane ağbi içinde yetişmişti. Belki bundan da etkilenmişti. Aklı fikli geleceğinde, yapacağı işlerdeydi. Hele babası onu bir de o çok istediği kursa gönderince dünyalar onun olmuştu. Zaten aklında fikrinde şimdiki kızları bırakın, o zaman ki kızlar gibi bile ne bir erkek, ne bir flört hiçbir şey yok...Sadece geleceğini düşünen bir genç kız işte. En çok yaptığı ayıp ise; kendisini istemeye gelenlere yaptığı saygısız davranışlardı. Annesi yalvarırdı. "Kızım ne olur, gelene gidene biraz saygılı ol!" diye. Ama kim dinler. Onu istemeye gelirler. O ya sırtını döner oturur ya da giyer pantolonunu erkek gibi otururdu insanların arasında. Sonuçta istemiyordu işte. Ama böyle de yapması gerekmiyordu. Galiba biraz da şımarıktı. Kolay değil dört tane ağbinin peşinden o çok istenen kızkardeş. Babası doğduğunda hemşireye o zamanın parası güzel bir bahşiş vermiş, dünyalar onun olmuştu.

Onun için erkeklerle çıkan kızlar hiç iyi kızlar değildi. Hele kuzenleriyle ne kavgalar ederdi. Onları biriyle gördüğü zamanlar. Hatta yaşça bir iki yaş büyük olduğundan zaman zaman döverdi de onları. Hayatı boyunca bırakın askılı yı, japone kol bluz bile giymemişti. Bunda ağbilerinin hiçbir etkisi yoktu. O kendi istemiyordu. O zamanlar 49 kilo olan bedenine giydiği giysileri bile hala şu anda giyindiği gibi bol şeylerle kapatmayı seviyordu.

Diyorum ya; ilginç bir genç kızdı.

Derken ne olmuştu da bu kadar asi ruhlu, bu kadar özgürlüğüne önem veren bir kız birden biriyle tanışıp da tüm bu düşüncelerinden kopup gidiyordu. Hem de ilk gördüğünde hiç hoşlanmadığı ve beğenmediği biri karşısında.Kimbilir belki de, bu kişinin onun ilk çıkacağı kişi olması, ilk flörtü olması ve herşeyi onda görmesi yani ilk erkeği olması onun bu düşüncelerini yok edip gitmişti işte.
Karşısındaki kişi onu beğenmiş olacaktı ki, ertesi gün onu aramıştı. Yaşı o arada 24 dü. İşi çok iyiydi. Büyük bir Holding te çok rahat işe girmişti. Neredeyse ev alabilecek duruma gelmişti. Ama bu insan tüm bunlardan çekip almıştı onu.

Aslında çok akıllıydı. İlk tanıştığında bu kişinin kimliğine kadar bakmıştı. Ama adam evliliğini hiç işletmemiş ki, dul ya da boşanmış yazsın. Baktığı ki bekar yazıyor. Devam etmiş bu kişiyle arkadaşlığına. Kendini tanıyamaz olmuş.
Ailesi şiddetle bu insanla evlenmesine karşı çıkmış. Gitmiş yine kendi kafasına göre gizli nikah yapmışlar. Sonra da ailesinin karşısına geçip "biz evlendik" demişler. Anne, baba ne yapsın!

Beş senelik bir flört devresinden sonra böylece evlenmiş o çok sevdiği, taptığı kişiyle. Ölümüne sevmiş onu. Gözü hiçbir şey görmemiş. Ne geçmişini görmüş, ne evlenmiş ayrılmış olmasını ve ne de ilk evliliğinden olan kızını. Hele kızına dört elle sarılmış. Öyle ki, görenlere üvey olduğunu söyleyene kimse üvey olduğunu anlayamazmış. Böyle bir üvey anneymiş işte..
Çalışmaya devam etmiş. Kocasının işten ayrılması için yaptığı şiddete bile katlanmış. Bir çocukları olmuş. Bir erkek. Babası doğumunda ağlamış oğlunun. Çünkü hani derler ya; soyağacını yaşatacak kişi olacakmış oğlu.
Zaman geçip gider koskoca bir on yedi senenin sonunda boşanmışlar, sessizce. Kocası onu anlaşmalı boşanmaya razı ederek, ondan hiçbir şey almayarak. Kalıverir oğluyla bir başına. Ama dimdik. Ayakta. Kocası denilen kişi ise anında evlenir. Zaten hanımefendi yüzünden anlaşmalı boşanma için oğlunun anasını kandırmış meğerse.

Allahtan yine kafasının dikine gitmiş, emekli olmuştu. Yoksa ne yapardı?
Eski eşi ona on yedi sene boyunca yapmadığı şiddet, haksızlık kalmasa da; onu can evinden vurmuştu. O varken, üstüne bir kadınla olduğunu söylemişti. Oracıkta biterdi onun için herşey. Çünkü hayatta tek bir şeyi kaldıramazdı; başka bir kadın.

Şu anda ben öyle mutluyum ki; bunu size anlatamam. Rahatım, huzurluyum ve oğlumla mutluyum. Darısı herkesin başına...
Lütfen! kimseyi takıntı yapmayın. Sakın ha! Sadece "Ben" deyin. "Kuantum İşte"...

Zeynep Akıllı

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 327
favori
like
share