Tartışmaları hâlâ süren Diyarbakır maçından hemen sonra Bursa şimdi de Ermenistan’la yapılacak milli maçla gündemde. Bu kritik karşılaşma öncesi, Bursa’nın ünlü taraftar grubu Texas’la o günü ve çarşamba günü yapılacak maçı konuştuk.






26 Eylül'de Bursa Atatürk Stadyumu'nda oynanan Bursaspor-Diyarbakırspor maçında yaşanan olaylar gündemdeki sıcaklığını korurken, 14 Ekim'deki Türkiye-Ermenistan milli maçı da Bursa'da oynanacak. Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın maça geleceği güvenlik nedeniyle henüz açıklanmamış olsa da, Sarkisyan'ın iki ülke arasındaki ekonomik, politik ilişkileri yakından ilgilendiren bu maçı izleyeceği neredeyse kesinleşti. Şimdi gözler kendilerini gayet rahatlıkla 'milliyetçi' olarak niteleyen, her maçta 'Apo'nun Piçleri' diye tezahüratlar yapan, en fazla şehidi olan tribün olmakla övünen Bursaspor'un ünlü taraftar grubu Texas'ta. 2000 yılına kadar her maçta olay çıkartan bugün ise deplasmana kendi tabirleriyle 'malzemesiz' gitmeyen Texaslılar, 19 bin 500 kapasiteli statta genellikle kapalı tribünün kale arkasında oturuyorlar.

Politikayla işimiz yok diyorlar ama...
Bir zamanlar öyle işler yaptılar ki, Emniyet ilk spor asayiş birimini Bursa'da kurmak zorunda kaldı. Türkiye'nin dört bir yanından göç alan ve bir göçmen şehri olan Bursa'da 1963'te kurulan şehir takımının bu ateşli taraftarları son yıllarda durulsalar da, özellikle Kürt açılımı sonrasında Diyarbakırlıları 'PKK dışarı, Ne mutlu Türküm diyene, Kahrolsun PKK' diye karşıladılar. Her ne kadar maç öncesinde Diyarbakırlılarla yemek yediklerini söyleseler, "Bizim politikayla işimiz olmaz" deseler de ağızlarını açtıklarında Osmanlı'nın ilk başkenti olmaktan, bütün şehirlerin Bursa'yı kıskandığından, vatandan, bayraktan, topraktan başka söz ettiklerini söylemek epey zor. En büyük düşmanları kendilerini bir zamanlar ligden düşüren Beşiktaş ve taraftar grubu Çarşı olan Texaslılar, İstanbul takımları için şu tezahüratı bile üretmiş: "Yedi tepen bir dağ etmez/ Siz üçsünüz biz tekiz fark etmez/ Siz Bizansken biz Osmanlıydık/ Tarih hiç yalan söylemez." Maç öncesi buluşma noktalarından biri olan Bursa Kültürpark'ta buluştuğumuz Texas tribün liderlerinin arasında, Diyarbakır maçında olayların büyütüldüğünü, değil taş atılması küfür bile edilmediğini söyleyenler de var, "Az bile ettik, yarası olan gocunur," diyenler de. Diyarbakırlıların alınganlık ettiğini söyleyenler ise, onlardan sonra taş yağmuruna maruz kalan Diyarbakırspor taraftarlarını ve bu taşlardan biri kafasına isabet ettiği için hastanede yatan Baran Akgök'ü (11) ziyaret edeceğimizi, doktorların beyin kanaması riskinin sürmesi nedeniyle onu hâlâ gözetim altında tuttuğunu bilselerdi, herhalde teybimize biraz daha usturuplu konuşurlardı. Sözün özü, Texaslılar Ermenistan maçında hiçbir sorun çıkmayacağını söylese de, dillerine egemen olan ırkçı söylem, bize bazı 'ocak'lardan hayli tanıdık gelen 'reis' lakaplı tribün liderlerinden sonra söylenecek tek söz kalıyor: İnşallah...

Az bile yaptık
Volkan Sönmez (26, serbest meslek)
"Şehitleri vuran futbolcular değil bunu biliyoruz, ama onlar madem ki PKK'lı değiller, Türk'ler, neden biz İstiklal Marşı'nı söylediğimizde ve 'şehitler ölmez' dediğimizde alkışlamadılar? Geçen hafta Manisa'daydık, hep beraber 'Kırmızı- Beyaz En Büyük Türkiye' diye bağırdık. Onlar da bizimle birlikte bağırsalardı, alkışlasalardı. Hafta içi Ahmet Türk'ü DTP kongresinde izledik, Apo bayrağı açmak isteyenleri gördük. Buraya gelen insanların en az 250 tanesi DTP'ye oyunu veriyordur, yani buraya gelenler de PKK'ydı. Sütten çıkmış ak kaşık değillerdi. Dağa çıkıp şehitlerimizi vurmasalar da, düşüncede hepsi PKK'lıydı. Bence masum değiller, az bile yaptık, ağabeylerimizi dinlemeyip, onlara iyi bir uğurlama yapabilirdik. Biz buraya istediğimiz taraftarı sokarız, istemediğimizi sokmayız. Texas'ın yüzde 90'ı milliyetçidir ama siyasi görüşümüzü ön plana almıyoruz. Beni sinirlendiren Türk bayrağından rahatsız olmalarıydı. Maçtan sonra kendi web sitelerinde bir açıklama yaptılar, neden başka maçlarda o kadar büyük bayrak açmıyormuşuz ve PKK'ya küfrediyormuşuz, diye. Belki biraz daha fazla küfretmiş olabiliriz ama neden gocunuyorlar?"

Vatanımıza sahip çıkmak suç mu?
Batu Demirtaş (34, serbest meslek mensubu, Texas grubundan...)
"Bursasporluluk doğuştan başlar bizde. 20 yıla yakındır tribündeyim, her maça giderim. Biz sadece A takımını değil, altyapıyı da takip ederiz. Maç günü belli toplanma yerlerimiz var. Maçın önemine göre o hafta bir şey yaşandıysa, mutlaka onunla ilgili bir pankart ve beste hazırlarız. Deplasmana en çok giden taraftar grubuyuz, 1992'de Aydın deplasmanına 9 bin kişi gittik. En uzak yere bile, mesela Van'a mutlaka iki otobüs gideriz. Bayrağımızı mutlaka Türkiye'nin her yerinde açarız. Ermenistan maçıyla ilgili herhangi bir gerilim yoktu normalde. Tamam zamanında Ermenilerle husumetler olmuş ama tarihte saklı. Bursa taraftarı milliyetçidir ama vatanına, bayrağına, insanına sahip çıkmak kötü bir şey mi? Bir Kürt sorunu da yoktu, bu açılım muhabbeti olduktan sonra sorunlar çıktı."

Katil bile olunur
Kaan Mete (31, Texas Grup Lideri, Teknisyen)
"Çocukluğumdan beri Texas'ta büyüdüm. Diyarbakırlıların web sitelerine giriyorum, o sitelerde 'Amed'i, Kürdistan'ı kuracağız' diyorlar. O yazıları okuyunca katil olmamak mümkün değil. Kendilerine haksızlık edildiğini söylüyorlarsa madem öyle açsalardı bir Türk bayrağı, 'Biz Türk'üz' deselerdi. O zaman herkes onları alkışlardı. Ergenekon olsaydı, biz bugünlere gelmezdik. Diyarbakır'ın ligden çekilmesi de bizi ilgilendirmez, biz yolumuza bakarız. Ermenistan maçıyla ilgili de bizi olayların içine sürüklemesinler. Eski savaşlar geride kaldı, biz tarihte yaşananları kafamıza koyarsak bütün dünyaya savaş açmamız lazım."

Olayları Diyarbakırlılar başlattı
Ömer Faruk Sönmez (48, 1992 yılında kulüp yönetiminde yer aldı, şimdi sade bir Texaslı)
"Bursa taraftarı, İstanbul'daki üç tane semt takımına eşdeğer seyirciye sahiptir. Fenerbahçe stadının misafir seyirci kısmını GS ve Beşiktaş dışında, sadece Bursa taraftarı doldurabilir. Bursa bir kayak merkezi, Türkiye kayağı Bursa'dan öğrendi. İlk zamanlar Anadolu insanı ve İstanbul bize astronot gözüyle bakardı. Biz İstanbul dahil olmak üzere Türkiye'ye, Osmanlı'dan beri medeniyeti öğretmeye çalışıyoruz. İstanbul'dan geldiğinizde kışın bembayaz Uludağ'ı, altında yemyeşil ormanı görürsünüz. Türkiye'de amblemini ve rengini kendi özünden alan başka bir takım yok. Biz Türkiye'nin öncü ve aristokrat şehriyiz. Şu anda tüm statlarda Texas'ın tezahüratları söylenir. Diyarbakırlılar o gün 'Ne Mutlu Türküm Diyene' diye tezahürat yapmamızdan, Türk bayrağı açmamızdan ürktü. Gaffar Okkan pankartı açtılar biz onu teröristbaşının resmi zannettik. Kavga oradan çıktı. Bir de yeşil kırmızı bayraklarını, yukarıdaki sarı tabelanın yanına getirdiler. Yani esas olaylar Diyarbakır tribününün hareketlerinden başladı. Ermenistan maçında Texas, Türkiye'nin görmediği ay yıldızla donanacak."

Hem Kürt hem de Texaslıyım
Mehmet Güzelsöz (39, Diyarbakırlı, Texaslı Bursaspor Taraftarlar Derneği Başkanı)
- Grubunuzun adı neden Texas?
- 1967 yılında Zonguldak'a konvoy halinde gidilirken, dışarıdan insanlar 'Texas konvoyu gibi' bir benzetme yapıyorlar.

- Diyarbakırlısınız ama Bursaspor taraftarısınız...
- 1979 yılından beri Bursa'dayım. Kendimi Bursalı gibi hissediyorum, Bursa Kürtlerindenim ben. Benim için bu takım tutmak değil ki sadece, bir aşk.

- Ermenistan maçı öncesi hava nasıl?
- Aslında hiçbir hava yoktu, zaten milli takımın hiçbir amacı da kalmadı. 'Son maçı bizim stada verip bizi kazıkladılar,' diye dövünüp duruyorduk.

- Bursa'da 'Sarkisyan gelmesin' kampanyaları yürütülüyor...
- Biz deplasman yasağına karşıyız. Ermeni, Yahudi, Rum olabilir kim olduğu önemli değil, taraftar takımının peşinden her yere gidebilmeli.

- Cumhurbaşkanıyla görüşmenizde neler konuştunuz?
- 'Misafirlerimizi iyi karşılarsak iyi olur,' diye bir temennide bulundu. Biz de kendisine Türkiye geneline yanlış lanse edildiğimizi söyledik.

- Yanlış mı lanse ediliyorsunuz?
- Aslında buna biraz da biz sebep olduk. Daha önceki Diyarbakır maçlarında bu kadar yoğun bir tepki olmadığı için rahat davrandık. Akrabalarım da Diyarbakır tribününde oturuyordu.

- Peki ne oldu da bunlar oldu?
- Ortamın gerginliği, siyasi konjonktür ve açılım meselesi. Siyasetin olmadığı bir nokta var mı, yok. Futbol büyük kitleleri peşinden sürükleyen bir oyun. Büyük kitlelerin olduğu yerde siyasetin olması muhakkak.

- Açılım futbol sahasına yansıdı, öyle mi?
- Tabii ki açılımın olmasını isteyenler ve istemeyenler var. Siyasetle ilgilenmezken, bir anda kendimizi siyasetin odağında bulduk.

- Belli ki taraftarlarınız ilgili. 'Apo'nun Piçleri' tezahüratınız epey siyasi...
- Bu beste, Diyarbakır maçı için yapılmadı. Bizim tribünümüz Türkiye genelinde en çok şehit vermiş tribünlerden bir tanesidir. Benim kendi yetiştirdiğim kardeşlerim oldu. İlk şehidimiz Abdülkerim Bayraktar'dı, sonuncusu da Samet adlı bir arkadaşımızdı.

- Arkadaşlarınızı şehit edenler Diyarbakır taraftarı değil ki...
- Biz o besteyi de her maçta söylüyoruz. Bu da son 10-15 yıldır ülkede yaşananlarla ilgilidir. Sokakta yapılan siyaset belli, bu olayı insanların kafasında bitirmek gerek. Texas tribinünde Çav Bella da söylenir, Çırpınırdı Karadeniz de. Biz ne bu olayları bekliyorduk ne de Diyarbakırlıların bu kadar alınganlık yapacağını hiç düşünmemiştik.

- Yaralı bir çocuk var hastanede, buna alınganlık mı diyorsunuz?
- Var evet ama Fenerbahçe maçında da yaralı çocuklar vardı.

- Uğur Dündar'a niye kızgınsınız?
- Diyarbakır'da yıllarca faili meçhul cinayetler işlendi, insanlar öldürüldü, o zaman neredeydi Uğur Dündar? Günah mı çıkarıyorlar şimdi?

Ermenice pankartımız hazır
Selim Kurtulan (40, lakabı 'reis', Tribün lideri, 10 kere umreye ve hacca gitmiş)
- Bursa taraftarı olmak...
- Bursa'da doğar, büyür, sünnet olur, erkek olursunuz, daha sonra tribüne gelir Texas'a takılır adam olursunuz. Bursa taraftarı kültürlüdür, 81 tane vilayet var, Ermenistan maçı niye Bursa'da oynanıyor sizce?

- Niye?
- Başka bir yerde de yapabilirsiniz ama orada taraftar bulamazsınız, onlar sadece seyircidir. Biz birçok milli maçta taraftarlığımızla milli takıma maç kazandırdık.

- Fazla ateşlisiniz...
- İstanbul basını anlamıyor, Bursa'ya maça gelecekler ki, Bursa taraftarını anlayabilsinler.

- O gün ne oldu tam olarak?
- Hiçbir şey olmadı o gün. Herhangi bir küfür edilmedi. Sanki 90 dakika boyunca Diyarbakır seyircisine 'PKK dışarı' dediğimiz sanılıyor. Diyarbakırlıları gayet iyi ağırladık, birlikte yemek yedik maçtan önce.

- Emin misiniz?
- Tabii ki bizim aramızda birçok güneydoğulu var, Bursa bir göçmen kenti ve Osmanlı'nın ilk başkenti. Kimi kimden ayırabiliriz ki? Biz bize yapılana karşılık veriyoruz sadece.

- Diyarbakırspor başkanı sizin söyleminizin aksine, küfürlerden ve yapılan kötü tezahürattan şikayetçi...
- O kendi başarısızlığını Bursa halkına mal etti.

- Küfür edilmediğini söylüyorsunuz öyle mi?
- Abla ekmek mayasız, maç küfürsüz olmaz ki. Fatih Terim'in eşine bile küfür edildi. Ama bunun peşini medya bıraktı.

- Aslında Ermenistan maçını konuşmak üzere buradayız...
- Kimse kusura bakmasın Ermenistan maçında hiçbir şey olmayacak, herkes avucunu yalayacak. Beşiktaş tribün lideri Alen Markaryan bir Ermenidir, sonuçta insandır.

- Ermenistan maçı için ne tür hazırlıklarınız var?
- Misafirperverliği ön plana çıkartan 15 bin tane el ilanı hazırlıyoruz. Ermenice 'Hoşgeldiniz' pankartımız bitmek üzere.

- Başka kentlerden de seyirciler gelecek Ermenistan maçına....
- Maçların biletleri sponsorlara veriliyor ve biz kimin geleceğini bilmiyoruz. Birtakım kötü niyetli insanlar gelirse bundan biz sorumlu olmayız

- Size neden reis diyorlar?
- Saygı gereği öyle hitap ediyorlar.

Bu saldırganlık tanıdık
(Bursa Barış Meclisi)
"Yaşanan olay, iki takımın sorumlularının el sıkıştırılarak çözülemeyecek kadar da kapsamlıdır. Maçın başlangıcında, öncesinden hazırlanmış olarak sahaya sokulan ve tribünlerde açılan 'Ne Mutlu Türküm diyene' pankartıyla, 'PKK dışarı' sloganlarıyla bir spor müsabakasının ötesinde milliyetçiliğin kışkırtılarak Diyarbakırlıların hedef gösterildiği gerçeği gizlenemeyecek kadar açıktır. Bursa'da yaşayan bizler; son maçta yaşanan saldırganlığı yakından tanıyoruz. Bu saldırgan kirli ellerin, kâh cinsel yönelimleri farklı olduğu için kimi kurum ve bireylere saldırılarda, kâh DTP binalarına saldırılarda organize olarak ortaya çıktıklarını, birçok olaya karışmış olmalarına rağmen rahatça haraket edebildiklerini, serbestçe dolaşabildiklerini biliyoruz. Bursaspor maçında yaşanan olaylar sadece birkaç kendini bilmez taraftar düzeyine indirgemek; yaşanan ve bundan sonra da devam edeceğinin işaretlerini veren üzücü olayların devam edeceğinin, aslen sorumluların yargılanmayacağının da işaretidir. Öyle ki, iki gündür kentimiz sokaklarında; Ermenistan-Türkiye maçı öncesinde, 'Spora siyaset karıştırmayın' sözü altında, Türk Kamu-Sen öncülüğünde 'Sarkisyan Bursa'ya gelmesin' imza kampanyası standında, Ermenilere karşı bir kampanya sürdürülmektedir. Bursalıyız... Bursa'da yaşıyoruz ve bu milliyetçiliğin, şiddetin açıkça karşısındayız. Bursa'nın adının böylesi şiddet olayları içinde, milliyetçi, ırkçı bir kent olarak yazılmasının derin üzüntülerini yaşıyoruz. Bu kent, tarihten bu yana bir çok kültürden, dilden, dinden insana yaşam yeri oldu. Halihazırda belki de hiçbir kentte olmadığı kadar bu kente farklı kültürler yaşamaktadır. Ve böyle bir tablo içerisinde Bursalı olarak kimsenin milliyetçilik, ırkçılık yapmaya hakkı da yoktur."

Diyarbakır cephesi: Maçı izleyemedik...
10 gol yeseydik de bunlar olmasaydı
Özgür Akgök (35, yaralanan Baran Akgök'ün babası, 1992'den beri Bursa'da yaşıyor)
"Memleketimizin takımı olduğu için oğlum Baran'la Diyarbakır maçına gitmek istedim. Formamızı da Bursa taraftarını tahrik etmeyelim diye içeride giydik. Ben ve oğlum aslında Fenerbahçe taraftarıyız. Geçen sene de Bursaspor'un kombine biletini de almıştım, başka takımlara karşı onları da destekliyorum. Daha önce de oğlumla maça gitmiştim. 30. dakikada taşlar gelmeye başladı. Önce bana isabet etti, çocuğumu arkama almak istedim, bunu yapamadan kafasına kocaman bir taş isabet etti. Hemen yarayı kapattım, kapıya gittim, polisler kapıyı açtı, ambulansla hastaneye götürdük. Hiçbir tahrik olmamıştı. O zamana kadar Bursa tarafından epey kötü tezahürat yapılıyordu. Bunu herkes duydu, tekrarlamanın gereği yok. Sonuçta olan oldu, çocuk 12 gündür hastanede, kafasına dokuz tane dikiş atıldı. MR üstüne MR çekiliyor, sürekli beyin kanaması tehdidi altında. Bir tane yönetici gelip sormadı, 'Bir şeye ihtiyacınız var mı' diye. Geçmiş olsun bile dilenmedi. Şu anda çocuğun psikolojisi iyi değil, çok korkmuş, bir daha maça gitmeyeceğini söylüyor. Daha önce de kötü tezahürat olmuştu, ama bu kadarı hiç olmamıştı, sanırım bunda Kürt açılımının epey bir etkisi var. Keşke Diyarbakır 10 gol yeseydi de, bu olaylar olmasaydı."

Bayrak hepimizin
Mehmet Kartalmış (48, emekli işçi, 1986'dan beri Bursa'da yaşıyor)
"Dicleliyim ve Diyarbakırspor taraftarıyım, buraya her geldiklerinde maçlarına gidiyorum. Bunun hakkım olduğunu düşünüyorum. O gün ben, kaynım ve kaynımın çocuğu beraber maça gittik. Stada girer girmez başladılar, 'Kahrolsun PKK' diye tezahürata. İki defa Diyarbakırspor bayrağını indirdiler. Sürekli 'Türkiye, Türkiye' diye bağırıyorlardı, sanki biz başka bir ülkeden gelmiştik. Zaten maç falan izleyemedik. Sürekli olarak sol taraftaki kale arkasından taşlar geliyordu. Taşlar gelince, biz korkarak üst üste yığıldık. Maçın 72. dakikasında polislere yalvara yakara kapıyı açtırdık ve dışarı çıktık. Bayrak hepimizin bayrağı, hepimiz ayağa kalktık, hepimiz okuduk İstiklal Marşı'nı. Kesinlikle 'Kürdistan' diye bağırmadık, sadece rahmetli Gaffar Okkan'ın posterini açtık. Emniyet teşkilatı yanımızdaydı, öyle bir şey olsa Emniyet buna izin verir miydi? Biz maça gittik, politika yapmaya gitmedik ki. Takımın bayrağını, sarı bir zemine falan yapıştırmaya çalışmadık. Giderek artan bir milliyetçi akım var ve bizi korkutuyor."

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 772
favori
like
share