Aşk Yazıları - Hasret Yazıları - Hüzünlü Yazılar - Aşk - Aşk Cümleleri


Aynada Kendine Bakabildin mi?

Aslında kendine güvenli bir liman arayan sendin. Kaçtığın hüzünler benden önce de vardı. Sen bir sır saklamıştın içine, dolu sandığın ruhun büyük boşluklara akmaktaydı.

Sürekli tetikte, gitmeye teşne, bavulun sanki hep yatağın altında hazırdı. Daha güzel bir kadın, daha iyi bir iş, daha geniş bir ev, önüne daha koyulacak her şeye kayabilirdin. Sanırım, söylemesen de öyle yaptın. Hangi “daha” için terk edildiğimi bilmek istemiyordum, zaten kırgındım.
Gerçeklerinle rüyaların birbirine geçmiş senin. Kime ve neye koştuğunu bilmeden savruluyorsun. Bir avcı gibi sessiz ve tetikte yürüdüğün şu hayat yolunda, kendin avlanacaksın ama görmüyorsun.
Pek çok defa inanmadım söylediklerine, bahanelerine ama inanmış gibi yaptım. Mahcup olma diye, karşımda dik dur, ezilme diye, kendimi yalanladım bazen. Bir türlü bitiremediğin çelişkilerinle, sadece bir boşluğa ulaşabilecek ihtirasınla uğraşıp durdum yıllar boyu. Yine de çok sevdim. Yaralı zannettiğim kalbini aşkla kucakladığımda, azalacaktı acın. Öyle sandım!
Seninle doldurduğum her isim, yani aşk, hayat, vefa, yaren, ne varsa sana yüklediğim, hepsi bir cehenneme dönüştü. Kuşatıldım üstelik, karşı durduğum ne varsa, etrafımı sardı. Şimdi, bıraktım kendimi suya bırakır gibi, nereye giderse yaşam, ben de onunla sürükleniyorum. Kaygılanmıyor muyum? Hem de çok! Ama düşününce, ne kadar daha vurabilir ki olacaklar? Senin ağır yaralarından sonra, hepsi vız gelir.
Basit bir özürle savuşturulamayacak kadar derinlerde duruyor tecrübelerim. Merdiven çıkar gibi, her yeni adımımda onların üstüne basarak çıkıyorum. Yoksa çıldırabilir insan! Sana bakarak, birinin kendini bunca aldatmasına nasıl göz yumduğuna anlam veremeyerek aklını yitirebilir. Sakinim, dinginliğimi koruyorum. Bana yaptıklarını geçtim, kendinle kavgana öfkeleniyorum.
Dost sohbetlerinde ara sıra geçiyor adın, irkiliyorum. Neden ayrıldığımızı anlayamıyorlar, dışarıdan çok uyumlu görünüyorduk ya, açıklayamıyorum. Böyle anlar için cebimde bir cevabım hazır duruyor. “Siz hiç gökkuşağının altından geçmeye çalıştınız mı? Siz yaklaştıkça kaçan bir ışık huzmesine asla varılmıyor. Üstelik renklerini güneş ve yağmur gibi iki büyük gerçekten alan koca bir yalansa ulaşmaya çalıştığınız, gün oluyor bunca çaba boşa çıkıyor.” O zaman susuyor herkes, kimse artık seni sormuyor.
Seni anlamak, hatta sana seni anlatabilmek için gösterdiğim çaba, beni çirkinleştirdi. Bir sabah uyandım ve gözlerimi bulamadım aynada. Oysa en çok gözlerimi severdim. Kendinle beraber sürüklediğin kaybolmuş ruhlar çukuruna düşmeden tutundum kenara. Günler, aylar sürdü ayağa kalkmam. Aşağıya baktım, koyu ve derin bir karanlığın ortasında duruyordu yüzün. Korktum! Sonra yan yana geçen uykularımızı düşündüm, irkildim. Nasıl uyanıp da gülümserdim sana? Daha kötüsü sen nasıl bakabildin bunca yıl her sabah kendine aynada?

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 443
favori
like
share
ömr-ü diyar Tarih: 12.10.2009 15:18
çokk gusell olmus emegıne saglıkk